6.BÖLÜM-ÜÇ KADIN
Yazar: Sametkılıç

"Güçlü kadın, sessizliğinde bile dağları yerinden oynatacak bir kudreti saklayan, zarafetiyle hayatı dönüştüren kişidir." 🦊 Mija'nın zihninde kaybolmuş gibiydik; o ıssız ormanda üç kadından başka kimse yoktu. Arabada sessizce oturuyorduk, dışarıda ise yalnızca gecenin sesi vardı. O karanlığın içinden gelen Loris'in garip kahkahası birden kulaklarımı doldurdu. Arkamı dönüp ona bakınca gözlerim ister istemez garip bir ifadeye büründü. "Ne oldu Loris, niye gülüyorsun?" dedim. Gülmesi yavaş yavaş kesildiğinde yüzüne yarı alaycı, yarı gergin bir gölge oturdu. "Kızlar, şimdi biz boku yedik," dedi. "Ben bu hikâyenin sonunu biliyorum ve hiç de iyi bitmiyor. Sinirden gülüyordum." Yüzümde tuhaf bir karışım oluştu; korkuyla karışık bir gülümseme... Korku, çünkü gerçekten korumasızdık, başımıza her an bir şey gelebilirdi. Gülümseme ise Loris'in komikliğine engel olamayışımdandı. Biz onunla konuşurken Mija'dan tek bir ses çıkmıyordu. Gözlerini yoldan ayırmıyor, sanki kendi içine kapanmış gibiydi. Loris öne doğru eğildi, önce bana baktı, sonra Mija'ya. "Ne oldu buna?" diye sordu. Ben de hiçbir şey bilmiyordum. Belki de sadece karanlıktan korkuyordu. Loris, omzuna dokundu: "Bir şey mi oldu, Mija?" Ama hiçbir tepki yoktu. Loris'in gözlerinde o an gerçek bir korku belirdi, panikle bana baktı. Ardından hızlıca arabadan indi, Mija'nın kapısını açtı. Sanki onun hava alması gerekiyormuş gibi davranıyordu. Mija'yı dışarı çıkardı, arabanın bagajını açtı ve lacivert bir çanta çıkardı. İçinden su aldı. Ben suyu ona içirecek sanıyordum ama birden şişeyi açıp Mija'nın başından aşağı döktü. Sonra eğilip onu öpüp kokladı. İşte o anda Mija kendine geldi, gözleri yeniden canlandı. Ben de arabadan atladım, yanına gittim. Hiç beklemediğim bir şekilde birden boynuma sarıldı. Şaşkındım ama tereddüt etmeden ben de sımsıkı sarıldım ona. Ellerimle başını okşadım: "Sakin ol Mija, ben yanındayım," dedim. Daha da sakinleşsin diye saçlarından öptüm. Loris elinde havluyla geldi, Mija'nın saçlarını kurularken bana bakıp şakalaşmayı ihmal etmedi: "Bensiz flört etmenize izin vermem, o yüzden bana da sarılın kızlar!" O anda Mija gülmeye başladı. Ardından "Hadi arabaya geçelim, yoksa buz keseceğiz bu soğukta," dedi. Hepimiz yeniden arabaya bindik. Arka koltuktan Loris, Mija'ya uzun kollu bir tişört uzattı: "Bunu giy, üşüme." Mija hiç çekinmeden arabada soyunmaya başladı. Hayatımda balık etli bir kadına hayran olacağımı asla düşünmezdim ama o an her şeyiyle harikaydı. Loris'le birlikte gözlerimizi ondan alamıyorduk. Mija giyindikten sonra arkasını dönüp Loris'ten çantayı aldı, ıslak kıyafetini içine koydu. Çantayı arkaya fırlatırken birden gözlerini bize dikti: "Kızlar, sapık gibi niye memelerime bakıyorsunuz?" Loris kahkahadan kendini tutamıyordu. Arka koltukta kıvranıyor, zar zor nefes alıyordu. Eliyle karnını tutarak, gözleri yaşararak söyledi: "İlk defa böyle meme görüyorum Mija! Bende yok, benim hakkımı aldığın için bakıyorum." Ciddiyetle söylenmiş gibi dursa da aslında yine şaka yapıyordu. O cümleyle birlikte üçümüz arabada gülme krizine girdik. Kahkahalarımız gecenin sessizliğini parçaladı. Ama gülmenin ortasında bir sorun vardı: tuvaletim çoktan gelmişti. Bunu söylesem asla bırakıp gitmezlerdi. İkisine dönüp ciddi bir ifadeyle dedim ki: "Kızlar, sizlere iki haberim var. Biri iyi, biri kötü. Hangisinden başlasam bilemedim." Loris ellerini havaya kaldırıp yüksek sesle bağırdı: "Hangisi iyiyse ondan başla, Lia!" Mija bana garip bir bakış atıp sessizce, "Kötüden başla, iyi sona kalsın," dedi. Derin bir nefes aldım. O ıssız ormanda nasıl tuvalete gidecektim, hiçbir fikrim yoktu. Koltuğumda bağdaş kurup onlara baktım: "Çişim geldi kızlar." Loris'ten kocaman bir "Offf!" çıktı. "Hadi Lia, iyi haberi ver bari," dedi. Korkmuş bir bakışla ona döndüm, utana sıkıla fısıldadım: "Kızlar, zaten bu iyi haber." Mija kaşlarını kaldırıp bana baktı: "Eee kötü haber ne Lia?" Başımı eğdim, yüzüm kızarmıştı. Sanki utanıyordum. "Kızlar, kötü haber şu ki... ben hayatta tek başıma gidemem. S…