7| tepki
Yazar: geceninkaranlığı

Bölüm görselleri

Yeni bölümler sizlerle ay ışıklarım. Yorum yapmayı ve fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın. Benim için kısa geçen bir bölümdü ama hemen ardından özel bölümümüz olacak. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar dilerim🌙🤍 ☆♡☆ Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey… Fakat artık ümit yetmiyor bana Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum. ~Nazım Hikmet Umut etmek kumar oynak mıdır diye düşünüp duruyorum. Sonu belli değil ama sen öyle olsun istiyorsun. Sonu belli değil ama umut ediyorsun. Aslında kumar oynamak kontrolün elde olmadığı bir yola girmektir. Kumarda kaybetmek tüm varlığını kaybetmekte belkide. Umut etmek ise sonu belirsiz bir hayatta ilerleyebilmek için içimizde yaktığımız ışıktır. Umudun kırılması bütün ruhunu kaybetmektir kesinlikle. Var olmak ödül müdür, ceza mı? Ödülse yok olduktan sonra ceza, ceza ise yok olduktan sonra ödül olabilir miydi? Yaşarken var olmak, yaşarken yok olmak, yaşamak nefes almak mıdır, yaşamak mutlu olmak mı? Hayatımın belli bir dönemi hep aynı döngüde yaşamıştım. Ataerkil bir ailede büyümüş, fikirlerimin ve duygularımın hiçe sayılmasına hep alışmıştım. O dönemi alt üst eden biri girmişti hayatıma. Fırat Âşık. Alt üst etmek hep kötü anlamlardan kullanılırdı ama Fırat iyi ki benim hayatımı alt üst etmişti çünkü benim kötü hayatım ondan önceydi. Alt üst etmek belkide o olayın tam tersine yöneltmekti. O benim hayatımı alt üst etmişti ve beni kurtarmıştı. Aslında şimdiye kadar yaşadığım bu hayat ikiye ayrılıyordu. Fırat’tan önce ve Fırat'tan sonra. Zulüm ve huzur. Benim bir tane ailem olmuştu o da Fırat'tan sonra. Aslında Fıratla. Bana sunulan lütuf Âşık soy ismini taşıyan kişilerdi. Olay hiçbir zaman para olmamıştı. Ben Fırat'la en dipte kalmayı bile kabul ederdim. Bana en huzurlu hayatı sunsalar ilk soracağım Fırat var mı sorusu olurdu. Fırat varsa zaten çocuklarım ve kardeşim de olurdu. Beni bu derece güçleştiren, tokat bile atamayan Dicle Kurul’u iki adamı tekte yere serebilecek Dicle Âşık’a dönüştüren, benim belkide hayatta bulduğum tek şans olan Fırlat’tı. Şimdi karşımızda bulunan adama tek kelime bile etmiyor ve benim üste çıkmama izin veriyordu. “ Benimle olduğun her an rahatta kal sarı kız. Ben senin üstün değilim. Sahte bir evliliğin gerçek bir saygısıdır bu. Yaz bir kenara hatta sen çiz. Resimlerinin güzel olduğunu gördüm, gözlerin gibi.” İlk andan bu yana söylediği çoğu kelime zihnine kazınmıştı. Acımasızca kanıma girmiş her damarlara karışmış ve kalbimi fethetmişti. Her neyse. Ben buraya kızımı oğullarıma emanet edip geldim. İş hemen bitsin ve tekrar göreyim onu. Elimdeki zippoyu açıp kapatıyorum. “Nasıl hissediyorsun?” “Buradan çıktığım an sizin soyunuzu yok edeceğim!” “Sizin başka tehditleriniz yok mu ya?” Adama bakarken ölümcül olan bakışlarımı masumlaştırıp hemen arkamdaki kocama döndüm. Dudaklarım çocuk gibi büzüşürken parmağım Mahmut’u gösterdi. Hain. Hani yıllar önce baloncu kılığına giren hain. “Ama ben böyle eğlenmiyorum ki kocam.” “Daha eğlenmeye başlamadın bile. Yılların acısını çıkart ve sıra bana geçsin.” Sabırsızca sigarasını içmeye devam etti. “Ama ben hâlâ eğlenmiyorum!” Bir ayağımı yere çarptığımda depoda ki benzin kokusunu hissettim. Etrafa sıçrayan sıvıyıda. Şaşırmış gibi yapıp yere baktım. “Aman Tanrım bu da ne?” Fırat'ın koluna yapışıp sanki gerçekten korkuyor gibi gözlerim dolmuştu. “Hayatım bu şey benzin mi?” “Evet güzelim.” “Peki bu benzin bir zalimin sonunu mu getirecek?” “Evet güzelim.” “Peki o kişi bunu hak ettimi?” “Fazlasıyla.” Robot gibi konuşup sinirlerimi bozduğu için onu daha sonra pataklayabilirim. Ama şimdi değil. “Pekâlâ.” Tekrar sert halime dönerken yavaş adımlarla Mahmuta yürüdüm. Yerde ayaklarını uzatmış bir haldeydi. Yumruğumu kaldırıp yüzüne sertçe çarptım. “Bu bir çocuğu annesinden ayırdığın için.” Biz gelene kadar zaten güzel acı çekmiş olmalıydı kafası eğildiği yerde kaldı. Çenesinden tutup geri düz tuttum. “Bu bir çocuğun cümlelerini aldığın için!” Kızım konuşamıyordu. K…