9. Bölüm “Kaçırılma”
Yazar: Drama Quenn

“Karmen o neydi?” Karmen büyük bir sinirle beni arabasına bindirip bir yere doğru götürüyordu ve elimdeki kutuyu alıp camdan aşağı atmıştı. Bana cevap vermezken telefondan Freya’yı aradı. Artık benimde anlamam için Türkçe konuşuyorlardı. Saklanacak bir şey kalmamıştı sanırım. “Freya, izleniyoruz. Defne’ye…” Freya Karmen’in sözünü kesip sinirle konuşmaya başlamıştı. Freya’nın en büyük özelliği her şeyi görebilmesiydi. Her şeyden kastım temas kurmak istediği insanın başına gelen şeyi anlık görüyordu. “Gördüm, Defne yanında mı?” “Buradayım Freya. Notu gördün mü? Minik kuşun öldü yazıyordu ve annem sadece bana minik kuş derdi. Bu içten biri Freya.” Evet, annemin bana minik kuşum diye hitap ettiğini bilen biri olmalıydı bu. “Gördüm, görmemem gereken şeyleri de gördüm. Kim olduğunu bilmiyordum Defne ama…” bir anda sustu. Bir şey onu durdurmuş olmalıydı. “Karmen.” “Dinliyorum seni” “Vor să o ucidă pe fată” (kızı öldürmek istiyorlar) Neden Rumence konuşmuştu? Karmen bir anda bana dönerken gözlerinde ki korku dolu ifadeyi anlamıştım. Karmen de ona karşılıklı onun dilinde cevap verdi. “De çe?” (Neden) İçimi korku kaplarken sesli bir şekilde yutkundum. “Ei îi vor lua puterea fetei. Vor deveni posesorii sigiliului. Karmen, trebuie să o protejezi pe fată.” (Kızda ki gücü alacaklar. Mührün sahibi olacaklar. Karmen kızı koruman lazım.) Hiçbir şey anlamıyordum ki Freya da bunu bilerek yapıyordu. Karmen bir anda telefonu kapatırken tamamiyle ona taraf döndüm. “Ne oluyor, açıklar mısın?!” Suskunluğunu tekrar korumaya başlamıştı. Sinirle ona bağırdım, “Yeter artık” Bağırmamla sağ taraftan koca bir tırın bize vurması bir olmuştu… Araç taklalar atarken ben ise emniyet kemerimi takmadığım için aracın içinde savruluyor ve kafamı vuruyordum. Araç ters dönmüş bir şekilde dururken gözlerimi endişeyle Karmen’e çevirdim. Her yeri kan içindeydi ve baygındı. “Karmen” diye bağırdım ama beni duymuyordu. Buradan çıkmam gerekliydi. Nasıl çıkacağıma bakınmak isterken hemen yanımda olan siyah ayakkabıları görmemle çığlık attım. “Kimsin sen, yardım edin!” Ama gelen hiç yardım etmek isteyen biri gibi değildi. Bir anda çökmesiyle yutkundum. Karşımda sim siyah bir adam vardı, yüzü bile görünmüyordu. Elini uzatmasıyla gözlerimin kararması bir olmuştu. —-————————————- Gözlerimi aralarken soğuk bir deponun içinde bağlanmış bir şekilde bir sandalyede oturur vaziyette olmayı beklemiyordum. Tam karşımda siyahlar içinde olan bir adam vardı yüzü görülmüyordu. “Sonunda kalktın, hiç uyanmayacaksın sanmıştım.” Bu ses erkek sesiydi. “Sen kimsin? Ne istiyorsun?” Ansısın ayağa kalktı. Çok hızlı hareket etmişti. “Ben seni istiyorum, senin olan her şeyi Defne Ela.” Ela? “Lütfen beni bırak, bak sana yalvarıyorum” Freya’dan öğrendiğim numarayı yapmaya çalıştım. Havalimde avuçlarımı açarak bir yeri yakmak istediğimde yakabiliyordum. “Boşuna deneme, bunlar senin güçlerini indirgemek için özel yapılan halatlar. Sen bu halatlarla bir hiçsin.” Halatlar varken mi? Bir anda kolumda bir sıvı hissetmemle o arka tarafa doğru baktım. Kolumda bir damar yolu açıktı ve kovalar dolusu kanım transfer ediliyordu. Korkuyla ona döndüm. “Ne, ne yapıyorsun?” Adam kapıya doğru yürürken “Bugün tutulma var. Güçlerini almam için senin öldürülmen gerek. Bu gece tutulmanın saatinde senin hayatına son vereceğiz.”