1.
Yazar: Nuray

Atreus Abbadon üzerine giydiği pelerini çıkarıp ağır ağır sandalyesinin kenarına koydu. Yaşlılıktan beyazlamış saçlarını eli ile düzeltip masasının arkasına geçip oturdu. Son zamanlarda, uzun ve uykusuz geceler geçiriyordu. Bitmek bilmeyen savaşlar, sınırda tükenmeyen saldırılar ve daha çoğu. Artık bunların hiç birine yetişemiyordu lakin yerini alacak bir varisi de yoktu. Bu yüzdendir ki yaşamının son saniyelerine kadar her şeyi kendisi yönetmek zorundaydı. Ama ilk kez çıkmazda gibi hissediyordu. Başını ellerinin arasına alıp yorgunca omuzlarını düşürdü. Ne yapacaktı? Bu sefer nasıl kalkacaktı bu olayın altından? Atreus dalıp gittiği yerden yine aynı kötü haberin konuşmalarını zihninde canlandırdı. Son bulmayan kötü haberler... İki saat önce, Nymera ve Stratos sınırlarında: Kafasına taktığı siyah şal ile yüzünü gizleyerek ilerlemeye devam etti kadın. Bir eli stresten tir tir titrerken, iki parmağı kesilmiş olan diğer elinde bir kitap tutuyordu. Nihayet varması gereken yere geldiğinde durup derin bir soluk verdi. Hava biraz serindi ama kadın buzlar altında kalmış kadar titriyordu. Kafası hala öne eğikken yüzüne düşen beyaz saçlarını geri iteleme gibi bir zahmette bile bulunmadı. Öylece durdu. O böyle çaresizce dururken tam on adım ötesinde İmparator Atreus Abbadon'un ona baktığını bilmiyordu tâbi. Abbadon kadını şüphe ile süzüp elinde tuttuğu mektubu bir kez daha kontrol etti. Söylenen yere geldiğini teyit ettikten sonra, bu mektubu yazanın da önünde duran kadın olduğunu anlamıştı. Yavaş adımlarla ilerleyip kadının karşısın da durdu. Elini kadının yüzüne yaklaştırıp hafifçe salladığında kadın anında yüzünü kaldırdı. Abbadon ne bekliyordu biliyordu. Bir büyücü olarak korkunç, yüzü kırışık ve hatta ondanda yaşlı birini. Ama hayır önündeki kadın onun yaşlarındaydı belki ama yüzü, gözü o kadar temiz ve güzeldi ki, Abbadon bir anlığına büyülendiğini hissetmişti. Bu yaşa kadar yalnız yaşarken,bu yaştan sonra aşık olmazdı herhalde dimi? Asla. Abbadon yavaşça boğazını temizleyip kadına baktı. Kadında doğrudan ona bakıyordu. Peki ya ilk kim konuşacaktı? Kadın mavi gözlerini Abbadon'un üzerinde gezdirdi. O da yaşlı ve kaba birini bekliyordu. Ama yanılıyordu. Abbadon yaşına göre gümrah,uzun boylu ve yakışıklı biriydi. En sonunda buna son vermek ister gibi kadın arkaya doğru bir adım attı. "Size kötü haberlerim var, İmparator." Dedi üzgün bir sesle. Haberler gerçekten kötü olmalıydı. Bu sözlerle kendine gelen Abbadon, kadının devam etmesi için elini hafifçe öne uzattı. Yüzü buz gibi ve umursamaz görüne bilirdi lakin kalbi gelecek olan kötü habere henüz hazır değildi. Rahat bir nefes alamayacak mıydı? Kadın ona verilen söz hakkı ile hafifçe duraksayıp devam etti. "Noctra'da büyük hareketlilik hissediliyor. Tahminlerimize göre aralarında büyük bir plan dönüyor." Abbadon kaşlarını yukarı kaldırıp sorgularca kafasını kaşıdı. "Plan ne ola bilir?" "Saldırı." Bu sefer tedirginlik tüm bedenini kaplarken tek dilediği cevabın aklındakiyle aynı olmamasıydı. "Kime?" "Bize." Aynıydı. Cordelia~ "Biraz daha çevik ol!" Diye bağırdım ve elimde tuttuğum kılıcı önündeki çaylak şövalyeye savurdum. Bu sefer zamanında tepki vermişti lakin hâlâ gecikmeler vardı. Bu onun için tehlikeliydi. Alnımda biriken terleri silip, dikleşirtim. Biraz soluklanmak iyi gelecekti. Elimdeki kılıcı belimde ki kılığına sokup şövalyeye baktım. "Biraz dinlen, sonra yine görüşeceğiz." O da bu anı bekliyor olmalı ki anında yorgunca yere yığıldı ve fısıltı ile "Emredersiniz." Dedi. Onun bu hâline gülerken eğitim alanından çıkmak için kapıya ilerledim. Bakışlarımı önce gökyüzüne kaldırdım. Ejderhaların sırtında eğitim yapan savaşçılar birbiri ardına gökyüzünü yarıyor, aşağıda ise diğer askerler durmaksızın dövüş çalışıyordu. Herkes ejderhaya binemezdi; çünkü biz onları seçmezdik, onlar bizi seçerdi. Ama bir ejderhaya sahip olmamak, kimseyi daha güçsüz yapmazdı. Savaşçı, her koşulda savaşçıydı. Bakışlarımı son kez eğitim alanında gezdirdim. Herkes yoğun bir tempo ile çalışıyordu. Bu da b…