AY VE KURT: SIRRIN PENÇESİNDE

1.Bölüm

Yazar:

AY VE KURT: SIRRIN PENÇESİNDE - Gölgelerinışığı kitap kapağı
AY VE KURT: SIRRIN PENÇESİNDE kitap kapağı

Herkese merhaba! Bu benim ilk kurgum. Elimden geldiğince en iyisini yazmaya çalıştım. Lütfen eleştirilerinizi yapıcı bir dille paylaşın. Kötü niyetli yorumlar yerine, emeğe saygı gösterilmesini rica ediyorum. Hikâyeme bir şans verirseniz çok mutlu olurum. Şimdiden teşekkür ederim! 💛 ~ iyi okumalar dilerimmm🌼 1.Bölüm 20.12.2004 Zaman ağır ağır akmıştı. Saatler günlere, günler haftalara karışmıştı. Önce bir saat geçmişti... sonra beş... bir gün... üç gün... dokuz gün... on sekiz gün... bir buçuk ay… Ve şimdi tam üç ay. Minik Ayça, tam üç aydır babasının sesini duymamıştı. Kara gözleri, onun güçlü bakışlarına ve sıcak gülümsemesine hasretti. Babası, bordo bereli özel kuvvetler mensubu, Mızrak Timi Komutanı Yüzbaşı Emir Oğuz Kara görevdeydi. Ayça için o sadece bir asker değil, dünyadaki en büyük kahramandı. Küçük kız her zamanki gibi salonun cam kenarında oturmuş, boyama defteriyle uğraşıyor gibi yapıyor ama aslında gözlerini bahçeden ayırmıyordu. Babasının yolunu gözlüyordu. Annesi, Cumhuriyet Savcısı Leyla Kara, mutfaktan çıkıp elinde kakao kokan bir bardakla yanına geldi. Sütü küçük sehpanın üzerine koyunca Ayça kollarını açıp annesine sarıldı, yanaklarından öptü. Leyla da gülümsedi, kızının burnuna sevgiyle dokundu. "Benim minik kızım..." Ayça tam "Babam ne zaman gelecek?" diye soracaktı ki, bahçeye bir araba girdi. O sesi tanıyordu. Ayça artık babasının arabasını sesinden bile ayırt edebiliyordu. Bir anda annesinin yanından fırlayıp kapıya koştu. İki abisi de çoktan ayaklanmıştı. "Durun!" diye bağırdı Ayça. "İlk ben gideceğim babama!" İki abisi gülümseyerek ona baktı. Çünkü bu heyecanı çok iyi biliyorlardı. Ayça'nın abileri, çift yumurta ikizi olan Arslan Kara ve Atlas Kara'ydı. Beş dakika arayla doğmuşlardı ama birbirlerine hiç benzemezlerdi. Biri babasının sertliğini, diğeri annesinin sakinliğini taşırdı. Arslan hızla ayakkabılarını giydirdi, Atlas ise Ayça'nın montunu ve atkısını taktı. Kıştı; her yer karla kaplıydı. Kapı açılır açılmaz bütün sokağı minik Ayça'nın sesi doldurdu: "Babaaa!" O sırada Emir Oğuz Kara timiyle birlikte arabadan iniyordu. Her zamanki gibi tek araçla gelmişlerdi; Mızrak Timi her zaman birlikteydi. Ayça, karın içinde minik ayaklarıyla babasına doğru koşmaya çalıştı ama bir anda kayıp düştü. Gözleri dolmak üzereyken güçlü iki kol onu yerden kaldırdı. "Hey benim küçük savaşçım..." Emir, kızını havaya kaldırıp iki yanağından öptü, sonra sıkı sıkı sarıldı. Ayça da babasına sarılmış, bırakmak istemiyordu. "Babam..." diye fısıldadı. Timdeki diğer askerlerin çocukları da birer birer babalarına koşmuştu. Bahçe, kahkahalar ve sevgiyle dolup taşmıştı. Emir Oğuz Kara, ikizlerini Arslan ve Atlas'ı görünce gülümsedi. Ayça'yı bir kolunda tutarken dizlerinin üzerine çöktü, iki oğlunu da kendine çekti. Üçünü birden kollarının arasına aldı. Arslan babasının omzuna yaslandı, Atlas başını diğer omzuna koydu. Ayça ise hâlâ göğsüne sımsıkı sarılmıştı. O an, zaman durmuş gibiydi. Şikâyet yoktu. Sitem yoktu. Sadece bir babanın, üç evladını kucakladığı o sıcak an vardı. __ 09.09.2025 "Lan oğlum daha hızlı koşun" diye bağırdım arkamdaki yavaş ekibime. "Kızım daha ne kadar hızlı koşabiliriz ki" diye söylendi arkamdaki uyuşuklardan biri. "Bana cevap verin o halde ben nasıl sizden ötede o kadar hızlı koşuyorum acaba. Koşarken beni konuşturmayın be yavaşlıyorum sizin gibi" diye çemkirdim resmen arkadakilere. "Yanlışın var güzel kardeşim sen bizden 30 saniye önce koşmaya başladığın için biz geride kaldık yoksa çoktan geçmiştik seni o yüzden bize çemkirme boşuna." Diyen Emiri sonra azarlayacaktım. Tamam belki bir tık. Azıcık. 0,0000001. Ucundan haklı olabilir ama sadece o kadarcık daha fazlası zarar. Eeee ne demişler fazla şeyler hep zarar mı nedir öyle bir söz vardı aman her neyse. "Bunu seninle sonra konuşacağız Emir bey unutturma bana gebertirim." Diye arkaya bağırdım. "Allah'ın belası" diye önümüzde Tarzan gibi koşan hırsıza bağırdım. Hayır yani öyle de böyle sonunda yakalayacağım ve onu çok güzel seveceğim. "Bana bak hırs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku