İLK KARŞILAŞMA
Yazar: Besna

" İkisi yıllar sonra karşılaşmıştı ama bambaşka iki yabancı olarak..." URAZ sabah erkenden uyanmıştı aslında pek uyuyamamıştı içindeki intikam ateşi hem uyumasına izin vermiyor hem de artarak ciğerlerini tıkayıp nefes almasına izin vermiyordu. Uyandıktan sonra lavaboya gitmişti lavaboya gidince aynadan yüzüne baktı . Gittikçe daha çok babasına benzediğini düşündü babası da onun gibi siyah saçlı mavi gözlüydü ve bunlar bile onların benzemesine yetiyordu. Uraz babasını en son 10 yaşında görmesine rağmen onun görünüşünü ve yüzünü unutmamıştı . Uraz yüzünü yıkayıp lavabodan çıkınca annesini gördü annesi yarı açık ve uykulu gözlerle "oğlum daha saat çok erken niye uyandın" dedi Uraz anne ne yapayım heyecandan uyku tutmadı deyince annesi ona sarılıp merak etme oğlum kazanacaksın hadi git şimdi uyu dedi . Uraz odasına gitti annesi gidince gizlice dış kapıyı yavaşça açarak dışarı çıktı. Dışarı çıkınca gökyüzüne baktı güneş daha yeni yeni doğuyor ve etraf daha yeni aydınlanıyordu serince esen sabah yeli Uraz'ın saçlarının arasına karışıyordu, Uraz bahçeye bakınca çiçeklerin toprağının çok kuru olduğunu gördü ve gidip çiçeklerin yanındaki bakır kovayı eline aldı ve demir çeşmeye doğru gitti . Eğilip bakır kovayı yere, çeşmenin ağzının önüne indirdi ve demir çeşmenin kolunu tutarak aşağı yukarı doğru hareket ettirmeye başladı . Şu çeşmeden akıp kovaya akarken suyun sesi ve demir kolun gıcırtılı sesi kuşların cıvıltıları arasına karışıp huzurlu bir melodi gibi kulağında yankılanıyordu. Burnuna gelen o güzel toprak kokusu da onlara eşlik ediyordu kova su ile dolduğunda Uraz kovayı kaldırıp çiçeklere doğru yürümeye başladı. Çiçeklerin yanına gelince ilk olarak mavi zambağı sonra kırmızı laleleri ve sonrada gülleri suladı bütün çiçekler bu kadar değildi , bu yüzden bir kova daha su doldurdu kova 5 litrelik olmasına rağmen Uraz onu kaslı kollarıyla rahatlıkta taşıyabiliyordu. Diğer çiçekleri de sulayınca sıra çalışmaya gelmişti seçimlerden önce bir tekrar yapmak iyi olurdu , kovayı yere eski yerine indirip havaya tekme ve yumruklar atmaya başladı bu savunma ve dövüş için yaptığı çalışmalardı. Biraz çalıştıktan sonra kılıç ile savunma için kılıcı eline aldı ve havada sallamaya başladı. Kılıcı sallarken sanki babasının katili olan Kral Timur karşısındaymış gibi kılıcı sertçe sallıyor ve birinin karnına saplıyor gibi yapıyordu. Yaklaşık 2 saat çalışınca dinlenmek için bahçedeki ahşap masaya oturdu. Sonunda saat 7 olmuştu annesi kahvaltıyı hazırlamak için uyandığında bahçede Uraz'ı gördü ve bahçeye çıktı. "Oğlum sen uyumadın mı? "dedi Uraz "anne biraz çalışmanın iyi olacağını düşündüm" deyince annesi "keşke uyusaydın oğlum ama neyse" dedi , annesi çiçeklere bakınca sulandığını gördü yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirmişti Uraz'a dönüp "sen mi suladın" dedi Uraz "evet ben suladım" deyince annesi mutlu olup "teşekkürler oğlum" dedi ve onu öpüp içeri gitti. Uraz annesinin bu kadar sevinmesine şaşırmamıştı çünkü annesinin çiçeklere karşı bir zaafı vardı, Uraz olanları boşverip intikamı düşünmeye başladı ilk olarak saraya girecek Kralın güvenini kazanıp vezir olup onu en savunmasız zamanında kellesini alacaktı . Uraz intikamı düşünürken annesi kahvaltıyı hazırlamıştı bile Uraz'ı kahvaltı için çağırınca Uraz içeri girip mutfağa gitmişti masaya oturup tabağına birkaç şey koydu ve yemeye başladı, annesi ise yemiyor onu izliyordu sanki en değerli hazinesine bakar gibi bakıyordu. Annesi sessizliği bozarak "oğlum kendine dikkat et başına bişey gelsin istemem" dedi Uraz başını kaldırmadan tabağına bakarak "bişey olamayacak anne merak etme" dedi annesi hüzünlü bir sesle "oğlum çok endişeleniyorum ya senide kaybedersem" Uraz annesine ciddi bir şekilde bakarak "anne bana bişey olmayacak ve seni asla yalnız bırakmam" dedi annesi "canım oğlum" diyerek başını okşadı ve kahvaltıya devam ettiler. Tüm kahvaltı boyunca ikisi de konuşmadı Uraz kahvaltısını bitirince odasına gitti ve şövalye kıyafetini gitmeye başladı Uraz babasının şövalye kıyafetini giyecekti…