Ateşin Kızı ( Kóri Tis Fotiás)

1.Bölüm

Yazar:

Ateşin Kızı ( Kóri Tis Fotiás) - Zeynep Güneş Engin kitap kapağı
Ateşin Kızı ( Kóri Tis Fotiás) kitap kapağı

Güneşin altında hamama dönen çadırımdan çıktım. Kamptaki herkes uyanmış işinin başına geçmişti. Üç mutasyonlu antrenman yapıyordu. Gruptaki diğer insanlar ise ormanın ilerisine yaptığım tarlada ekin topluyor, tarla ile ilgileniyor ya da temiz su kaynağından su doldurup kamp alanına taşıyordu. Çadırdan çıktığımı gören Sam, ben insanları izlerken ayak ucuma bir yıldırım atmış ve dikkatimi ona vermemi sağlamıştı. Refleks olarak sakındığım yıldırımın ardında bıraktığı ize bakarak küfür ettim ve aheste aheste bakışlarımı Sam’e çevirdim. S- Bir daha bu kadar uyumana izin vermem, beni takip et. Egoist piç. Güç şovuna hep bayılmıştı. Grubun lideri olmak için elinden geleni yapmıştı. İyi bir lider ve iyi kalpli biri olsa da, iyi olan her özelliğinin önüne geçen egosu beni sinirle köpürtüyordu. Onun bu çok bilmiş tavırlarını onunla birlikte yakıp, kül oluşunu izlemek istiyordum. Antrenmanı bırakan Sam, arkasında diğer iki mutasyonlu ile beraber büyük çadıra yürümeye başladı. Sadece toplantılar için grup olarak kullanılan bu çadırda dördümüzün konuşacak neyi olabilirdi? Çadıra girer girmez tam ortadaki büyük yemek masası anılarımı kabarttı ve Sam’e karşı sinir dolmamı hızlandırmaya başladı. Eski masayı bir evden 6 kişi çıkarmıştık. Aramızda Sam yoktu. Kendisi yıkılmak üzere olan binanın dışında, zarar göremeyeceği bir uzaklıkta bize emir veriyordu. Masanın ciddi bir ihtiyaç olduğu konusunda fazlasıyla ısrarcıydı. Masa ile dışarı çıktığımızda ise 20 sandalyeye ihtiyacımız olduğunu söylemişti. Grup kapasitemizin on kişi olması ise ironi gibiydi. Neyse ki artık masamız vardı o yüzden artık karnımız hiç acıkmayacak ve hiç bir mutasyonlu grubumuza bulaşmayacak, mutlu mesut hayatımızı sürdürecektik. Sağol Lider... İsyan çıkarıp grubunun başına geçmek için tutuşan Drake her zaman Sam’in yanında huzursuz takılırdı ama bu gün ciddi ve düşünceliydi. Konu önemli olmalıydı. Çömez yıldırımlı Musa’ya baktım ve kaş göz işareti ile “ Ne oluyo burda?” anlamında hamle yaptım. O ise bana sadece buruk bir tebessüm ile cevap verdi. Çadıra girdikten sonra masanın etrafına karşılıklı oturan Sam ve Drake’i inceledim. Çadırın girişinde ayakta dikilip onlara baktığımı gören Drake, yanındaki sandalyeye bir kaç kere vurarak oturmamı söyledi. Ortamdaki gerginlikten dolayı yavaş ve tedirgin oturduğum sandalyede kıpırdanmaya başladım. Kimse konuşmuyordu. Musa ayakta, çantasını masaya koymuş ve açık çantnın içinde bir şeyler arıyordu. Üç büyük kağıt çıkaran Musa, masada tam önüme üç kağıdı da açtı ve incelemem için bıraktı. Kroki? Tükenmez kalem ile incelikle çizilmiş bu krokilerin Drake'in eseri olduğu barizdi. Daha önce böyle bir gereksinim duymamış ve kroki çıkartmamıştık. Kağıtlara dokunmadan masaya koyulduğu mesafeden incelemeye başladım. On saniyeden az bir sürede taradığım krokilerden gözümü kaldırdım ve Sam’e diktim. G- Drake neden bunları çizdi? S- Bunların nerenin krokisi olduğunu tahmin edebilir misin? G- Basit. Bu kamp alanının, bu ilerdeki kamplar dahil alışveriş merkezine kadar olan yol ve oralardaki kamplar, bu ise alışveriş merkezinin. Geniş alan krokisinde, devriye atan mutasyonlulara kadar detaya girildiğine göre, amacın bizi öldürmek. S- Neden öyle düşünüyorsun? Sence ne planlıyorum? G- Siktiğimin erzaklarını planlıyorsun Sam. Beni sınava tabi tutmasını ve her şeyde soru sorarak beni denemesinden sıkılmıştım. Hışımla ayaklandım ve oturduğum sandalye yerle buluştu. Şu an en son istiyeceğim şey yeni bir sorun ve getireceği sorumluluktu. G- Bu yasak Sam. Kurallara aykırı. Tek bunu düşünen grup biz miyiz sence? M- O yüzden krokimiz var. G- Kes sesini Musa. Bir yıldırımlı kolunu parçaladığında krokilerle kanı durdurmayı mı planlıyorsun? Yakalandıktan sonra ne işimize yarayacak bu kağıt parçaları? En ufak hatada ölürüz. Hiç birinin hayatı umurumda değildi. Bir yıldırımlıya da ölmezdim. Tek derdim yakalanırsam Fiona’nın karşısına çıkmalıydım ve daha yeterince güçlenmemiştim. Yakalanmazsam da kesin bir yara alırdım ama dahi gücümle bir kaç saniyede iyileşir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku