Aşkın Tablosu

Solmuş renkler

Yazar:

Aşkın Tablosu - Ecrin kitap kapağı
Aşkın Tablosu kitap kapağı

ÖNSÖZ Merhabalar:) Sanırım öncelikle kendimi tanıtmalıyım. Ben Ecrin, yazmaya çok küçük yaşta başlamış ama bir türlü cesaret edip yazdıklarımı yayımlayamamış bir yazar oldum hep. Şimdi ise sonuç iyi veya kötü, ne olursa olsun bu yoldan dönmemeye karar verdim çünkü umudun her zaman var olduğuna ve hayallerin er ya da geç gerçeklikle buluştuğuna inanıyorum. Lafı çok uzatmadan küçük bir konu anlatımı yapıp hemen hikâyemizle sizi buluşturmak istiyorum. Aşkın Tablosu; 20 yaşında güzel sanatlar bölümünde okuyan Işık Aksoy, 10 yaşında ansızın geçirdiği trafik kazası sonucu görme kaybı yaşıyor ve hayatının geri kalanını göremeden devam ediyor. Ancak bu hayallerini gerçekleştirmesine engel olmuyor ve Işık görerek olmasa da hissederek çizimlerini devam ettiriyor. Işık Aksoy İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde sahile yakın yerde kız arkadaşı Gamze ile aynı evi paylaşıyor, annesi babası ise yan komşuları olarak diğer dairede yaşam sürmekte. Işık’ın babası Demir Aksoy ise küçük bir işletmede çalışmakta fakat hem kendi işletmesini büyütmek için hemde kızının tedavi masraflarını karşılamak adına kazanmak istediği para için bilinen bir holdingin sahibi Alparslan Yıldırım ile ortak olur. Ancak Alparslan Yıldırımın bir şartı vardır; Holdingin yöneticisi olan oğlu Kaan Yıldırımın, Işık ile evlenmesini ister ve bunun karşılığında da elinden geleni yapacağını belirtir. Nedenini henüz bilmeyen bu iki genç alınan bu karara fazlasıyla karşı çıksa da ellerinden hiçbir şey gelmez ve birlikte sonunun nereye, nasıl varacağını bilmeden bu yola adım atarlar. Yaz tadında biraz da gerilimin bulunduğu hikâyemiz artık sizlerle. Umarım beğenirsiniz ve bana bu yolda destek olmak adına küçük bir şans verirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.🤍 BİRİNCİ BÖLÜM Geçmiş zaman. ,,Kızım hızlı koşmayın!'' ,,Ahmet oğlum, dikkat et Işık'a'' Işık bitmek bilmez enerjisiyle bodrumun sahilinde koşuştururken Ahmet yüzünde bir gülümsemeyle rüzgarın etkisinde savrulan siyah kıvırcık saçlarıyla koşturan Işık'ı izliyordu peşinden giderken. Aralarında sadece üç yaş vardı, ikisi de Arnavutköyde yaşayıp birbirlerine komşuluk ettiklerinden her günleri birlikte geçmişti. Beraber oyunlar oynamışlardı, hoş Ahmet'in oyun oynama anlayışı arabalar, motorlar ve asker oyuncakları iken Işık'ın oyun anlayışı Barbie bebekleri sesli canlandırıp birilerine makyaj yapmaktı fakat ikisi de orta yolu bir şekilde hep bulmuşlardı. kimi zaman Işık Ahmet ile araba yarışları yapmıştı, pek eğlenmemişti ama Ahmet onu güldürüp eğlendirmenin yolunu yinede bulmuştu. kimi zaman ise Işık Ahmet'in eline birer Barbie bebek tutuşturmuş ve onları seslendirip bunu oyun haline getirmişlerdi. Ahmet'in ise keyif aldığı tek şey, Işık'ın kahkahalarla oynayıp eğleniyor olmasıydı. Yinede kavga ettikleri vakitler de olmuştu elbet. kavga denilemezdi aslında, atışma sonucu Işık'ın attığı triplerdi bu kavgalar. ,,Birazcık pembe yapacağım yanaklarını, annem de yapıyor çok güzel oluyor. Seni de güzel yapacağım lütfen!'' Işık annesinin odasından her seferinde makyaj malzemeleri alır ve odasına kaçardı. kimi zaman bebeklerine kimi zaman da aynada kendisine makyaj yapıp ,,büyük olmayı'' oynardı. Fakat bu sefer her defasında makyajdan kaçmayı başaran Ahmet'e makyaj yapmak istemişti Işık. Adeta köşeye sıkışan çocuğun yüzüne allığı bulandırdığı fırçayı savurmaya ve yanağına sürmeye çalışırken Ahmet ise karşısında tatlı bir ifadeyle duran Işık'ın fırçayı tuttuğu bileğini tutarak onu kendisinden itmeye çalışıyordu, bir yandan da yüzünü buruşturarak kendisini geri çekiyordu. ,,O zaman annene yap, ben annen değilim ve kız da değilim ki. Nereden çıktı bu? bebeklerine yap işte ben izlerim.'' Ama ışık inatla elindeki fırçayı Ahmet'in yüzüne değdirmeye çalışmak ile meşguldü ve kaşlarını iyice çatmıştı. En sonda ise kullanmayı en sevdiği kozunu kullanıp trip atma kararı almıştı, zaten gücü de yetersiz kalıyordu çocuğa karşı. Işık pes edip kendisini geriye çektiğinde elindeki fırçayı ve allığı da yere atmıştı. kıvırcık, kabarık ve uzun saçlarını savurara…

Bölümün tamamını WritePad'de oku