Ay Tozu

Bölüm 2 | Ay Tozları

Yazar:

Ay Tozu – Lea Andrea kitap kapağı
Ay Tozu – Lea Andrea kitap kapağı

1584, İngiltere B üyük kolonların içlerinde bulunan hoş mumlar ile aydınlatılmaktaydı İngiltere’nin önde gelen düklerinden biri olan Dük Benjamin’in geniş salonu. Dük’ün verdiği özel bir davete katılanların sayısının fazlalığından dolayı salon oldukça kalabalıktı. Bu kalabalığın arasında kendisini hiç buraya ait hissetmeyen Vikont Gabriel gözlerini etrafta gezdirmekten vazgeçmediği hâlde etrafı algılamıyor, zihninin içerisinde onlarca şiir dizileri oluşturuyordu. Evin estetik güzelliği bile Gabriel’a şiir konusunda ilham veriyordu lâkin bir şair olma hayalleri yıllar önce yıkılmıştı. Gabriel, tam on üç yıldır ne şiir yazıyor ne de girdiği ortamlarda böyle bir özelliğinden bahsediyordu. O sadece babasının unvanını devralan bir vikont idi, ne eksik ne de fazla. Gabriel’ın etrafında çeşitli rütbelerden insanlar, eşleriyle beraber gelen dükler, baronlar ve binbir çeşit renk kıyafetlerle bezeli kadınlar vardı. Fakat ne yazık ki Gabriel bu tür yerlerden hoşlanan biri değildi, tam bir vikont sıfatına erişmiş olsa dahi insanlara gösterdiği kişiliği ile gerçek kişiliği arasında koca bir uçurum vardı. Gerçek kişiliğini göstermeyi yıllar önce bırakmıştı. Tam on üç yıl olmuştu hem kendine hem de kendisi için özel olan birine söz vereli. Aşkının ve kalbinin kırıklarını ay tozunun parçalarına gömerken kişiliğinin de bir kısmını gömmüştü aslında. Ay tozunun parçalarını evrenin bilinmez sonsuzluklarına saklamış, onları asla çıkmamaları için adeta Pandora’nın Kutusu gibi mühürlemişti. Bir köşesine çekilmiş, insanları süzerken ve davet salonundaki uğultuya kulaklarını tıkamışken görüş açısına giren kişi, Gabriel’a bir kadeh üzüm şarabı uzattı. “Ne bakıyorsun öyle aval aval?” Gabriel güldü ve kardeşinin uzattığı kadehi aldı. “Böyle yerleri sevmediğimi biliyorsun,” dedi ve kadehi yudumladı. Lucian’ı görmesiyle netlik kazanan görüş açısına bu kez uzakta bir yerde bir düşes ile hararetli bir şekilde konuşan eşi Anna girdi. Anna onun baktığını hisseder gibi gözlerini ona çevirdi ve küçük bir gülümseme sundu Gabriel’a. Adam ona çarpık bir gülümseme sunup içkisini yudumlamaya devam etti. Evlendiklerinden beri gittikleri her davette ve katıldıkları her sıkıcı şeyde bir yanda Gabriel olur bir yanda Anna olurdu. Vikontes Anna, sosyal çevresini iyi bir şekilde düzenleyebilen ve ilişkilerini güçlü tutan bir kadındı; Gabriel’ın çekingenliğini ve sosyal çevrelerdeki sıkılganlığını hiç sevmezdi. Kocasının tüm sosyal ilişkilerine karışma ve onun politik ile sosyal çevresini düzenleme ihtiyacı hisseden Anna hem kendisinin hem de kocasının sosyal statüsünü korumayı kendisine görev edinmişti. Dalgalı, koyu kahverengi saçlara ve açık yeşil gözlere sahip olan eşine bakarken Gabriel’ın zihninde kâğıt kaleme geçirilen dizeler bıçakla kesilirmiş gibi sona ermişti. Anna’yı sevmek için çabalamıştı, onu sevmişti ve ondan olan üç çocuğunu da canından çok seviyordu lâkin Anna tüm otoriter havasıyla adamın ilhamının önünü kesiyordu. Elbette Anna ne Gabriel’ın zihnindeki ne de geçmişindeki şiirlerden haberdardı, bu da Gabriel’ın kilitlediği Pandora’nın Kutusu’nu zihninde ve sonsuzlukta saklamasına yardımcı oluyordu. Lucian ile bir sohbete daldığında zihnindeki akış tamamen sona ermişti. Gabriel burada bulunma amacını ve Anna’nın varlığını unutmuştu. Kardeşiyle sohbet ederken kendisini geçmiş günlerde, ikisinin de evlenmediği ve genç olup çapkınlık peşinde oldukları zamanlardaki gibi özgür hissetmişti. Lucian ile rahat bir şekilde sohbet etmeyi, politika yerine başka şeylerden söz etmeyi özlemişti. Gabriel’ın sağ elindeki kadeh, onun bu gece yudum yudum alarak bitirebildiği ikinci kadehiydi henüz. Lucian’ın aksine bu içkiyi hoş bulmazdı. Elindeki kristal süslemelerle kaplı kadehten aldığı son yudum, salona adeta İngiltere Kralı ve Kraliçesi gibi büyük bir özveriyle giriş yapan ve herkesin dikkatini çeken çifti gördüğünde boğazında kalmıştı. Lucian onun bu hâlini gördüğünde kadehi onun elinden alarak kaşlarını çattı. “Yaramıyorsa içmeyeceksin kardeşim,” diye söylenen kardeşin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku