3. Bölüm “İnatçı”
Yazar: Drama Quenn

İşe adeta gömülmüşken bir anda camımın tıklanmasıyla yerimden sıçradım. Kafamı çevirip cama baktığımda camın arkasını dönmüş olduğunu fark ettim. Beni mi çağırıyordu? Cama tıklayarak mı? Gerçekten mi? Gözlerimi devirirken önümdeki excel tablosunu kaydedip ne olur ne olmaz ekranımı kitledim. Ne istiyordu bu adam? Resmen geldi gelesi 40 kişi odasına girdi çıktı bir ben girmedim ve bakma ihtiyacı bile duymamıştım. ‘çünkü işine gömüldün seni aptal’ aptal mı? Sen nasıl bir iç sessin. Odamdan çıkıp etrafa bakındığımda nedensizce tüm gözler bana dönmüştü. Neden herkese buradaydı ki? Saat kaçtı? Telefonun ekranını açıp saate baktım. Saat bir mi olmuştu? Ne kadar işin içine gömülüyordum… Müdürün odasının kapısını tıklayıp içeri girdim, başımı yere eğerek masasının yanına doğru ilerledim. “Merhaba Defne Ela” Ne? Kulaklarım bir anda alarm verirken başımı kaldırıp ona baktım, ne? Sesi, gözleri çok tanıdık geliyordu. Gözleri annemin göz rengiyle bire bir aynıydı. Bu nasıl olabilirdi? Neden bana tanıdık gibi geliyordu? Annemin gözleri aklıma gelirken anlık bir titreme sardı içimi, onu çok özlemiştim ve geri istiyordum. Ben annemi geri istiyordum. “İsmin bu değil mi? Defne Ela” ismim mi? Defne tamam ama Ela? Ela ismimi kimse bilmezdi annem dışında. Annemin adı Daniela idi. Babam anneme olan sevgisinden ötürü benim adımı onu hatırlatması için Defne Ela koymuştu ama asla arkadaşlarım bile Ela ismimi bilmiyorlardı. Elini uzattığı an bir eline bir ona bakmaya devam ettim. Bu adam kimdi? Tam adımı nasıl bilebilirdi? İsimliğimde bile Defne yazıyordu sadece Defne George. “Yanlış bir şey mi dedim?” Kendimi sirkeleyip başımı iki yana salladım. “Hayır, hayır yani şey. Adımı nereden biliyorsunuz?” Bir anda siyah kalın kaşları çatılırken uzattığı elini indirdi. “Ne demek nereden biliyorum? Defne Ela yazıyor bu laptopta.” Başımı iki yana salladım. Hayır, orada da Defne George yazıyordu. Acaba gelmeden önce herkesi araştırıp gerçek kimlikleri mi istemişti? Olabilirdi. “Laptopta yazmıyor ama sanırım başka bir yerden öğrendiniz. Benim 2. İsmimi kimse bilmez ailemden başka, haliyle kimsede hitap da etmez. O yüzden yadırgadım, kusuruma bakmayın” “Sorun değil, otur.” Arkama koltuğa bir göz atıp elbisemi tutarak oturmamla aniden masanın üstünde duran su bardağı çatladı. “Doamne, uită-te la puterea aia.” Ne? O Rumence mi konuştu? “Ne dediniz?” Başını iki yana sallayıp arkasını döndü. Bir elini beline koyarken diğer eliyle ensesini ovuşturmaya başlamıştı. Bu duruşu nefesimi kesse de başımı çevirdim. “Bana personel listesini getirir misin?” Konuyu değiştirmesi dikkatimi çeksede hızla yerimden kalkıp kendi odama geçtim ve laptoptan personel listesini çıkardım. Geri odasına girdiğimde koltuğunda oturmuş sigara içtiğini görmüştüm. Ona bakmadan masasının üzerine listeyi koyup koltuğa oturdum. “Buyrun” Masasına koyduğum listeyi alıp kontrol ederken ben ise onu inceliyordum. Sim siyah saçları, bem beyaz teni yem yeşil gözleri ve keskin çene hatlarına sahipti. Dudakları oldukça etli ve kırmızı duruyordu. Bu görüntü tamamiyle bir insana aykırıydı. Sesi ise sert soğuk ama bir o kadar tınısı ilahi boyuttaydı. İnsana huzur veriyordu. “Ben burada daha az insanın olduğunu düşünüyorum. Liste güncel değil mi?” Gözlerimi onu incelemekten alıkoyup “Hayır efendim, bir çoğu yıllık iznini kullanıyorlar.” Bana bakmadan “Peki, firma ve personeller hakkında tüm dosyaları bana iş çıkışı getirir misin?” “Herhangi bir dosya yok hepsi sistemde kayıtlı ama isterseniz hepsini çıkarır dosya haline getirebililirim” “Zahmet olmayacaksa” başımı iki yana sallayıp ayağı kalktım. “Defne…” gözlerimi tekrar ona çevirip “Efendim” dedim. Anneme tıpa tıp benzeyen yeşil gözleri üzerimde en ince ayrıntıma kadar incelerken yerimden kıpırdandım. “Önemli değil, kaç olursa olsun bekliyorum dosyaları” kaşlarım çatarken “Peki efendim” diyerek odadan çıktım. Kendi odama girdiğim an ne zaman tutmuş olduğumu bilmediğim nefesimi serbest bıraktım ama bu sefer odamda beni bekleyen Balca’ydı. “Yemeğe gelmedin?” Elinde…