1. Bölüm
Yazar: Ayşe Türkel

Feray 16 yaşında. Umutsuzca yanına geldiğim annemin yanında "Anne, babama söyle beni de iş yerine götürsün." diye isyan ediyordum ama annem beni dinlemiyor gibi, pilav yapmak için şehriye kavurup bir yandan şarkı mırıldanıyordu. Sayısız söz söylememe rağmen hala bana bakmadığı için "ANNE." diye bağırmamla bana döndü ve sinirli sinirli bakmaya başladı. "Niye bağırıyorsun kızım? Senin sesinin ayarı neden yok? Dört adım ötede duruyorsun." Ses tonu annelerin o azarlar tonundaydı. "Diğer türlü konuşunca duymuyorsun ki." "Ne istiyorsun?" Kaşları çatılmıştı. Ona bu itamı yapmamdan hoşlanmamıştı. "Babam ile konuş işe beni de götürsün. Hep abilerimi götürüyor. Bende gitmek istiyorum. Hem ben önceden gittim ve onlardan iyi öğrendim. Onlar bunu bildiği için beni yanlarında kabul etmiyorlar. Babama yalan yanlış şeyler söylüyorlar. Babam da onlara inanıyor." "Canımın içi biliyorum abilerinden daha iyi öğrendin ama asıl konu baban sana kıyamıyor. Sen derslerine çalış. Abilerin okumadığı için babanın yanında çalışıyor. Mecburlar. Lise bitti okumadılar. Sen liseni bitir." Gözlerimi doldurup, "Anne lütfen, ben tamirci olmak istiyorum." dedim ağlamaklı ses tonumla. "Babamın yanında olmak istiyorum. Okulu sevmiyorum. Dersleri sevmiyorum. Lütfen açığa alıp babamın yanında çalışmama izin ver. Hadi zaten 11. sınıfa geçtim. İki yıl dışarıdan okur sonra sıkılırsam üniversite sınavına girerim. Lütfenn." Gözlerimi üst üste kırpıştırdım. Annem içi acır gibi bakıp, "Tamam. Gözyaşlarını geri gönder. Baban görmesin bunun için ağladığını, üzülür. Ben onunla konuşacağım. Ama sadece iki yıl. Sonra sıkıl, sıkılma o üniversiteye gidilecek. Anlaşıldı mı?" dedi otoriter sesiyle. "Başka türlü kabul etmiyorum." Ellerim ile sahte göz yaşlarımı silip hızla anneme sarıldım. "Canım annem, teşekkür ederim. Söz, söz gireceğim üniversite sınavına. Sonra karar verdiğim mesleği yapacağım. Seni de hiçbir zaman keşke dedirtmeyeceğim." Ayrıldığımız an mutfakta bir yanık kokusu oldu. Annem tencerede yağın içinde yanmış olan şehriyelerine bakıp iç çekti. Ocağın altını kapatıp meşhur ayaktaki terliği ele alama yolunu izleyerek, popoma vurmaya başladı. Tabii annem daha fazla yorulmasın diye koşarak mutfaktan çıktım. "Seni seviyorum annem. Bir tanesin." "Deli kız, bir daha ben yemek yaparken beni lafa tutarsan bu sefer kötü olur." Bağırarak konuşması bitti ama sessiz sessiz konuşmaya devam ediyordu. Sevinçle odama gitmek için salına salına koşuyordum. Artık okula gitmek yoktu. Babamın yanına çalışacaktım. Aslında geçen sene bu olacaktı ama abilerim, ' Baba, Feray kendini sen yokken arabaların altına girmek için ısrar ediyor. İnadını biliyorsun. Sahip çıkamıyoruz.' demelerinin üzerine babam beni uyarmış ve hatta yazın da yanında çalışmamı yasaklamıştı. Babam bana zarar gelir diye her seferinde beni tamirhaneden atıyordu. Bildiğimiz atıyordu. Ama artık gidecektim. Kıskanç abilerime inat babamın yanında çalışacaktım. Onlardan daha iyi olduğumu gözlerinin içine baka baka kanıtlayacaktım. ********** "Feray. Çık şu arabanın altından. Babam sana bunu yasaklamadı mı kızım?" diyerek bağırdı Gökay abim. Gün içerisinde çok fazla bağırıyordu. Ses tellerine zarar gelecek diye korkuyordum. "Abim böyle bağırmaya devam edersen ses tellerin kopacak. Lütfen sessiz konuş. Ben annem değilim, seni duyuyorum. Daha genç yaşında sesin kısılsın istemem. Biraz iyi olur ama neyse." Bir yandan ona laf yetiştirirken bir yandan hâlâ yerinden çıkartamadığım cıvatayı çıkartmak için anahtarı büküyordum. En sonunda elime düşün civata ile derince gülümsedim. "Feray, ne bok yersen ye. Ama bir şey olursa ben kabul etmiyorum. Annem yemeği yapmış alıp geleceğim. Düzgün şekilde işini yap. Başka işlere dokunma birazdan Yaman gelir, o yapar devamını. Sende işini yap çık şuradan. Bir daha da ben izin vermeden yapma. Elin kanasa hesabını ben veriyorum. Bunu bilerek işlerini yap." dedi ve ayağıma vurdu. " Duydun mu beni?" "Sağır mıyım ben? Siktir git nereye gidiyorsan. Rahat bırak beni. Babam da bana bir şey olursa mecbur sa…