Ateşin İki Yüzü

6. BÖLÜM - Sessiz Göç

Yazar:

Ateşin İki Yüzü - İrem Özgün kitap kapağı
Ateşin İki Yüzü kitap kapağı

Herkesin yaşamak için mutlaka bir sebebi vardır. Kimi öldürmek için nefes alır, kimi yaşatmak için... Kimi ise sadece intikam için. Ama intikam, insanı içten içe yıpratan, tüketen bir duygu. Hele ki bir çocuk için; annesini ve babasını kaybetmiş, dünyada yapayalnız kalmış bir çocuk için bu yük çok daha ağırdır. Karşımda duran o ela gözler yüzümde geziniyordu. Yavaşça ayağa kalktığında, bakışlarımı ondan kaçıramadım. O tanıdık bakış kalbimi sızlatmıştı; sanki kendi yansımamı izliyordum. Gözlerinde derin bir acı ve dinmek bilmeyen bir intikam hırsı vardı. Ayakta durmakta zorlanıyormuş gibi omuzları önce hafifçe çöktü, sonra bakışlarını benden kaçırdı. Karşımda güçlü bir savaşçı değil de, içten içe acı çeken o kimsesiz çocuğu görüyordum. Bakışlarımdaki yumuşaklığı hemen silip ciddileştim. Arkamı dönüp Ramien’e kısa bir bakış fırlattım. “Ana salona geçelim,” dedim. Ramien’in bakışlarından aynı fikirde olmadığımız açıkça belli oluyordu. Bu yabancıya zerre güvenmiyordu. Avludaki muhafızlara dönüp son emrimi verdim: “Kaplanları ahırlara alın. Uzun yoldan gelmişler, belli ki açlar; hepsini doyurun.” Ellerimi arkamda birleştirip, zihnimdeki sorularla birlikte odama doğru yürümeye başladım. Kaplan Diyarı’nın bu ani gelişi, satranç tahtasındaki bütün taşları yerinden oynatacaktı. Kendi katıma geçtiğimde, koridorda Hansa ile karşılaştım. Odasından yeni çıkıyordu. Onu gördüğüm an, dışarıya karşı takındığım o sert kraliçe maskesini bir kenara bıraktım. Omuzlarımdaki yük hafifledi, ellerimi serbest bıraktım. Az önceki mesafeli duruşumdan eser kalmamıştı. Hemen yanına gidip durdum; aklım hâlâ avuçlarımın arasında yanan o kadim ateşte ve bu yabancının ela gözlerindeydi. Sorgulayan bakışlarını es geçerek, “Daha iyi misin?” diye sordum. Sesimdeki endişeyi saklayamamıştım. “Evet Kraliçem!” dedi Hansa. Dudaklarını hafifçe ıslatıp devam etti: “Neler oluyor?” Gözlerim istemsizce koluna kaydı. Temiz bir beze sarılmıştı ama bezin üzerinden yeşil, merheme benzer bir karışımın rengi sızmıştı. Kaşlarım çatıldı. Elimi koluna doğru uzattığımda, sanki canı yanıyormuş gibi hemen kolunu arkasına gizledi. “Hizmetlilerden biri bir karışım sürdü,” diye gevelediğinde, canını daha fazla sıkmamak için üstelemedim. Ama o yanık izi, vicdanımda bir ağırlık gibi durmaya devam ediyordu. “Üstümü değiştireceğim. Misafirlerimiz var, yemek hazırlıkları yapılsa iyi olur,” diye belirttim. Hansa başıyla onayladı. “Siz geçin, hemen geliyorum,” dediğinde odama yöneldim. İçeride Hansa’nın daha önce getirdiği kıyafetlerin arasından bir tanesini seçtim. Hansa hemen arkamdan gelip giyinmeme yardımcı oldu; elleri her zamanki gibi hızlı ve becerikliydi. Saçlarımı açıp güzelce taradıktan sonra, yüzümü ortaya çıkaracak şekilde sıkıca bağladı. Artık hazırdım. Odadan çıkıp ana salona doğru ilerledik. Ağır kapıların önünde karşılıklı dört savaşçı duruyordu. Kendi askerlerimi hemen tanıdım; kılıçları kınında, her an bir saldırı olacakmış gibi tetikte bekliyorlardı. Karşılarındaki iki kişi ise Kaplan Diyarı’nın askerleriydi. Kış mevsimine alışık olmadıkları her hallerinden belliydi. Güneşin eksik olmadığı o uzak bölgeden geldikleri için tenleri esmer ve kumraldı; kuzeyin soğuğu onları titretse de duruşlarını bozmuyorlardı. Kaplan eğiten, kralın her savaşında en ön safta devleşen bu adamlar, aslında tarihin en hüzünlü hikayelerine sahiplerdi. Babam onları anlatırken sesindeki acıyı hatırlarım; ne kadar ezildiklerini, her türlü haklarının ellerinden alındığını ve köle gibi kullanıldıklarını anlatmıştı. Şimdi o ezilenlerden biri, benim kalemde kılıçlarını önüme bırakmıştı. Eğer bugün buradaysalar, onlara hak ettikleri değeri verecektim. Onların sadakatini kazanmalı ve bu savaşta benim için, benim yanımda savaşmalarını sağlamalıydım. Yanlarındaki kırbaçlar ve kılıçlar, savaş yöntemlerinin ne kadar vahşi ve keskin olduğunu kanıtlıyordu. Yapılı vücutları, sanki damarlarında gerçekten de bir kaplanın kanı dolaşıyormuş gibi asil ve güçlü hissettiriyordu. Askerler saygıyla kapıyı açtılar. İçeri geçt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku