ATEŞTEN YANSIMA

3.BÖLÜM-ŞARAMPOL

Yazar:

ATEŞTEN YANSIMA - Sametkılıç kitap kapağı
ATEŞTEN YANSIMA kitap kapağı

"Bazen hava sıcak olur, öylece sıcak değil, insanın tenini değil ruhunu kavurur; terden değil, ilgisizlikten bunalırsın… Bir damla su gibi sevilmek istersin, bir cümlelik huzur, bir omuz, bir el, minicik bir bakış beklersin; ama tam kalbini açtığın, içini ortaya serdiğin, ‘işte burası güvenli’ dediğin yerde biri çıkar ve seni en derinden, en bildiğinden vurur; çünkü bu hayatta en çok, sevgiyi umduğumuz yerler kanatır bizi." 🦊 Sabahın en sıcak gününde uyanmak, insanın güne kötü başlaması için yeterli sebeplerden biriydi. Arabada iki büklüm şekilde yatmıştım. Gözlerimi açtığımda vücudumun her yeri ter içindeydi; adeta suya batmış gibiydim. Havanın bunaltıcı sıcaklığı vücudumu yapış yapış etmişti ve bu hissi hiç sevmezdim. Terlemek, vücuduma sineklerin konması ve kötü kokmak benim için dayanılmaz bir üçlüydü. Bu yüzden çantamdan asla deodorantı eksik etmezdim. Yanımda taşımadığım gün kendimi eksik hissederdim. Her an terleyecekmişim gibi bir huzursuzluk çökerdi üstüme. Bu nedenle arabayı almadan önce, babamdan hediye gelmeden önce, toplu taşıma kullanmak benim için neredeyse bir kabustu. Yaz aylarında toplu taşıma, bana göre cehennemin bir ön izlemesiydi. Kalabalık, havasız, klimasız ya da çalışmayan klimalı otobüsler; insanların üzerine sinmiş ter ve sigara kokuları, sabahın ilk saatlerinde bile dayanılmaz oluyordu. Yine de mecburdum. Ne kadar hoşlanmasam da, o zamanlar başka seçeneğim yoktu. Terlemekten korktuğum için her sabah erkenden kalkardım. Eğer o gün duş alacaksam, planladığım saatin en az bir saat öncesinde uyanırdım ki zaman sıkışmasın. Makyaj yapmayı sevdiğimden banyodan sonra da aynanın başında epey oyalanırdım. Makyaj, benim için sadece güzellik değil; temizlik, özen ve kendime gösterdiğim saygının bir yansımasıydı. Bakımlı olmak her insanın sorumluluğu gibi gelirdi bana. Kimseye gösteriş yapmak için değil, kendimi iyi hissetmek için yapardım. Her sabah durağa yürürken fark ettiğim başka bir şey daha vardı: İnsanlar sigaralarını genellikle durağa varır varmaz yakardı. Sanki uyanmanın ilk şartı oymuş gibi. O duman, o koku, burnuma değdiği anda midem bulanırdı. Sigaranın onlara bir şey kazandırdığını sanıyorlardı ama dışarıdan bakıldığında her şeylerini kaybettiklerini görüyordum. Özellikle toplu taşıma araçlarına binmeden hemen önce içilen sigaralar, otobüsün içinde dayanılmaz bir kokuya dönüşüyordu. O koku insanın üstüne siniyor, kaçsan da uzaklaşamıyordun. Bu yüzden, bazen otobüse binmek yerine yürümeyi tercih ettiğim çok olmuştur. Yol uzunsa bile yürümek, o kokuyu çekmekten iyiydi. Bugün ise durum biraz farklıydı. Arabada uyandığım için hemen ön koltuğa geçip anahtarı taktım. Ter kokusu içime sinmeden camları açmalıydım. Düğmelerin hepsini kaldırdım ve dört camı da tam açtım. İçeri giren sıcak hava bile, içerideki ağır ter kokusundan daha ferah gelmişti. Hemen eve gidip duş almam gerekiyordu. Ensem, göğüslerim, bacaklarım, kollarım… Her yerim ter içindeydi. Tüm vücudum kaşınıyordu; cildim nefes alamıyordu. Bir an önce temizlenmeye, ferahlamaya ihtiyacım vardı. Arabayı çalıştırmadan önce emniyet kemerimi taktım. Yavaşça vitesi geri vitese aldım ve dikkatlice çevreyi kontrol ettim. Etrafta başka araç olmadığını görünce yola çıktım. Otobanın kenarındaki piknik alanında sabahlamak tuhaf bir karardı belki ama dün gece için en sessiz yer orasıydı. Şimdi ise o sessizliğin bedelini uzun bir U dönüşüyle ödüyordum. Yol uzundu ama hız yapmadan gitmek istiyordum. Hâlâ dünün yorgunluğunu üzerimden atamamıştım. O yüzden rahatlatıcı bir müzik açmaya karar verdim. Teyipten ilk çıkan şarkı hoşuma gittiği için değiştirmedim. Michael Bublé’nin “Sway” adlı şarkısı çalıyordu. Şarkının melodisi o kadar yumuşaktı ki insanın içini serinletiyordu. Sanki terin, yapış yapışlığın ve bütün huzursuzlukların üzerini bir tül gibi örtüyordu. Gözlerimi yoldan ayırmadan şarkıya kulak verdim. Şarkı bitmek üzereyken yol kenarında “İlerde U dönüşü yapabilirsiniz” tabelasını gördüm. Biraz daha ilerleyip sinyalimi verdim ve dönüşü yaptım. O sırada me…

Bölümün tamamını WritePad'de oku