AYNI ÇATININ YABANCILARI

0,4

Yazar:

AYNI ÇATININ YABANCILARI – Vera kitap kapağı
AYNI ÇATININ YABANCILARI – Vera kitap kapağı

Oy vermeyi ve satır arası yorum bırakmayı unutmayın, sizi seviyorum. Keyifli okumalar!! BÖLÜM 4: TATİL Model - Değmesin Ellerimiz Sıla - Kafa Bedük- Koyver Kendini RÜYA Ankara, 2026 Konser sonrası bir yerde oturup kahve içtik. Biraz daha zaman geçirdik. Yeterince eğlendik, güldük. En sonunda eve gitmek için arabalara bindik. Ne ben konuştum ne de Pars. Sessizlik vardı sadece. O an sessizliğin içinde kaybolan ben ve o vardı. Pencereyi açarak karanlığı izledim. Işıkları birer birer hızla geçiyorduk. Pars biraz daha gaza yüklendi. Saçlarım yüzüme savruldukça bir elimle onları geriye ittim. Gece Ankara'nın sıcaklığını yavaş yavaş üzerinden atıyordu. Gündüzün kavurucu havasından geriye, tenime dokunan hafif bir serinlik kalmıştı. Şehrin ışıkları arabanın camından içeri süzülüyor, birkaç saniyeliğine yüzümü aydınlatıp ardından geride kalıyordu. Her ışıkla yüzü değişiyor, sonra yeniden karanlığa gömülüyordu. Pars'ın elleri direksiyonun üzerindeydi. Parmakları müziğin ritmine belli belirsiz hareket ediyor, gözleri ise bir an olsun yoldan ayrılmıyordu. Konser boyunca elimi tutan eller şimdi direksiyondaydı. Nedense bu düşünce bile içimde tuhaf bir sıcaklık oluşturuyordu. Başımı koltuğa yaslayıp gözlerimi birkaç saniyeliğine kapattım. Kulaklarımda hâlâ konserin uğultusu vardı. İnsanların sesleri, müzik, Selin'in bağıra bağıra şarkıya eşlik edişi... Hepsi zihnimde birbirine karışıyordu. Birkaç saat önce kalabalığın ortasında kendimi dünyanın en hafif insanı gibi hissetmiştim. Şimdi ise o hafifliğin yerini düşünceler alıyordu. Gözlerimi tekrar açtığımda yine ona baktım. "Niye bu kadar hızlı gidiyorsun?" Sesim sessizliği böldüğünde Pars'ın çenesi hafifçe gerildi. Birkaç saniye cevap vermedi. Sonra gözlerini yoldan ayırmadan konuştu. "Geç oldu." "Bu kadar hızlı gitmen gerektiği anlamına gelmiyor." Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. "Korktun mu?" "Hayır." "Yalan." Kaşlarımı çattım. "Nereden biliyorsun?" "Çünkü korktuğunda sesin böyle çıkıyor." Bir an sustum. Beni yine şaşırtmıştı. "Sen beni ne zamandır bu kadar iyi tanıyorsun?" Pars bu kez kısa bir süreliğine bana baktı. Gözleri karanlığın içinde bile dikkat çekiyordu. Sonra yeniden yola döndü. "Tanımaya çalışıyorum." Bu cevap beklediğimden daha sakin gelmişti. Başımı cama yasladım. "Bazen fazla uğraşıyorsun." dedim net bir sesle. "Sen de kaçıyorsun." "Kimden?" "Benden." Kalbim göğsümün içinde bir anlığına sertçe vurdu. Dışarıdaki ışıklar hızla akıp giderken hiçbir şey söylemedim. Parmaklarımı çantamın üzerinde gezdirdim. Söylemek istediğim çok şey vardı ama hiçbiri dudaklarımdan çıkmaya cesaret etmiyordu. Pars radyonun sesini biraz kıstı. Arabadaki sessizlik yeniden büyüdü. Bu kez rahatsız edici değildi. Sanki ikimiz de söylemek istediğimiz şeyleri kelimelere dökmek yerine sessizliğin içine bırakıyorduk. Bir süre sonra kırmızı ışıkta durduk. Arabanın içindeki loş ışık yüzünü aydınlatırken Pars başını bana çevirdi. "Bugün nasıldı?" "Ney?" "Konser." Gülümsedim. "Güzeldi." "Sadece güzel miydi?" Biraz düşündüm. "Çok güzeldi." "Neden?" Sorusu karşısında kaşlarımı kaldırdım. "Yedinci Ev'i seviyorum." "Onu sormuyorum." Ne demek istediğini anlamıştım. Gözlerimi kaçırdım. "Arkadaşlarımla dışarı çıktım. Eğlendim. Uzun zamandır böyle bir gün geçirmemiştim." Pars birkaç saniye yüzümü izledi. "Mutlu oldun." dedi kendinden emin bir şekilde. "Evet." "Benim sayemde." Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. "Kendini fazla önemsemiyor musun?" "Biraz." "Biraz mı?" "Tamam. Fazla." Kahkaha attım. Kırmızı ışığın süresi dolup yeşile döndüğünde Pars yeniden yola çıktı. Yüzündeki gülümseme hâlâ kaybolmamıştı. "Sen güldüğünde güzel oluyorsun." dedi. Bu kez cevap veremedim. Kalbimin hızlandığını hissettim. Ondan kaçmak zordu, ben kaçarken o peşimden geliyordu. "Pars," dedim yutkunarak. "Efendim?" "Böyle konuşma." "Neden?" "Çünkü," Cümlem yarıda kaldı. Çünkü sana inanmak istemiyorum. Çünkü sana alışmaktan korkuyorum. Çünkü her söylediğin kelime, aramızdaki o ince çizgiyi biraz daha siliyor. Hiçbirini…

Bölümün tamamını WritePad'de oku