Ay'ın Gölgesi

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yazar:

Ay'ın Gölgesi - karakomur kitap kapağı
Ay'ın Gölgesi kitap kapağı

Tel tokayı parmaklarımın arasında sıkarken zihnimin içinde onlarca simülasyon aynı anda çalışmaya başladı. Başı sonu belli olmayan bir olasılık zinciri, beynimin koridorlarında birbirini vahşice infaz ediyordu. İlk dalga, bu dar alanda adamlarla karşı karşıya geleceğim fiziksel kaçış ve yakın çatışma fikirleriydi. Birbiri ardına üç boyutlu simülasyonlar çalışmaya başladı Kapıyı tel tokayla açtığım an kaba kuvvetle öne atılmak en kestirme yol gibi göründü. İlk saniyelerde avantaj benim gibi görünüyordu, fakat ellerim serbest olsa bile dar alanda silahlarını doğrultmuş iki adam vardı. Saniyeler içinde yere serildim; silahlı profesyoneller karşısında bu hamlenin başarı şansı yüzde birdi. Zırhlı kapıyı sessizce aralayıp hareket halindeki araçtan aşağı atladım. Çelik kafesten hemen kurtulmuştum ancak bu hızla yere çakıldığım anda görüntü devam etti. Ayağa kalkamadan peşimden geldiler. Açık arazide birkaç saniye içinde vuruldum. Simülasyon sonlandı, başarı ihtimali yüzde dört. Karanlıkta saklanmış bir yedek silah aramak akıllıcaydı, araçta unutulmuş bir şarjör bile dengeleri değiştirebilirdi. Fakat bu karanlıkta arama yapmak binde bir şanstı ve vakit kaybettirirdi. Şoförün arkasına sızıp dikiz aynasında görünmeden onu boğmaya çalıştım. Direksiyon hâkimiyetini kaybetmişti ancak arkadaki diğer adam beni sırtımdan vurdu; bu hamle yüzde iki şans demekti. Kapı açıldığı an taban sacına yatıp ayakaltından sıyrılmayı denemek adamların gözünden kaçmamı sağlayabilirdi. İhtimal yüzde üçtü fakat ZPT'nin yüksek basamağından inerken postalların altında ezilme riskim çok daha yüksekti. Zırhlı aracın tavanındaki acil çıkış kapağını zorlamak yukarıdan kaçış yolu açabilirdi; başarı ihtimali yüzde bir buçuktu ama tepedeki rüzgâr ve hız dengemi bozup beni paletlerin altına fırlatırdı. Araç durduğu an kapının arkasına pusu kurup ilk gireni rehin almak bana bir canlı kalkan kazandırdı. Fakat diğer asker tereddüt etmeden ikimizi de taradı; yüzde on ihtimalle masadaydı ama risk bu fikri siliyordu. Kontrol bende değildi, hareket halindeki on beş tonluk bir aracın içinde yapacağım her fevri hamle tehlikeliydi. Yüzde sıfır virgül beş gibi komik bir olasılıkla, çelik kutunun içinde ilk benim ezilmemle sonuçlanırdı İlk senaryo dizisi çökünce zihnim ikinci simülasyon dizisi yüklendi. Sistem, ışık ve mekanik sabotaj fikirleri önüme dökülmüştü. Lambanın duyuna tokayı sokup kısa devre yaptırarak içeriyi tamamen kör ettim, bu bana karanlıkta hareket esnekliği verdi. Fikir yüzde sekiz şans sunuyordu ama adamların gece görüş gözlüklerini takmasıyla avantajım yok oldu. Telsiz hatlarını koparıp iletişimi sabote etmem merkeze haber uçmasını engellerdi; yüzde üç ihtimaldi fakat telsiz kesildiği an ana üssün durumdan şüphelenip yola destek ekip çıkarma riski vardı. Telsizde sahte bir Mors alfabesiyle parazit oluşturmam kafalarını karıştırabilirdi; yüzde yedi olasılıktı ama profesyonel frekans filtreleri bu paraziti temizlerdi, ayrıca bu numaraya kanacaklarını sanmam. İç kabindeki akustik rezonansı kullanıp metale ritmik vurarak şoförün dengesini bozmayı denemek dikkat dağıtabilirdi; yüzde beş ihtimaldi ama adamların kulaklıkları bu frekansı zaten engelliyordu. Hidrolik kapı borularını delmeye çalışmak mekanizmayı felç edebilirdi; yüzde sıfır virgül beş olasılıktı ama çelik boruları tel tokayla delmeyi düşünmek zaten saçmalıktı. Bu sabotajlar tehlikeli bir risk barındırıyordu, adamların beni fark edip doğrudan demir zincire vurmalarına yol açardı. Hiç risk almayıp pasifçe beklemek ise zaten yüzde sıfırlık bir ölüm fermanıydı. Üçüncü simülasyon dizisi psikolojik oyunlar ve biyolojik manipülasyon fikirleri çarpıştı. Aracın loş kırmızı ışığında tek gözümü sımsıkı kapatmayı düşündüm; kapı açıldığındaki gün ışığına karşı anlık bir görme avantajı sağlayabilirdim. Fikir yüzde kırk ihtimalle fiziksel olarak işe yarayabilirdi ama uyuşmuş bir bedenle iki silahlı adamı devirmeye yetmezdi. Merkezin tam ortasında, o kadar silahlı askerin arasında bir anda uyanıp saldırmaya çalışmak ise…

Bölümün tamamını WritePad'de oku