Ateşin İki Yüzü

14. BÖLÜM - İhanet Sandığı

Yazar:

Ateşin İki Yüzü - İrem Özgün kitap kapağı
Ateşin İki Yüzü kitap kapağı

Ronya; Güven bambaşka bir şeydi. İnsanın konduramadığı, aklının ucundan bile geçiremediği birçok kötülüğün o sığınakta asla kendine yer bulamayacağına inanmasıydı. Güven, saf bir inanç biçimiydi; onun sana kıyamayacağını, seni her şeye rağmen seveceğini bilmenin huzuruydu. Sana asla ihanet edemeyeceğinin kanla mühürlenmiş görünmez belgesiydi. Tanrı ile kul arasında imzalanmış tekinsiz, gizli bir sözleşme gibiydi; kalbin her şeyden emin olması, şüphe uykularından uyanmasıydı. Sevmektir aslında güvenmek. "Sırtımdan bıçaklar mı?" diye düşünmeden, sırtını o koca dağa rahatça yaslayabilmekti. İşte tam o an, hayatımı üzerine inşa ettiğim o koca dağ üstüme çökmüş, bütün güvenim un ufak olmuştu. Başım delice dönüyor, göğüs kafesimin tam ortasında kalbim bir anlığına durmuş gibi sızlıyordu. Babamın, damarlarımdaki kanın kaynağı olan o adamın bana ihanet etmesi, bu dünyada düşüneceğim en son şeydi. Son günlerdeki o tekinsiz davranışları, konsey odasındaki soğuk mesafesi, yüzüme fırlattığı o zehirli sözleri... Demek ki hepsi bu anı hazırlamak, beni bu kör kuyuda tek başıma bırakmak içindi! Bu yolda en büyük destekçim, sarsılmaz direğim saydığım adamla şimdi bu duruma gelmek... Çok acınasıydı. Ve evet, şu an kendi taht odamda kelimenin tam anlamıyla acınacak haldeydim. Kirpiklerimi bile kırpabilecek gücü kendimde bulamıyordum. Ellerim tahtın altın kakmalı kollarını sımsıkı kavrarken, yavaşça ve dehşet içinde bakışlarımı etrafta gezdirdim. Sadık dostlarımın üzerimdeki o kahrolmuş, çaresiz bakışları, normalde beni öfkeden delirtmesi, sarsıp kendime getirmesi gereken bir şeydi. Ama hayır... Şu an o kadar güçsüzdüm ki, o bakışların ağırlığı altında eziliyordum. Sanki bana ait olan her şey bir gecede buharlaşmış, yok olmuş gibiydim. Hissizliğin de ötesinde, ruhun can çekiştiği tekinsiz bir araftı bu. Gözlerim buğuyla kaplanınca, bir kraliçe gibi dik durmak adına yavaşça ayağa kalkmaya çalıştım. Fakat zihnimdeki uğultu ve başımın ani bir hiddetle dönmesiyle, tahtın hemen önünde, o soğuk mermerin üzerine dizlerimin üstüne çöktüm. Bedenim taş zemine çarptığında, ellerimi temiz mermerin üzerine baskıyla dayayarak dengede durmaya çalıştım. Gözlerim çoktan dolmuştu ve o görkemli kraliçe gururum bile akan yaşlara engel olmaya yetmiyordu. Bu korkunç gerçeği yeni idrak etmenin verdiği o vahşi öfkeyle ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilemez bir haldeydim. Yaşadığım o devasa hayal kırıklığı, ruhumu parça parça etmeye yetip de artıyordu. Gözümden süzülen o sıcak yaşlarla birlikte, içimdeki acıyı daha fazla zapt edemeyerek bağırmaya başladım. Dudaklarımdan kopan o çığlık, yüksek tavanlı taht odasının taş duvarlarına çarparak muazzam bir gürültü oluşturdu. İçimde harmanlanan o hırçın öfke ve üzüntü dalgasını kontrol etmekte, dizginlemekte artık çok geç kalmıştım. Anka kuşu alev alev yanıyordu ama bu kez yakmak için değil, kül olmak için... Etrafımda fır dönen o sadık insanları göremiyordum artık. Beni sakinleştirmek, ruhumu yatıştırmak için sarf ettikleri o telaşlı sözlerin hiçbirini algılayamıyor, zihnimin duvarlarından birer birer düşürüyordum. Ah Ramien! Bunu bana nasıl yaparsın? Beni bu kurtlar sofrasında, bu kan kokan dünyada nasıl böyle yapayalnız bırakırsın? Hani annem gibi beni asla terk etmeyecektin? Anneme o ölüm döşeğinde verdiğin o kutsal sözü ne çabuk unuttun? Ya bana verdiğin onca sözler, gözlerime bakarak aşıladığın o şanlı ümitler... Hepsi birer yalandan mı ibaretti? “Ronya, lütfen sakinleş!” Hansa’nın korku dolu uyarısını zihnimin o kalın duvarları arasından ilk defa net bir şekilde duyduğumda, bakışlarım istemsizce ellerime kaydı. Temiz, beyaz mermere bastırdığım avuçlarımın altından hırçın, kor bir alev sızıyordu. Taş zemin, damarlarımdan taşan o kontrolsüz gücün hiddetiyle cızırdayarak simsiyah bir kuruma dönüşüyordu. Yaşadığım o devasa ihanetin öfkesini kontrol edememiş, içimdeki o hırçın canavarı tamamen serbest bırakmıştım. Kimse bendeki bu zayıflığı, bir kraliçenin küle dönüşen gururunu görmesin diye başımı hızla öne eğdim. Gözya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku