Ateşin İki Yüzü

18. BÖLÜM - Esir Kral

Yazar:

Ateşin İki Yüzü - İrem Özgün kitap kapağı
Ateşin İki Yüzü kitap kapağı

Zafer, ne demekti? Bir şeyi kazanmak mı, yoksa hükmetmenin başka bir adı mı? Her şeye sahip olmak, insanın içindeki o kadim boşluğu doldurmaya yeter miydi? Gözlerimi açtığımda, tavanı süsleyen beyaz mermer ve altın işlemeleri izledim. Savaşı kazanalı tam bir gün olmuştu; ne odamdan çıkmış ne de Ramien’i görmüştüm. Hansa ve Hugo yaralı oldukları için hizmetkârlar tarafından tedavi ediliyorlardı. Saray büyük bir hengâmedeydi; her yer toparlanıyor, yıkılan surlar onarılıyordu. Bense sanki yılların yorgunluğunu üzerimden atmaya çalışıyormuş gibi, derin bir boşluktaydım. Başarmış olmanın verdiği o garip hissizlik içimde büyüyordu; ne mutlu ne üzgün ne de öfkeliydim. Yatağımda yana döndüm ve boydan boya uzanan pencerelerden gökyüzünü, süzülen bulutları izledim. Kapım üç kez tıklatıldı. Girebileceklerini söylediğimde, bir grup hizmetkâr içeri girdi. Ellerinde, en lüks kumaşlardan dikilmiş özel kıyafetler vardı. En önde duran kişi, Hansa’nın sürekli yanında olan hizmetkârdı. Hafifçe eğildi ve başını kaldırmadan konuştu: "Kraliçem, babanız Ramien sabah yemeği için sizi yemek salonunda bekliyor." Bu, Ramien’in "odandan artık çık" demesinin en asil yoluydu. Yataktan kalkıp hazırlandım. Beyaz, uzun geceliğimi çıkarıp seçtiğim elbiseyi giydirdiler. Fildişi beyazı rengindeki elbise, omuzlarımı açıkta bırakıyor ve altın işlemelerle göz kamaştırıyordu. Korse, bedenimi zarifçe sararken; transparan balon kollar ve yere kadar uzanan dökümlü etekler, üzerimde asil bir aura yaratıyordu. Saçlarımı özenle şekillendirip çeşitli aksesuarlarla süsledikten sonra, en son tacımı başıma yerleştirdiler. Pabuçlarım ayağıma giydirildiğinde, onca hizmetkârı arkama alarak yürümeye başladım. Odadan çıkıp koridorları geçtim, merdivenlerden indim. Yemek salonuna vardığımda kapılar ardına kadar açıldı. İçerisi devasa görünüyordu ve koca masada sadece Ramien oturuyordu Üzerindeki siyah, asil kıyafetiyle yemeğini yiyordu. Masaya hafifçe yaklaştım; geldiğimi bilmesine rağmen başını kaldırmadı, yemeğine devam etti. Ben de vakur bir adımla baş köşeye geçip oturdum. “Seni görmek güzel,” dedi usulca. Gülümsedim. “Seni de, Ramien,” diye karşılık verdim, sesimdeki mesafeyi gizlemeden. Elindeki çatal ve bıçağı masaya sertçe bıraktı. Lokmamı çiğneyip yuttuktan sonra ben de aynı şekilde çatalımı bıraktım, sırtımı sandalyeye yaslayıp ona baktım. “Ruh gibisin. Sanki savaşı kazanan sen değilmişsin gibi... Neden bu kadar duygusuzsun?” diye sordu, beni kınar gibi. Kaşlarımı hafifçe kaldırdım. “Kimse bana boyun eğmedi, Ramien! Tacımı bile giymedim,” diyerek bahanelerimi sıralarken bıkkın bir nefes verdim. “Dik durmalısın ve her zamankinden daha fazla yönetmelisin,” dedi otoriter bir tonda. “Zor olanı başardın; ancak hükmetmek sadece savaşmak değildir. Politik bir kraliçe olman gerekiyor.” Başımı olumlu anlamda salladım. “Farkındayım, Ramien! Ancak savaştan yeni çıkmış olmak beni biraz hissizleştirdi. Bu masadan kalktığım an, gerçek bir hükümdar gibi davranacağıma emin olabilirsin!” dedim, başım dik ve kendimden emin bir şekilde. “Sana güveniyorum,” dedi, elini elimin üzerine koyarak. Yemekten kalktıktan sonra Hansa’yı ziyarete gitmek üzere harekete geçtik. Kendi odasındaydı ve kapısının önünde Kaplan Diyarı’ndan gelen muhafızlar bekliyordu. Kapı açıldığında Hansa’nın uyanık olduğunu gördük. Leo, yatağın kenarında oturmuş, Hansa’nın ellerini kendi avuçlarının arasına almıştı. Beni gördüğünde yutkundu ve hızla ayağa kalktı. Karşıma dikildiğinde gözlerinden öfke saçılıyordu. “Bebeğimizi kaybettik!” dedi, ses tonunun şiddetinden habersizce. “Bunun bir karşılığı olmalı!” Hansa, kısık ve güçsüz sesiyle, “Leo...” diyerek onu uyardı. Başımı dik tuttum, bakışlarımı Leo’ya sabitledim. "İstediğin şeyin farkındayım, Lord Leo," dedim, kaşlarımı ciddiyetle havalandırarak. "Valen’i istiyorsun. Ancak onu öylece öldürmek, halkın gözünde bizi adaletsiz bir konuma düşürür." Mantıklı düşünmeye çalışıyordum ama vicdanım ağır basıyordu. Leo, kendi kendine bir şeyler homurdanarak odanın içinde volta atma…

Bölümün tamamını WritePad'de oku