B1-Normal Mi?
Yazar: eceminincisii

Kardelen Sevinç Akyol'dan Salondaki koltukta otururken gözlerim önümdeki bilgisayarda iken sabah kahvemi içiyordum.Her an kahvenin üzerime dökülmesi muhtemeldi ama kendimden ve koltuktan daha önemli işlerim vardı.Doktorluk lisansım misali. Kendi halimde bilgisayardaki notlarımı açıp defterime yazarken Gediz salondan içeri girdi.Yeni uyanmış gibi bir hali vardı ama beyaz gömleği ve siyah ceketi üzerindeydi ve her zamanki gibi siyah kumaş pantolonu.Gözlerimiz buluştuğunda kocaman sırıtarak yanıma tünedi.İyice bana sokulduğunda rahatsızca kıpırdandım ama onun umurunda bile değildi."Günaydın bebeğim,yine mi lisans için çalışıyorsun?" Onaylayan mırıltılar çıkartırken bilgisayarı kapatıp defteri de üzerine koydum. "Sen nereye?" Biliyordum, bölge liderleri ile buluşacak ve bilmem kaç masum insanı öldürecekti. Burnunu iyice boyun girintime getirirken derin bir nefes aldı. "Kardelen'im bunu yapmak zorunda olduğumu biliyorsun.O piç Korel yine bir yerleri bombalamış,benim bir suçum yok ki bebeğim." Ah...Korel. Gediz'in manyak ikizi.Ne kadar kendisini bir o kadar sevmesem de Gediz'den kat ve kat daha dayanılılır biri olduğunu kabul edebiliyordum.Ama ne yazık ki çocukta utanç ve irade yoktu.Önüne ne gelirse onunla uğraşırdı. Gediz kendi kendine kıkırdarken aklına yeni birşey gelmiş gibi koltukta doğruldu. "Birde bugün yeni koruman geliyor.Herhalde benimle aynı vakit gelir ama önce gelirse de onu tanıman için sana fotoğrafını göndereceğim" kafamı olumlu anlamda salladım.Açıkçası korumaya ihtiyacım da yoktu ama insanın kocası Gediz gibi bölge lideri ve takıntılı olunca ne kadar gerek duymasa da yanında yüzlerce koruma belirebiliyordu. Gediz koltuktan kalkarken boynuma minik bir öpücük kondurdu ve ceketini düzeltti. "Ben eve gelene kadar dışarı çıkma olur mu?Malum Korel yine yeni düşmanlar edinmiş." Kafamı onaylar anlamda sallarken telefonumu koltuğun karşısındaki sehpadan almak için kalktım. "Bana şu yeni korumanın fotoğrafını yollarsın." Telefonumu elime aldığımda çoktan fotoğrafın geldiğini görmüştüm.Görüşürüz, anlamında yanağına masum küçük bir öpücük kondurdum.Gediz sırıtarak boynuma birden fazla öpücük kondururken kıkırdadım. Gediz evden çıkıp arabasına binerken kapının önünde onu minik bir tebessümle izliyordum.Onu ne kadar uyarsam da bir türlü korumalarıyla bir yerlere gidemiyordu.Bir gün bunun büyük sonuçları olacağını hissediyordum ama beni dinlemeyene yalvaracak halim de yoktu. Malikanemizin kapısından çıktıktan sonra bende içeri girmiştim.Zaten bu soğukta duracak direnç de yoktu bende.O yokken en büyük hobim evimizi dolaşıp sıcak kahvemi yudumlamaktı.Yine aynısını yapmak için kendimi çok da uzun olmayan battaniyeye sardım ve kahve yapmak için mutfağa girdim.Aslında Belkıs anneden yani yardımcımdan da isteyebilirdim ama işin eğlencesi de buydu; işimi kendim halletmek! Gediz'le evlendiğimizden beri o varken bana hiçbir şey yaptırmıyordu.Ama şükürler olsun ki hiçbir hizmetlim bunu sorun etmemişti yada en azından öyle inanmamı sağlıyorlardı. Ben,Gediz'le zorla evlendirilmiştim.Ailem yani daha doğrusu annem benden bir halt olmayacağını düşündüğünde babamla konuşmuş ve beni babamın iş ortağı olan Yakup Akyol'un oğluyla evlendirmeye karar kılmışlardı.Mutsuz olduğum söylenemezdi ama mutlu da değildim.Gediz iyi bir insandı yani en azından benim bildiğim kadarıyla.Bana hiçbir zorluk yaşatmamış aksine hep mutlu etmeye çalışmıştı.Her ne kadar dışarıdan birbirlerine aşık bir çift gibi gözüksek de aslında abi kardeş gibiydik.Öpmesi dışında. Mutfak tezgahının üzerindeki kahve makinesinin önünde kahvemin olmasını beklerken telefonumdan korumamı incelemeye başladım.Fotorafta bile belli olucak şekilde güçlü görünüyordu.Sert bir çehresi vardı.Yakışıklı adamdı vesselam. Makine kahvemin olduğunu için öterken başımı daldığım fotoğraftan kaldırıp kahvemi alıp mutfaktan çıktım.Elimdeki dumanı tüten kahve şuan benim en büyük mutluluğumdu.Bir bardak kahve için kurşun atıp kurşun yiyebilirdim. Sırasıyla tüm odaları gezerken yatak odama geldiğimde kapının z…