Ay Işığının Acısı

6| kırık umut

Yazar:

Ay Işığının Acısı – geceninkaranlığı kitap kapağı
Ay Işığının Acısı – geceninkaranlığı kitap kapağı

Ağlatır beni dünya ehlinin acımasızlığı; Bu fani alem için beklentiye giren kalbime de kırgınım. ~Cahit Zarifoğlu Yeni bölüm sizlerle🌙🤍 Yorum yapmayı ve kendi fikirlerinizi paylaşmayı unutmayız. İyi okumalar dilerim🤍 ★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★ Umut denilen duygu nasıl bir his bilirmisiniz? Hani belkilerle başlayan ama keşkelerle biten o duygular... Hayal kırıklığı, kalp kırgınlıkları ve bolca gözyaşı... Umut etmiştim. Kızım gelecek; benimle, bizimle olacak ve biz tamamlanacağız. Tamamlanamadık. Kızım geldi evet ama biz yarım kaldık. Kızımın durdu kalbi ve nefesi gitti. Kızım gitti. İşte bu kalp kırgınlığı. Kızım geri gelmeyecek ve biz hep yarım kalacağız. Kızım gitti. İşte bu hayal kırıklığı. Umut nedir bilir misiniz? Belki kalbi geri atar, belki nefes almaya başlar... Belki, belki de kim bilir kızım açar gözlerini. İşte bu umuttur . Umut etmiştim. Kalbim kırılmıştı, ruhum kanamıştı ve göz yaşlarım artmıştı. Evet tükenmedi arttı. Arttı çünkü aradan geçen koskocaman o dört yıl bana ağlamayı öğretti. Umudum kırılmadı, kızımın kalbi çalıştı. Dünya çok acımasız bir yerdi. Belkide bu dünya çok kıskançtı. Mutluluğumu kıskanmıştı bu fani dünya ve beni acıyla sınamıştı. Belkide ben bunu hak etmiştim. Hak etmiş miydim? Beklentilerle dolu geçirdiğim bu bir ay da kilolar verdiğimi hissediyordum. Dört yıl beklemiştim ben ay ışığımı, ama maalesef bu süreye bir ay daha eklenmişti. Kalbi çalışmıştı, müdahaleler yapılmıştı ve nefes almaya başlamıştı. Ama gözleri açılmadı. Kalbi tam olarak sekiz dakika çalışmadı. Vücudu tam sekiz dakika oksijensiz kaldı. Kızım daha kaç yaşındaydı da bunca acıyı çekiyordu? Kızım altı yaşındaydı. Sadece altı. Aylardan Aralık. Günlerden salı. 29 Aralık 2009 . Günlerdir doktora hep aynı soruyu soruyordum. " Kızım neden uyanmıyor?" Onu uyutuyorlardı. Hep aynı şeylerden bahsediyorlardı ama hiç olumlu konuşmuyorlardı. Beyine sekiz dakika oksijen ve kan gitmemiş ve buna anoksik beyin hasarı deniyormuş. İlk defa duydum. Koma sürecinin sebebi beyindeki ödemi azaltmak ve hücre ölümünü en aza indirmek. Bunları sağlamak için kızımı solunum cihazına bağlamışlardı ve vücut ısısını düşürmüşlerdi. Dün verdikleri ilaçları kesmişlerdi yani onu uyutmayı bırakmışlardı. Ne zaman uyanacağı artık Hilal’e bağlıydı. Şu an nefes alması bile onun ne kadar güçlü olduğunu gösterirdi. Benim ay ışığım çok güçlüydü ve o uyanacaktı. Kızımın elini tutuyordum ama o çok soğuktu. Bugün girmeme izin vermişlerdi yanına. Kızım çok soğuktu. " Ay ışığım. .." Parmak uçlarım yüzünde gezindi. Kafasında sargılar vardı hâlâ. Okşayabileceğim bir saçı yoktu... "Biraz daha dayan annecim. Uyanacaksın. " Açacaktı gözlerini biliyordum ben. Sarılacaktık birbirimize sıkı sıkı. Üzerimde koruma amaçlı giysiler vardı. Maskenin altında sesim nasıl çıkar bilmiyorum ama titriyorum. Çünkü kızım üşüyor, bedeni buz gibi. Eldivenli ellerim onu yeteri kadar hissedemiyordu. Sanki karşımda kırılgan bir cam vardı. Porselen bebek. Birazcık gücümü versem kırılacak gibiydi. Ben onu yüreğime katar kimselerin kırmasına izin vermezdim. Şuan onun sağ elini tutuyordum, zaten sol tarafı yaralıydı. Ayrıca doktor onun sol tarafının felç kalma riskinin olduğundan bahsetmişti. Kızımın sol tarafı her zaman hasarlı kalabilirdi. Keşke kalmasaydı... Elini hareket ettirmeden ben eğilip öptüm onu maskenin ardından. "Seni o kadar özledim ki..." Yüzüne baktım. Çok soluktu teni. "Çok özledim bebeğim." Söyleyecek hiç bir şey bulamıyordum zaten kızım da beni duyamıyordu. "Beni hatırlıyor musun?" Gittiğinde iki yaşında bir bebekti. Beni nasıl hatırlasın? "Olsun yeniden tanışırız seninle. Belki eskisinden daha çok seversin beni?" Boğazımda görünmez bir halat vardı düğüm olmuş sıkıyordu. Başımı önüme eğdim ve onun bembeyaz eline baktım. Porselen bir bebek eliydi sanki... "Ya sevmezsen beni?" Ağlıyordum. Ya sevmezse beni? Ya güvenmezse bana? Yoğun bakım odasının kapısı açılınca gözyaşlarımı hızla sildim. Hâlâ bir elim kızımın elini tutuyordu. Oturduğum yerden kafamı kaldırırken hemşireyi gördüm "Beş dakik…

Bölümün tamamını WritePad'de oku