Ay Işığının Acısı

4| ay ışığında acı

Yazar:

Ay Işığının Acısı - geceninkaranlığı kitap kapağı
Ay Işığının Acısı kitap kapağı

Meğer ne çok yanarmış canı insanın, Baktı yerde göremeyince Görmek istediğini |Cemal Süreya Bir insan hayatında kaç kez düşer? Dizleri yere kaç kez vurur? Yiğidin dizi bükülür üç kez derler. Biri secdeye kul diye, biri toprağa vatan diye ve biri de yârine sevda diye... Benim niye dizlerim bükülmekten usanmıyordu? Gözle görülür yaralar yoktu dizlerimde fakat sızısı hissediliyordu. Somut bir şekilde düşmekten bahsetmiyorum; gayet soyut bir düşüş bu. Yüz gülerken kalp nasıl kan ağlıyorsa, dudaklardan kahkaha çıkarken nasıl ruh kanıyorsa aynı şeydi. dizlerim yere çakılmıyordu boşlukta sürükleniyordu. kendimden utanmam boynumu eğiyordu... Ruhum acıyordu. Dizlerim sızlıyor, sahte gülümsemeler midemi bulandırıyordu.Karanlık gökyüzüne tezat olarak sokakları aydınlatan ışıklar bile başıma ağrılar sokuyor, elimde sıkıca tuttuğum kaseti izlemekte gecikmek iyice canımı sıkıyordu. İlk olarak şu kaset karşılığında para isteyen ergenleri bir depoya bağlamıştık. Kapılarına birkaç adam koyup biraz beklemelerini sağlamıştık. Şimdi ise şirkete adımlıyor, yüzüme çarpan hafif rüzgar nefes almamı sağlıyordu.Sabırlı olmalı, mantıklı davranmalıydım. Hem kızımı bulmalı, hem ailemi ayakta tutmalı, hem de tüm şirketleri yürütmeliydim. İşim zordu. Herkesi yaşadığı kendine zor gelirdi; evet, belki benden daha beter acı çekenler vardı, eyvallah. Fakat benim de acım zordu. Kızım yoktu. Bir ay sonra bir iz bulmuştuk ve pek iç açıcı değildi. Evde bana yaslı beş kişi vardı. Bir annenin bana emanet ettiği iki evlat vardı. Biri karımdı, biri oğul gördüğüm çocuk. Bir de karımın emanetleri vardı; Rüzgar, Tuna ve Cerkutay. Ben yıkılırsam, hatta en ufak sarsıntı bile geçirirsem zarar gören onlar olacaktı. Olamazdı. Ayakta kalmalıydım, sağlam adım atmalı, sabırlı olmalıydım. Mantıklı ol Fırat. Pes etme Fırat. Ayrıca bu da değildi; koskoca Aşık soyadına bağlı gelir kaynakları vardı, onları yürütmeliydim. Omuzlarımda yük vardı. Kızım bize geri gelse o yükler kuş olup uçacaktı ama sanki kuş olan kızımdı . Odama girdiğimizde içeride boğucu bir sessizlik vardı. Atalay kapıyı kapatırken, ben televizyonun altında duran video cihazına adımladım. Elimdeki o sert, simsiyah kasete baktım. Ağır ve soğuk bir kutuydu. Kaseti ait olduğu deliğe ittim. Makine hırsla kaseti içine çekerken ortaya çıkan cızırtılı ses sessizliği böldü. Gözlerimi ekrana diktim. Televizyon öylece açılmadı; ilk gri, siyah ve beyaz çizgilerle dolu karıncalı bir cızırtı göründü. Hoparlörden yayılan boğuk ve rahatsız edici ses, başımdaki ağrıyı arttırmaktan başka işe yaramıyordu. Atalay birkaç tuşa basarken stresten yine bir sigara yakmıştım.Sonunda ekran parladı. Solgun ve biraz bulanık görüntüde, petrolün önünde beliren market ve birkaç genç vardı. Bu ne şimdi? "Bu ne lan?" Gençler kendi aralarında gülüşürken yumruğumu sıktım. "Akıllarınca bizimle mi oynadı bu ergenler Atalay!" Sesim odada yankılanırken ikimizin de küfürleri çocukların salak saçma sohbetlerine karışıyordu. Petrolün kapattığı alanın dışında deli gibi yağmur yağıyordu. Ekranın sağ üst köşesinde dijital sayılarla tarih ve saat görünüyordu: 26.05.2003 - 04:26:51. Gençler büyük ihtimalle kendi aralarında eğlenirken yanlışlıkla görüntüyü yakalamıştı; çünkü kamera açı değiştirdiğinde bu sefer siyah bir minibüs göründü. Gençler sessizleşip kamerayı o yöne yaklaştırdılar ve araba hakkında konuşmaya başladılar. Büyük ihtimalle telefonlarını yeni almışlardı, kamera iyiydi. Arabanın yanında birkaç adam vardı. Etrafı fazla kontrol ediyorlardı ve hatta kameraya bile bakmışlardı. O sırada arabadan bir kadın indi."Bir dakika, bir dakika!"Kadın arabaya eğilip içeriden küçük bir bebek çıkardığında nefesim kesildi. Atalay hızla görüntüyü durdurdu." Kızım? "Gözlerini hafifçe görebiliyordum. Büyüttüğü gözleri ile kadına bakıyordu. Dudakları hafif aralıktı ve kolları kadının omzunu sıkıca tutuyordu. Kayıt başladı, kadının yüzü gözüktü ve onu gördük. Dadı, Fatma Kaçak. Evet, Kaçak... Kimse soyadının hakkını bu kadar veremezdi." Şerefsiz Kaçak Kaçık !" Yüzümü buru…

Bölümün tamamını WritePad'de oku