4. Bölüm “Küçük Cadı”
Yazar: Drama Quenn

Merhaba güzelliklerim, yeni bir bölümde daha beraberiz. Umarım beğeniyorsunuzdur. Kitap şu anda yavaş gidiyor gibi hissedebilirsiniz ama bir anda pik yapacağı yerler var :) sizleri seviyorum 🫶 iyi okumalar —-———————— “Ilgaz bi siktir git, uyuyoruz işte ya.” Balca uykulu sesiyle sızlanırken Ilgaz bizim üzerimize ne varsa fırlatıyordu. “Uyuyan güzeller artık uyanma vakti, hadi geç kalacağız.” Gözlerimi açıp kapıda duran Ilgaz’ a baktım. “Saat kaç?” “9” Ne? Tenime ateş değmiş gibi yataktan fırlarken bağırıyordum. Dün Balca ve Ilgaz bizde kalmışlardı ve hep beraber film gecesi yapmıştık. Arada böyle eğlenceli aktiviteler yapıyorduk. “Ben size demiştim, haydi koca götünüzü kaldırın yataktan” Hızla kendimi banyoya atıp dişlerimi fırçaladım. Dün Karmen bey erken çıkmıştı ofisten, bende rahatça işlerimi yapıp saatimde evime gelmiş ve çocuklarla eğlenmiştik. Odama tekrar girerken olabildiğince hızlı hazırlanmaya çalışıyordum. İlk elime gelen beyaz bluzu alıp altına kot giydim. Boy aynasının karşısına geçerken Bal üzerini değiştirmeden beni izliyordu. Bluz küçülmüş olmalıydı çünkü göbeğim açıkta kalmıştı ama değiştirecek vaktim yoktu. Hafif bir makyaj yapıp saçlarımı saldım, bugün diğer günlere nispeten daha ılımandı hava. “Sana bayılıyorum Def, ne giysen senin tarzın oluveriyor bir anda” hafifçe gülümseyip “Seninde öyle Bal.” Ilgaz kapıya yumruk atarken “Hadi kızlar, kovulmak istemiyorum” kovulmak mı? “Ilgaz seni sadece ben kovabilirim, şimdi susar mısın?” Balca gülümseyerek koluma dokundu. “Hadi gidelim” Dakikalar sonra şirkete giriş sağlamıştık. Kahvemi alıp odama geçerken sebepsizce gözlerim onun odasına bakıyordu. Odasında değildi ama kalbim nedensizce hızlı atıyordu. Hadi Def, kendine gel Laptopumu açıp hemen arkasından slow bir müzik açtım. Bugün yapacak çok fazla işim vardı ve şimdiden kafam almıyordu. Gözlerimi kapatıp sandalyede kendime geriye attım. Karmen bey aklımdan çıkmıyordu bir türlü, o gözleri, bakışı, kokusu… ‘Ne oluyor sana Def?’ Bilmiyordum. Kahvemden bir yudum alıp elimle masaya ritim tutmaya başladım. Ruhum daralıyordu ve sanki bir şey olacakmış gibi hissediyordum. Maalesefki hislerim her zaman çıkardı. Bugün düşünmeye zamanım yoktu, işe gömülmeliydim. —-——————————- Kaç saat geçtiğinden habersiz bir şekilde çalışmaya devam ederken telefonum çalmaya başladı. Yine bilmediğim bir numara arıyordu fakat bunun Karmen bey olma ihtimali yoktu çünkü onun umarasını kaydetmiştim. Gözlerimi onun odasına çevirdiğimde camın diğer tarafından yeşil gözlerini bana diktiğini görmüştüm. Ben baktığımda kafasını çevirip önündeki evrakları incelemeye başlamıştı. Bana bakması kaşlarımın çatılmasına sebebiyet verirken tekrar telefona baktım ve yeşilip sürüp kulağıma koydum. “Efendim?” Soru yüklüydü ses tonum. “Daniela?” Ne? Gözlerim fal taşı gibi açılırken “Ne?” Diye fısıldamıştım. Annemin ismini kim nereden biliyordu? “Daniela yaşıyor mu?” İkinci bir tokat suratıma çarparken yutkundum. “Kimsin?” Annemin yaşayıp yaşamadığını sormuştu. Annemi, benim annemi sormuştu. Elimi kalbime götürüp üstünde tuttum. “Siz kimsiniz?” Bir anda odamın kapısının sonuna kadar açılmasıyla titredim. Kapı o kadar sert açılmıştı ki resmen yerinden çıkacaktı. Karşımda Karmen bey duruyordu. “Ben onun bir…” “Kapat telefonu!” Karmen bey o kadar sinirli bir şekilde üzerime doğru yürümüştü ki korkudan masanın altına girmek istiyordum. “Onun bir arkadaşı…” Karmen masanın üstünden eğilip telefonu alıp kapattığında hızla ayağa kalktım. “Ne oluyor Karmen bey?” Parmağını bana savurup “Sana kapat dediğimde kapatacaksın Defne, anladın mı?” Bu nasıl bir egoydu böyle? Psikopat mıydı bu adam? Bağırışı karşısında sinirlerim iyice oynamıştı, kim olursa olsun böyle bir saygısızlık yapamazdı. Telefondaki kişi annemi tanıyan biriydi ve bana ulaşmıştı. Sinirle “Bu ne saygısızlık, bu ne hadsizlik Karmen bey. Tamam anladık müdürümüz olarak geldiniz ama müdür böyle saygısız olmamalı. Sizin geldiğiniz yerde işler nasıl ilerliyor bilmiyorum ama burada bu işler böyle ilerlemez” diye bağ…