14. ŞİFA
Yazar: Ada F.

Acil servis bugün her zamankinden daha da kalabalıktı. Fakat ben hâlâ “stajyer Nehir”dim. Bugün fazla müdahale etmiyordum, izliyordum. Not alıyordum. Öğreniyordum. Bazen sadece kenarda duruyordum. Her zamanki gibi. Bir ara camın önünde dosya incelerken kendimi küçücük hissetmiştim. Herkes bir şey biliyordu, bir şey yapıyordu. Ben ise henüz yarımdım. Öğrendiğim şeyler var mıydı? Evet. Uygulayabiliyor muydum? Mezun olmadan hayır. Yemek molasındayken telefonum titredi. Serhat, yani sevgilim yazmıştı. Motorcu: Ne yapıyorsun güzelim? Siz: Stajdayım:( Motorcu: Kolay gelsin Karadeniz Gözlü'm. Siz: Sağoll🫶 Siz: Motorcu birşey sorcam. Motorcu: Söyle güzelim. Siz: Ben henüz stajyerim ya, insanların gözünde doktor mu oluyorum yoksa basit bir stajyer mi? Motorcu: Benim gözümde doktor oluyorsun. Siz: Yiaaaaa🥹🫶 Siz: Yerim senii Siz: Neyse dur cıvımayalım Siz: Sende durumlar ne? Motorcu: Ben kampüsten çıktım eve geçiyorum, motoru alıp turlayacağım biraz. Motorcu: Stajdan çıkınca aramayı unutma. Bir kahve içmeye gidelim baş başa. Siz: Ya biz şimdi sözleştik ama ben yorgunum😔 Motorcu: kıyamam ben güzelime. Motorcu: motorla gideriz hem kahve yorgunluğınu alır. Siz: Tamamdırr Çevrimdışı Çevrimdışı ***** Çıkışta Serhat bekliyordu. Saçları hafif dağılmıştı, tişörtü kırışıktı. Muhtemelen evden aceleyle çıkmıştı çam gözlüm. Ciddi durmaya çalışıyordu ama gözleri yorgunluğunu ele veriyordu. Beni görünce ifadesiz bakışları yumuşadı. “Yormuşlar bebeğimi.” dedi. Eridim... “Benim bebeğim de yorulmuş sanki?” Güldü. “Çok mu belli?" güldüm. "Hm hm." dedim sarılırken. "Sevgilim..." diye mırıldandı saçlarıma ufak bir öpücük kondurarak. "Efendim?" "Biz şimdi gerçekten sevgiliyiz değil mi?" dedi kafasını çekip bana bakarak. "Evet." dedim. "Rüya gibi..." diye mırıldandı. "Ama gerçek." dedim aynı tonda. Sonrasında motora bindik ve kafeye geldik. Cam kenarına oturmuştuk. Eve gittiğim gibi uyuyacağım için çok da sert olmayan sütlü ama şekersiz kahve söylemiştim. Serhat da aynısından söylemişti. Bir süre normal konuştuk. Stajlarımız, fakültelerimiz... Günlük şeylerdi. Bir süre sessizlik oluştu. Gözleri üzerimdeydi. “Noldu?” dedim. “Seni izliyorum.” “Niye?” dedim gülerek. “Her zerreni hafızama kaydetmek için. " Gülümseyerk gözlerimi kaçırdım. "Manyaksın." dedim. Sonra aklıma gelen şeyle “Terapiye gittin mi?” dedim. “Gittim.” “Konuştun mu?” diye sordum hemen. Durdu. “Evet.” "Ne anlattın?” diye sordum heyecanla. Acaba söyler mi? “Seni.” durdum bir an. "Beni mi?" "Hmm hmm." diye onayladı dalgınca. "Senden bahsettim biraz, sana ne kadar aşık olduğumdan. Biraz da, seni kaybetmekten ne kadar korktuğumdan." “Beni kaybetmeyeceksin.” dedim ama sesim daha yumuşaktı. Bu cümle kesinlik içermiyordu çünkü kimsenin yarını belli değildi. Gaybı bilemezdik lakin söz verebilirdim. Şayet bozacağım bir yemindense tutamayacağım bir söz vermek daha mantıklıydı. “Elimden geleni yapıyorum.” dedi. “İçimdekileri tutmamayı öğreniyorum.” Elini masanın üzerinde uzattı. Bu sefer ben tuttum. Parmakları sıcak. “Ben kaçacak biri değilim Serhat. Geçmişin... İçinde tuttukların istediği kadar iç karartıcı olsun, umrumda değil. Umrumda olan sensin.” dedim. “Biliyorum.” Biraz yaklaştı. "Ve seni çok seviyorum.” Yalnızca üç kelimeydi. Kişi, miktar ve duygu içeriyordu. Lakin etkisi kalbimi ele geçiriyordu. “Serhat…” dedim. “Nehir'im?” Nereye düşüyoruz? “Bana güçlü görünmek zorunda değilsin." Anlık bir alayla "Senin için daima güçlüyüm bebeğim." dedi kol kaslarını göstererek. "Pislik." diyerek güldüm. "Ben ciddiydim, yanımda güçlü durmak zorunda değilsin. Paylaş benimle..." dediğimde anlamak ister gibi kaslarını çattı. Sadece baktım gözlerinin içine. 'Yanımdayken yükünü benimle paylaş' der gibi baktım. Bu defa alamış olmalı ki gözlerini kaçırdı. Onu yargılamıyordum. Aksine, çok iyi anlıyordum. Yükünü birileriyle paylaşmak, çok zordu. Her ne kadar bu kişi güvendiğin birisi olsa bile yolun başından beri yükünü tek başına taşıyan biri için dertlerini bir başkasına anlatmak zordu. Anlatabilmek için önce kendi…