1. ŞİFA
Yazar: Ada F.

"İnsanların hiçbir şey yokken benden uzak durması kötü bir his, Karadeniz gözlü..." S.U. 1. ŞİFA SERHAT ULUSOY: Ölüm. Şuan ki durumumu özetleyen tek kelime buydu. Ölüyordum. Hayatımda ikinci defa böyle bir krizin eşiğindeydim. Fakat bu kriz, ilkine göre daha çok can yakıyordu. Sanki ölecekmişim gibi hissettiriyordu. En son hatırladığım şey evimde, kız kardeşim yanımdayken madde krizine girmiş olduğum. Bedenim uyuşmuş, ellerim titremişti. Kardeşim bir şeyler söylüyordu ama sesi boğuk geliyor, hiçbir kelime anlaşılmıyordu. Ve şu an hastanedeydik. Kardeşim pürdikkat doktoru dinliyordu. "Söylediğim gibi, bu gibi durumlara karşı daima tetikte olmalı ve soğukkanlılığımızı korumalıyız. Sizi tanıdığım bir psikiyatriste yönlendireceğim. Geçmiş olsun." Diyerek odadan çıkmıştı konuşan 40'lı yaşlardaki adam doktor. Gözlerimi devirmiştim çünkü kardeşim Yaren'in birkaç yıl önceki ilk krizimde bana dediklerini hatırlamıştım. "Bir daha böyle bir durum yaşarsak ilk işim sana psikiyatrist ayarlamak olacak abi!" Şimdi ise karşımda ağlamanın etkisinden çıkmış ama kızaran gözleri ve çatık kaşlarıyla bana ters ters bakıyordu. "Ne var?" Dedim sakince. "O psikiyatriste gideceğiz ve o illetten kurtulacaksın." Dediğinde geçiştirmek ister gibi başımı salladım ve bakışlarımı kaçırdım. Kardeşim dediği şeyde haklıydı. Beni kaybetmek istemiyordu. Yıllar önce, anne ve babamı kaybetmeden önce bazı arkadaş dediğim insanlar tarafından bu yasaklı maddeyi kullanmaya başlamıştım. Birden bire ailemi kaybettiğim zaman da öğrenmiştim ki onlar da bu madde yüzünden ölmüşlerdi. Uyuşturucu. Kardeşim iyileşmemi ve sonumun onlar gibi olmamasını istiyordu. Çünkü birbirimizden başka kimsemiz yoktu. Kardeşim şu an lise 3. Sınıfa, ben hukuk son sınıfa gidiyordum. Ve muhtemelen madde kullandığım için avukat olamayacaktım. Bunu bilmiyordum. Tek bildiğim şey, kullandığım maddenin beni öldürüyor olduğuydu. Dışarıdan bakılınca fiziki olarak madde kullanıyor gibi görünmüyordum. Düzenli spor ve beslenme bunun cabasıydı. Ama psikolojik olarak, gerçekten de bir psikiyatriste görünmem gerekiyordu. Yaren, 11. Sınıfa gidiyor ve hatta bazı akrabalarımızla sık olmasa bile genelde görüşüyordu. Benim aksime. Ben akrabalarla bağımı koparalı uzun zaman oluyordu. 4 yıl. Bana birşey olsa Yaren'in yanında olacak insanlar vardı. Şahsen yaşamayı isteyecek bir sebebim birtek o vardı ve onun emin ellerde olacağından emindim. Akrabalarımla her ne kadar görüşmüyor olsam bile Yaren'e olan ilgileri Yaren'in yalnız olmadığının kanıtıydı. "Geçiştirme beni abi! Seni kaybetmek istemiyorum!" Benim gibi olan yeşil gözlerine baktım. "Psikiyatriste gitsem ne değişecek Yaren?" Diye sordum. "Şunun şurasında ne kadar ömrüm kaldı?" "Tedavi olduğun zaman ömrünün süresi Allah'a kalmış abi!" Dedi sitemle. Bıkkınca bir nefes verdim. "Bu konuyu sonra konuşalım." Dedim sedyeden kalkarken. "Hadi, eve geçelim." Birlikte hastane odasından çıkarken zihnimde o kızın gözleri belirdi birden. Nehir. 4 yıl önce, kendisi de benim gibi üniversite için Pamuklu Mahallesine taşınmıştı. Deli dolu, neşeli bir kızdı. Abisiyle birlikte yaşıyordu. Sarıya dönük ama açık kumral renginde saçları ve mavi gözleri vardı. Karadeniz gibiydi gözleri, memleket gibi. Ona genellikle Karadeniz Gözlü diye hitap ederdim. Bir keresinde bana sebebini sormuştu. Bende 'Çünkü senin gözlerin memleketimin denizi gibi.' demiştim. Mahallede tek konuştuğum kız hatta ve hatta insan o olabilirdi. Nadiren de olsa... Fakat bugün ki krizimde anlamışım ki gerçekten tedavi olmam gerekiyordu. Çünkü ben aşkı bulmuştum. Kaybetmeye niyetim yoktu. Bulduğum ilk ve son aşkım için yaşayacaktım. Tabii, onun da yardımıyla.... ✨️ NEHİR YILDIRIM: "Nehir!" Diye seslenen yengemin yanına mutfağa gittim. "Efendim yengoş?" "Ekmek alır mısın canım?" Dediğinde başımı salladım. "Para fortmanto dolabının içinde. Hadi bir koşu gidip alıver. Abin çok yorulmuş." Hızlıca parayı alarak evden çıktım. Evet, kıyafet değişirmemiştim. Üzerimde beyaz tişört ve siyah eşofman vardı. Saçımdaki dağınık topu…