Başlangıç
Yazar: Ada-books

Sabah telefonumun alarmıyla uyandım. Gözlerimi açar açmaz saatime baktım. 07.10. Yatağımdan kalkıp hazırlanırken koridordan Meyra’nın sesi geldi. “İlkım, kahvaltı hazır!” “Geliyorum!” Mutfağa girdiğimde dört kız da masadaydı. Meyra’nın kıvırcık turuncu saçları yine her yöne dağılmıştı. Mavi gözleriyle elindeki tost makinesine bakıyordu. “Bu çalışmıyor.” İlay kumral saçlarını toplarken ona baktı. “Fişe takılı mı?” Meyra birkaç saniye sustu. “Hayır.” Nare kahvesini içerken başını salladı. “Teknolojiyle arası çok iyi.” Alinay gülerek: “Dün de kumandayı televizyona değil buzdolabına doğrultuyordun.” Meyra hiç bozulmadan: “Belki buzdolabında televizyon vardır.” Kahkahalar yükseldi. Ben masaya oturdum. “Bugün okuldan biraz geç çıkacağım.” İlay başını salladı. “Tamam. Biz de akşam evdeyiz.” Meyra hemen araya girdi. “Ben dışarı çıkacağım.” Nare ona döndü. “Beş dakika önce ‘evden çıkmaya üşeniyorum’ demedin mi?” “İnsan değişebilir.” “Beş dakikada mı?” “Ben hızlı gelişiyorum.” Tekrar gülmeye başladık. Kahvaltımı bitirip tabağımı mutfağa bıraktım. Çantamı alıp ayakkabılarımı giymek için kapıya yöneldim. “Ben çıkıyorum.” Alinay mutfaktan seslendi: “Akşam gelirken ekmek alabilir misin?” “Alırım.” Meyra hemen bağırdı: “Çikolata da!” İlay güldü. “Senin çikolatan hiç bitmiyor.” “Çünkü hayat kısa.” Nare: “Çikolata da kısa sürüyor.” Meyra kahkaha attı. “Bu evde beni kimse anlamıyor.” “Tam tersine,” dedim. “Hepimiz seni fazla iyi anlıyoruz.” Meyra gülerek el salladı. “Akşam görüşürüz!” “Görüşürüz.” Kapıyı kapatıp apartmandan çıktım. Dışarıda hava serindi. Çantamı omzuma takıp okula doğru yürümeye başladım. Okula vardığımda öğretmenler odasına geçip ders planımı hazırladım. İlk dersim coğrafyaydı. Sınıfa girdiğimde öğrencilerden biri hemen sordu: “Hocam, bugün konu mu işleyeceğiz?” “Evet.” “Peki sınav ne zaman?” “Daha konuyu anlatmadım.” “Önden tedbir hocam.” Gülümseyip tahtaya döndüm. “Bugün iklimlerden bahsedeceğiz.” Dersin ortasında başka bir öğrenci elini kaldırdı. “Hocam, Türkiye’de dört mevsim gerçekten aynı anda yaşanıyor mu?” “Bazı bölgelerde hava koşulları çok değişken olabilir.” “Benim odamda da dört mevsim yaşanıyor.” “Nasıl?” “Sabah buz gibi, öğlen sıcak, akşam yine buz gibi.” Sınıf kahkahaya boğuldu. Dersler bittikten sonra eve gitmeden markete uğradım. Tam çıkarken önümdeki adamın elindeki dosyalardan biri yere düştü. Eğilip aldım. “Bunu düşürdünüz.” “Teşekkür ederim.” Üzerindeki üniformayı fark ettim. “Deniz Kuvvetleri’nde misiniz?” “Evet.” Sonra elini uzattı. “Alaz.” “İlkım.” Kısa bir selamlaşmadan sonra ayrıldık. Ben de alışveriş poşetlerimi alıp eve doğru yürüdüm. Kapıyı açtığımda salondan kahkaha sesleri geliyordu. Meyra yerde oturmuş, Alinay’ın telefonundaki fotoğraflara bakıyordu. “Bunu neden çekmişiz?” Alinay: “Hatırlamıyor musun?” “Hayır.” İlay fotoğrafa baktı. “Çünkü o gün hepimiz uykusuzduk.” Nare ekledi: “Ve Meyra kahvaltıda tuz yerine şekeri yumurtaya dökmüştü.” Meyra bir an düşündü. “Ben onu hâlâ savunuyorum.” “Nasıl savunuyorsun?” “Farklı bir tarifti.” Çantamı bırakıp yanlarına oturdum. Meyra bana döndü. “İlkım, karar ver. Tuzlu yumurta mı, şekerli yumurta mı?” “Ben normal yumurtadan yanayım.” “Demek ki sen de değişime kapalısın.” İlay gülmeye başladı. “Bırak şu kızı, daha eve yeni geldi.” O akşam yine uzun uzun konuştuk. Benim için gün, diğer bütün günler gibi başlamıştı. Ama hayat bazen en sıradan günlerin içine küçük bir tesadüf bırakır. Ben o gün Alaz’la tanıştım. Ve bunun sadece başlangıç olduğunu henüz bilmiyordum.