2. ŞİFA
Yazar: Ada F.

"Sen benim hayatımı değiştiren kızsın." S. U. 2. ŞİFA 'Olurum' cevabını yazdıktan sonra hiç konuşmamıştık. Bu cevabı vermemin sebebi, en önemli konudan bahsetmiş olması ve bana ilk defa kendini açmasıydı. Serhat'ın gerçek kişiliğini yıllardır merak ediyordum ve şimdi tanıma fırsatı bizzat kendisi tarafından ayağıma gelmişti. Hiç arkadaşı olmamasının ve bütün gün evde yaşamak zorunda olmasının verdiği hissin nasıl bir şey olduğunu anlayabilir miyim diye sormuştu bana. Bilmiyordu ki en iyi ben anlardım. Aslında geniş bir arkadaş çevrem vardı. Her biri benim önceliğimdi, kardeşim diyebileceğim insanlardı. Ama ben onlara göre değildim. Benden başkası hep olurdu. Hatta benim yokluğum hissedilmezdi çünkü varlığımla yokluğum birdi. Saat 18.05'ti. Stajdan çıkmış,eve yürüyordum. Sabah 04.00'ten beri ayaktaydım ve yoğun staj günümün ardından epey yorulmuştum. Mahallede Serhat'ların evinin önünden geçerken kapının önünde kaldırıma otumuş olan Yaren'i gördüm. Uzun kumral saçları dağılmış, yeşil gözleri kıpkırmızıydı. Ağlıyordu. Yüreğimde endişe hissi belirirken yanına gittim. "Yaren! İyi misin?" Dedim endişeyle. Gözünü kaldırıp bana baktığında başını iki yana salladı hayır anlamında. "Ne oldu?" Diye sordum yanına otururken. "Abim..." dedi titreyen sesiyle. Kalbimin atışları hızlandığında kaşlarımı çattım. "Ne oldu abine? Kavga mı ettiniz?" Burnunu çekti. "Hayır. Kavga etmedik." "Sorun ne o zaman canım?" dediğimde bana öyle bir baktı ki dünyanın sonu gelmişçesine üzülmüş gibiydi. "Abim çok kötü Nehir Abla." dediğinde yutkundum. "Psikiyatriste görünmesi gerekiyor ama reddediyor. Psikolojisi çok kötü. Ruhsal anlamda durumu iyi değil. Bunu biliyor ama psikoloğa görünmeyi reddediyor." Psikojik açıdan ikisinin de iyi olmadığını biliyordum. Sebebi ailelerini kaybetmeleriydi. Arada bir görüştükleri akrabalarının yanında kalmak yerine zorlu hayat şartlarına rağmen kendi başlarına, kendi hayatlarını sürdürmeye çalışmalarıydı. Nehir psikiyatriste görünüyordu. Her ay 2 ya da 3 kez gidiyordu. Ama Serhat gitmiyordu. Onun yerine ek iş olarak bir kafede baristalık yapıyor, eve destek olmaya çalışıyordu. Ayriyeten hukuk da okuyordu. İzin günlerinde evde kalır, tek başına ya ders çalışır ya da uyurdu. Aklıma gelen fikirle "Yaren, ben abini ikna etmeye çalışayım mı ablacım?" Diye sordum. "O nasıl olacak ki? Ben ikna edemiyorum daha." Dediğinde güldüm. Elimi uzatıp gözyaşlarını sildim. "Sen o işi bana bırak. Eve git, elini yüzünü yıka. Ağladığını belli etmesen bile abin anlar mutlaka ama bir şey söyleme. Ben eve gidip üzerini değiştirip geleceğim. Tamam mı?" "Tamam." Dedi heyecanla ayağa kalkarak. Bende kalktım. "Umarım ikna edebilirsin abla. Yoksa abim," dedi ve durdu bir an. Cümlesine devam etmediğinde "Abin?" Diye sordum. Gözlerini kaçırdı. "Kendine zarar verecek diye korkuyorum." Dediğinde yüreğim sızladı. Neden çektiğimiz acılar bu kadar benzerdi? "Şşt," dedim ona sarılarak. "Abine hiçbir şey olmayacak. Şimdi bu düşünceleri kafandan atıyorsun ve eve gidip ne yemek yapacağına karar veriyorsun. Bende eve uğrayip yanına geliyorum ve birlikte yemek hazırlayıp yemekten sonra abini psikoloğa gitme konusunda ikna ediyoruz. Anlaştık mı?" Ayrıldığımızda "Teşekkür ederim Nehir Abla." Güldüm. "Teşekkürünü abini ikna ettiğimde edersin. Hadi gir şimdi içeri." Dedim. El sallayarak evine girdiğinde bende hızlı adımlarla eve gittim. "Yenge?" Diye seslendim mutfağa doğru ama yoktu. Hala işteydi sanırım. Telefonumu çıkarıp abimi aradım. "Efendim abim?" "Abi yengem daha gelmemiş, mesaiye kaldı galiba. Ben Yaren'lere gidebilir miyim akşam yemeği için diye soracaktım?" "Evet güzelim yengenin mesaisi var geç gelecek o. Bende iş dönüşü onu alacağım öyle geçeceğiz eve. Sen git Yarenlere, biz eve geldiğimizde haber veririz sana." Dedikten sonra vedalaşıp telefonu kapattım. Hızlıca odama çıkıp üzerimdeki staj kıyafetini çıkardım ve açık mavi kot pantolon ile beyaz crop giydim. Saçımı tarayıp elimle şekillendirdikten sonra parfüm sıktım ve anahtarım ve telefonumu alıp evden çıkt…