ATEŞTEN YANSIMA

8.BÖLÜM-İLK TANIŞMA

Yazar:

ATEŞTEN YANSIMA – Sametkılıç kitap kapağı
ATEŞTEN YANSIMA – Sametkılıç kitap kapağı

“Bazı insanlar vardır; adını bilmeden özlersin, sesini duymadan kalbin ağrır ve daha hiçbir şey yaşamamışken, sanki her şey çoktan başlamıştır.” Sabah, göğsümü genişleten uzun bir esnemenin ardından uyandım; elim neredeyse alışkanlıkla gözüme gitti, kaşıdım ve bir anlık sızı yüzümü buruşturdu. Gözlerimi yeniden kapatıp battaniyeyi başıma çekmek istedim ama gelmedi; kumaş yerinden kıpırdamıyordu. Hafifçe doğrulup baktığımda Lorisin ayaklarının üstümde olduğunu fark ettim. Uykusunda bilinçsizce yayılmıştı. Ayaklarını nazikçe ittirdim, hemen çekti; mırıldandı ama uyanmadı. İçim rahat etsin diye battaniyeyi bu kez dikkatlice onun üzerine örttüm. Sağıma döndüğümde yatağın o tarafı bomboştu. Mija yoktu. Ayağa kalkmak için yatağın kenarına kaydım, ayağımı yere koyar koymaz derin, boğuk bir uğultu duydum. Sesin geldiği yöne baktığımda Mija’yı yerde gördüm; muhtemelen gece uykusunda düşmüştü. Kalbim sıkıştı. Yanına eğildim, omzuna hafifçe dokunup adını fısıldadım. Tepki vermedi. Bir kez daha dokundum. Üçüncüde birden irkildi, korkuyla gözlerini açtı; onun ani hareketiyle ben de sıçradım. O an içimden geçen tuhaf tanıdıklık hissi beni yakaladı sosyal medyada ensesinden uyandırılan çocuğun videosu gibi, aynı panik, aynı şaşkın bakışlar. Mija nefesini toparlayıp doğrulunca ben de onunla birlikte ayağa kalktım. “Sen yat,” dedim, sesimi yumuşatarak, “ben kahvaltıyı hazırlarım. Sonra adamları evden yollarız, rahat rahat yersin.” Yarı uykulu ama ciddiyetini kaybetmeyen bir ifadeyle bana baktı. “Lia,” dedi, “yumurta yaparsan çok yağ koyma, üstünü de çiğ bırakma lütfen… lütfen. Ben biraz daha yatıyorum şimdi; sonra beni uyandırırsın.” Omzuna hafifçe vurdum, gülümseyerek odadan çıktım. Kapıyı açtığımda evin sessizliği, kapının çıkardığı sesle daha da belirginleşti. Mutfafa yöneldim; kimse yoktu. Salona geçip perdeleri araladım. Dışarısı da içeriye benziyordu: durgun, hareketsiz, sanki dünya henüz uyanmamıştı. “Nereye gittiler?” diye düşündüm ama zihnim bir cevap üretmedi. Arkamı döndüğümde Clone’un odası tam karşımdaydı. İçeriden tek bir ses bile gelmiyordu. İçimde hafif bir huzursuzluk kıpırdandı. Merdivenlere doğru sessiz adımlarla ilerledim; sanki çıkardığım en ufak ses bir felaketi tetikleyecekmiş gibi dikkatliydim. Kapısına geldiğimde tıklatmak için elimi kaldırdım ama zihnimde karanlık bir düşünce dolandı. Ya bayıldıysa? Ya ben “gir” demesini beklerken kötü bir şey olursa? Bu düşünce içimi kemirdi, bekleyemedim. Kapıyı açtım. Oda boştu. Tam o anda banyonun kapısı açıldı. Clone çıktı. Onu sağ salim görmek içimi bir anlığına rahatlattı; adını söyleyecektim ki karşıma çıplak çıkınca çığlık attım. O da benim çığlığımla irkildi. Yüzüm ateş gibi yanarken odadan fırladım, kapıyı hızla kapattım ve soluğu mutfakta aldım. Kalbim deli gibi atıyordu; ne yaptığımı bilemeden dolabı açtım. Peynir, zeytin, çilek reçeli… Dünden kalan patatesli yumurta, börek. Hepsini rastgele çıkardım. Çayın suyunu ocağa koyarken ellerimin hâlâ titrediğini fark ettim. Masaya örtü sermek için salona geçtiğimde Clone merdivenlerden iniyordu. Beyaz gömleğinin iki düğmesi açıktı; geniş omuzları, uzun boyu ve gömleğin altında kendini belli eden vücut hatlarıyla ağır ağır yürüyordu. Öyle yakışıklıydı ki nefesim kısa kesildi. Elimdeki örtüyü farkında olmadan sıktım; kumaş parmaklarımın arasında buruştu. Bakışlarım istemsizce onda asılı kaldı. Birkaç adım sonra önümde durdu. Elini yüzüme yaklaştırıp gülümseyerek, “Nasıl olmuşum, iyiyim di mi?” dedi. İçimde yankılanan cümleyi yalnızca düşündüğümü sanıyordum ama kelimeler dudaklarımdan döküldü. “Ateş gibisin… sanki sıkılmaya hazır bir silah.” Clone’un yüzündeki ifade bir anda değişti; gözleri parladı, gülümsemesi derinleşti. O mutluluğu gördüğüm an utancım ağır bastı. Hiçbir şey söylemeden örtüyü masaya serip mutfağa kaçtım. Ama kaçmam yetmedi. Bir anda kolumdan tuttu, beni kendine çevirdi. Aramızdaki mesafe silindi. Nefesini yüzümde hissettim; sıcak, ağır ve dikkat dağıtıcıydı. Gözleri gözlerime kilitlenmişti. Bakışlarımı kaçırmay…

Bölümün tamamını WritePad'de oku