Ay'ın Gölgesi

İKİNCİ BÖLÜM

Yazar:

Ay'ın Gölgesi - karakomur kitap kapağı
Ay'ın Gölgesi kitap kapağı

Metal kapılar büyük bir hantallıkla aralandı. Asansörün içi bomboştu; ne bir kimse, ne bir eşya, ne de buraya bırakılmış bir not vardı. Kabinin ağır havasını inceledikten sonra, bakışlarım istemsizce tam karşımdaki aynaya kaydı. Göğüs kafesime çöken o ağır histen bir şeylerin yolunda gitmediğini biliyordum. Aynada tekinsiz bir his yayılıyordu… Alt çerçevesinden tırmanan alevler, cam yüzeyi aceleyle ama tuhaf bir yavaşlıkla sarmaya başladı. İlk etapta harlı ve tehlikeli bir kızıllıkla camı yalıyordu. Aynadaki yansımamı yutarak tırmandı. Boyu uzadıkça rengi de form değiştirdi; o sıcak kırmızı yavaş yavaş solup, yerini lacivert ile siyahın o soğuk birleşimine bıraktı. Ateş zeminden itibaren bir insan figürünün anatomisini çizerek yükseldi. Gövdeye ulaştığında, geniş omuzları ve göğüs kafesini heykel gibi doldurmuştu. Ateş figürü tüm vücudu tamamen kaplayıp yukarı çekildiğinde, zırhın lacivert metal plakaları tüm detaylarıyla belirginleşmişti. Zırhın yüzeyinde, dumanla lekelenmeye başlamış ayın evreleri işliydi. Dumanlar ve zifiri karanlığın içinden bütünüyle çıkageldi. Asansörün dondurucu havasında nefesimin o tanıdık, yoğuşuk sıcaklığını hissedemiyordum. Bu bir sanrı mıydı, yoksa gözlerim bana oyun mu oynuyordu? Zırhlı figür, elinde metal bir çakmak tutuyordu; kapağını tek hareketle açarak mavi ateşi karanlığa özgür bıraktı. Zırhın tuhaf bir şekilde gerildiğini, kaskın altındaki görünmez bir ağzın yukarı doğru kıvrıldığını hissettim. O insani bir gülümseme değildi; bir avcının, köşeye sıkıştırdığı avına bakarken duyduğu sessiz, metalik zevkti. Gördüklerim karşısında göz bebeklerim büyümüştü ama hareket edemiyordum. Yine de içgüdülerimle aynadan uzaklaşmak için geriye doğru temkinli, ürkek adımlar atmaya çalıştım. Zırhlı, çakmağı sertçe kapattı; koridorda keskin bir metal sesi yankılandı. Bana doğru yürümeye başladığında, adımlarım sıklaştı, tüm gücümle buradan kurtulmaya çalışıyordum. Arkamdan acele etmeden, sadece yürüyerek geliyordu ama buna rağmen aramızdaki mesafe tekinsiz bir hızla kapanıyordu. Koridorun sonuna gelip keskin bir hamleyle sol tarafa saptım. Arkamda bıraktığım koridor koca bir boşluktan ibaretti. Ciğerlerime kesik bir nefes doldurup bakışlarımı yeniden önüme çevirdiğim an, onun çoktan ileride, yolumu kesmiş bir halde dikildiğini gördüm. Zamanı ve mekânı bükmüş gibiydi; sessiz, hareketsiz ve mağrur... Gölgelerin bile kat edemeyeceği o mesafeyi ne ara aşmıştı? Lacivert siluet, elindeki metal çakmağı parmak boğumlarının üzerinde, sanki bir bozuk parayı çevirir gibi zahmetsizce döndürmeye başlayınca bakışlarım o ritme kilitlendi. Metalin zırhın parmaklarına her çarpışı, koridorun puslu havasında hipnotik bir saate dönüştü. Çıt. Çıt. Bu mekanik vuruşlar yalnızca kulak zarlarımı dövmekle kalmıyor, bastığım betonun içinden sızarak kemiklerimi titretiyordu. Her ritim, yaklaşan sonun habercisiydi. Bu sıradan bir yankı değildi; her vuruşta yer çekimi biraz daha ağırlaşıyor, o harlı alevin yaydığı soğukluk doğrudan bedenimi yakıyordu. Durdu, kapağı geriye doğru çekti ve o dondurucu ateş karanlığı yeniden yardı. Hareketini hiç bozmadan çakmağı tekrar döndürmeye başladığında, zırhın parmaklarını yalıyor ama metalin üzerinde en ufak bir yanık izi bırakmıyordu. Ateşle oynamıyordu; onun bir parçasıydı. Çakmağı parmaklarında birkaç kez daha çevirdikten sonra elini gevşetti. Metal, büyük bir boşluk hissiyle betona düştü, çıkardığı tiz sesler koridorda birkaç kez zıplayarak yankıladı. Gözlerim yerde zıplayan metale kilitlendiğinde, zemini kaplayan o tekinsiz ıslaklığı fark ettim. Uçucu, parıltılı bir sıvı dalga dalga yayılıyordu. Mavi alev izi görünmez bir haritayı takip edercesine yayıldı. Yangın rastgele büyümüyordu; geçtiği her yeri isli bir karanlığa gömerek beni adım adım tek bir çıkışa, kendi tasarladığı o tuzağa doğru sürüklüyordu. Durma. Koş! Arkama bakmadan koşmaya başladım. Ciğerlerim yırtılırcasına yanarken boğazımdaki kuruluk keskin bir sızıya dönmüştü. Ne tarafa saparsam sapayım, her köşe başında aynı siluet, aynı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku