ATEŞTEN YANSIMA

7.BÖLÜM-İSTEMSİZ YAKINLAŞMA

Yazar:

ATEŞTEN YANSIMA – Sametkılıç kitap kapağı
ATEŞTEN YANSIMA – Sametkılıç kitap kapağı

“İntikam ile affediş arasındaki o ince çizgide, insanın asıl sınavı kendi yüreğiyle başlar; çünkü bazen en derin savaş, karşımızdakinden çok içimizde yaşanır.” Kızları aradığımda ortalıkta yoklardı. Sesimi biraz yükseltip onları çağırdığımda, Lorisin sesi yakından geldi: “İçerideyiz! Mafyalarla dizi izliyoruz, sen de gel!” O an neye uğradığımı şaşırdım. Dün kafamıza silah dayayan adamlarla nasıl olur da yan yana oturup dizi izleyebilirlerdi? İçimden derin, boğucu bir “of” çektim. Kızların aklını anlamak mümkün değildi. Yatağımdan doğrulup saçlarımı topladım. Perdeleri araladığımda güneşin tenime değen sıcaklığı içime işledi; taze havayı içime çekmek için pencereleri de ardına kadar açtım. Çarşafları düzelttim, yastıkları toparladım. Sonra, biraz da içimdeki merakla kızların yanına yöneldim. Kapıdan içeri girdiğimde gördüğüm manzara karşısında donakaldım. Dün gece ölümle burun buruna getiren o adamlar, şimdi sanki sıradan birer insanmış gibi televizyonun önünde bağdaş kurmuş, mısır patlatıp kahkahalarla dizi izliyorlardı. Loris ile Mija, tekli koltuklara yerleşmiş, kendilerini iyice kaptırmışlardı. Gözlerim kalabalığı taradı ama mafyaların lideri ortalarda yoktu. Dizinin heyecanına kapılmış bir adama yaklaştım, dikkatini çekmek için ayağına hafifçe vurdum. Umursamadı. Tekrar denedim, yine bakmadı. Bu kez daha sert vurdum; sert bakışlarını bana çevirdi, dudaklarının arasından soğuk bir ses döküldü: “Ne oldu? Bir şey mi istedin?” Sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar televizyona döndü. Öfkem kabardı, dişlerimi sıkarak elindeki kumandayı kaptım ve televizyonu kapattım. Bir anda tüm gözler bana çevrildi. Kızlara sert bir bakış atarak konuştum: “Bunlarla ne işiniz var? Daha dün gece kafamıza silah dayadılar, şimdi bakıyorum dizi keyfi yapıyorsunuz!” Loris ayağa kalktı, omzuma dokunup sakin bir sesle, “Hiç korkma ve endişelenme. Onlar neden burada olduklarını anlattılar, bize zarar vermeyeceklerini söylediler.” dedi. Göz göze geldiğimizde, korkumu fark etmiş olmalı ki bir anda sarıldı bana. Ardından Mija da ayağa fırlayıp, “Beni unutmayın!” diyerek o da kollarını boynuma doladı. İkisinin de başını okşadım, sarılmayı kısa kesip adamlara döndüm. “Patronunuz nerede?” dedim. Üçlü koltukta oturan, killi sakallı, azıcık göbekli bir adam kibar bir tavırla, “Patronumuz şu an dışarıda. Bizim nöbetimiz bitti. O geldiğinde sorularınızı ona iletirseniz iyi olur, bayan.” dedi. Üstüne yürüdüm, alaycı bir sesle, “İstersen tuvalet kapısı yap beni. Adımı da üstüne yazarız, gelen geçen işini görür. Ne baynı lan? Kadınım ben, kadın!” Sözlerim yüzünde bir korku yarattı. Geri çekildim, kapıya yöneldim. Tam çıkacakken Loris kolumdan tutup kulağıma bir şeyler fısıldadı ama duyamadım. Tekrar çıkmak üzereyken adam ayağa kalktı, sert bir sesle. “Otur oturduğun yerde! Nereye gideceksin?” “Hava almaya. Mal mısın, nereye gideceğim? Her yerde silahlı adamlar var. Kaçacak halim yok. Canımı yolda mı buldum ben?” diyerek tersledim. Kapıyı açtığımda karşımda patron belirdi. Göz göze geldiğimiz an içim ürperdi. Korku ve hayranlık birbirine karışmıştı. Yanımdan geçerken derin ve hoş bir koku yayıldı, neredeyse nefesim kesilecekti. Uzun uzun baktı bana, sonra sakince konuştu. “Çekilmeyecek misin? Poşetleri bırakmam lazım.” Geri çekildim, içeriye girdi. Elindeki poşetleri adamlardan biri alıp mutfağa götürdü. Patron, hepimize şöyle bir göz gezdirdi. “Sizleri iyi gördüm.” dedi. Benim içimdeki öfke kabardı, sinirden kahkaha attım. Herkes bana bakıyordu, ne olduğunu anlamaz halde. Yüzümü sertleştirip konuştum. “Bizi hâlâ niye tutuyorsunuz anlamış değilim. Ama dün öldürdüğünüz adam için tutuyorsanız… kimseye tek kelime etmem.” Adamın bakışları üzerime saplandı. Gözlerinde bir şeyleri kazanmış birinin parıltısı vardı. Daha dik bir duruşla, ağır ağır konuştu. “Sizi salamayız. Çünkü her şeyi gördünüz. Yerimizi, adamlarımızı, hatta beni biliyorsunuz. Daha fazla ısrar etmeyin. Şimdi odama gidip dinlenmem lazım.” Sözlerini bitirdi, gözlerimin içine uzun uzun baktı. Ardından, sanki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku