AYNI ÇATININ YABANCILARI

0.1

Yazar:

AYNI ÇATININ YABANCILARI – Vera kitap kapağı
AYNI ÇATININ YABANCILARI – Vera kitap kapağı

Oy vermeyi ve satır arası yorum bırakmayı unutmayın, sizi seviyorum. Keyifli okumalar!! BÖLÜM 1: TARÇINLI KURABİYE Şarkı: Candan Erçetin - Gamsız Hayat. Hadise - Yaz Günü RÜYA Ankara, 2026 29 Haziran. Ankara'ya geleli bir gün olmuştu. Bir gün içerisinde, Atalay ve Sedef abla hariç hiç kimse ile samimiyet kuramamıştım. Hepsi bana karşı bir kin besliyordu sanki. Öyle mesafeli davranıyorlarda ki bi an kendimi suçlu hissetmeye başlamıştım. Hepsine güzelce yaklaşmaya çalışsamda hepsi bir bahane bulup kaçıyordu. Bende daha fazla üstelemedim. Atalay ile takılmaya devam ettim. Sabah kalktığımda beşten fazla mesaj ile bakıştım. Hepsi annemden gelen mesajlar. Anne: Babanın yanına mı gittin?! Anne: Geri döneceksin! Ben sana böyle mi öğrettim. Anne: Her şeyden kolayca vazgeç diye mi büyüttüm seni? Anne: Allah belanı versin. Anne kişisi engellendi. Uğraşmayacaktım. Engellemiştim. Hayatımda artık bir anne yoktu. Olmasınıda istemiyordum. Telefonu komodinin üzerine bıraktım. Parmaklarım hâlâ hafifçe titriyordu. Ekranda annemin adı artık görünmeyecekti. Ne bir arama, ne de gecenin bir yarısı gelen uzun mesajlar. İçimde garip bir boşluk oluşmuştu. İnsan, canını en çok acıtan kişiyi bile hayatından çıkarınca hemen rahatlayamıyormuş. Sanki yıllardır sırtımda taşıdığım ağır bir çantayı yere bırakmıştım da omuzlarım hâlâ o yükü hissediyordu. Perdeleri iki yana çekince sabah güneşi odanın içine doldu. Ankara'nın sabahları İstanbul'dan çok farklıydı. Hava daha serindi. Camı açar açmaz yüzüme kuru ve temiz bir rüzgâr çarptı. Bahçedeki lavantalar hafifçe sallanıyor, çimlerin üzerinde kalan çiğ taneleri güneş ışığında parlıyordu. Uzaklardan geçen bir aracın sesi dışında etraf oldukça sakindi. Bu sessizliğe alışmam zaman alacaktı ama rahatsız etmiyordu. Aksine, zihnimin içindeki gürültüyü bastırıyor gibiydi. Dolabımı açıp uzun uzun kıyafetlerime baktım. Bugün ne giyeceğimi düşünmek bile gereksiz geliyordu. Sonunda açık mavi, bol kesim bir kot pantolon ile beyaz, ince kumaşlı bir gömlek seçtim. Saçlarımı yüksek bir at kuyruğu yapıp aynanın karşısına geçtim. Aynadaki kız bana yabancı görünüyordu. Gözlerimin altındaki morluklar hâlâ silinmemişti. Son birkaç ayın yorgunluğu yüzüme işlemişti. Dudaklarımı hafifçe birbirine bastırdım. "Güçlü ol." Bunu aynadaki kıza söyledim. Belki bana inanmazdı ama en azından denemiş olurdum. Odamdan çıktığımda koridor sessizdi. Merdivenlerden aşağı inerken ev yavaş yavaş uyanıyordu. Alt kattan tabakların birbirine değen sesi geliyor, mutfaktan yayılan tereyağı kokusu bütün evi sarıyordu. Burnuma birkaç saniye sonra tarçının sıcak kokusu da karışınca istemsizce gülümsedim. Atalay dün yalan söylememişti. Gerçekten her sabah güzel kokular yükseliyordu bu evden. Mutfaktan içeri girdiğimde Gül Hanım fırının kapağını açıyordu. Yüzüne vuran sıcak buharla birlikte mis gibi tarçın kokusu mutfağın her köşesine yayıldı. Tezgâhın üzerinde yuvarlak yuvarlak dizilmiş hamurların üzeri hafifçe çatlamış, kenarları altın rengini almaya başlamıştı. Küçük bir tencerede eritilmiş tereyağı duruyor, yanında tarçın ve esmer şekerin karıştırıldığı geniş bir tabak bekliyordu. "Günaydın kızım." dedi Gül Hanım, elindeki bezle tepsiyi dikkatlice tezgâha bırakırken. "Günaydın." "Erken kalkmışsın." "Alışkanlık." Başımı hafifçe eğerek kurabiyelere baktım. Daha fırından yeni çıkmışlardı. Üzerlerinden ince ince duman yükseliyor, mutfağın camlarını hafifçe buğulandırıyordu. "Merak ettin değil mi?" Biraz utanarak gülümsedim. "Kokusu bütün koridora geliyor." dedim. "Gelmez olur mu? Bu evin çocukları bu kokuyla büyüdü." Söylediği cümle beni düşündürdü. Bu evin çocukları. Ben de artık o cümlenin içinde miydim? Gül Hanım küçük bir fırçayla kurabiyelerin üzerine incecik tereyağı sürmeye başladı. Ardından onları tarçın ve esmer şeker karışımına hafifçe dokunduruyor, tekrar tepsiye diziyordu. En son ortalarındaki minik çatlaklardan hafifçe görünen cevizli dolgu dikkatimi çekti. "İçinde ne var?" Gül Hanım göz kırptı. "Tarif sorulmaz." "Daha dün 'ne istersen sor' demiş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku