5.BÖLÜM:AN
Yazar: thenightandmoon

Selamm,yeni bölüm sizlerle iyi okumalarr Bölüm Şarkısı:Pinhani-Beni Sen İnandır ************* Takımın antrenmana gidişiyle Pelin ile birer kahve içtik.Samimiydi,arkadaşım olsa güzel anlaşabileceğimizi düşünüyordum.Beni anlayıp,dinleyebileceğini de düşünüyordum.Bir arkadaşlıkta da zaten önemli olan bu değil miydi? “ Esin Ha, ”diyen Pelin’i bakışlarımla durdurup “Ulaş Bey’in olmadığı ortamlarda bana adımla seslenebilirsin Pelin,gerçi Ulaş Bey’in yanında da diyebilirsin.Ben benim için sorun olmadığını söylerim kendisine. ”dediğimde peki dercesine başını salladı. “Daha çok karşılaşacağımızı hissediyorum ve senin içinde sakıncası olmazsa telefon numaranı alabilir miyim? ”demesine “ Olur,tabiki çok mutlu olurum. ” diyerek karşılık verdim.Uzattığı telefonuna numaramı yazıp kaydettim.Numaramı telefonundan çaldırarak kendi telefonuma da Pelin’in numarasını kaydettim. Pelin “ Sen tribüne geç istersen ben üstümü değişip gelirim.” dediğinde başımı sallayarak onayladım. Pelin’in çubuklu formasını giyip gelişiyle tribüne doğru ilerledik.Görüş açısının iyi olduğu tarafa doğru ilerledik. Isınma hareketlerini yapıyorlardı futbolcular.İlker ve Ulaş Günay bir yandan şakalaşıyor,bir yandan da takıma eşlik ediyordu. Bence ya tanışıklıkları eskiye dayanıyordu ya da çabuk kaynaşmışlardı.Bir gün bunu mutlaka sormalıydım. Isınma hareketleri bitince iki kişilik gruplara ayrılarak sırasıyla birbirlerine pas atmaya başladılar. Hepsi hareket halinde olduğu için terlemişlerdi.Hoca bu kadarın yeterli olduğunu belirtip dinlenebileceklerini söylediğinde sahadan ayrıldılar. Muhtemelen takım hep birlikte soyunma odasına gitmişti.Sahanın sessizliği ile biz de sessizleştik. İlker ve Ulaş Günay kafeden atıştırmalık bir şeyler alıp gelmişlerdi.İlker,Pelin’in yanındaki boşluğa oturunca,Ulaş Günay da benim yanımdaki boşluğa oturdu.Onlar bir sohbete başlamışken gelen telefonla yerimden kalktım.Annem arıyordu,bir dakika bile geciksem felaket senaryolarını döndüreceğini biliyordum.Bekletmeden açarak “ Efendim, ”dediğimde annem “ Nasılsın kızım? ” dedi. Tebessüm ederek iyi olduğumu söyledim.Çünkü İstanbul sınırlarının dışına çıkabilmek iyi olmamı sağlayan faktörlerden biriydi. Annem toplantılarının iyi geçtiğini,işleri toparladıkları için de yazlığa geçeceklerini söyledi.Bol bol dinlenmelerini söyleyerek telefonu kapattım. Tribüne geri döndüğümde yerime oturacağım esnada Pelin bana dönerek “ İddiaya girdiler ve ben bu maçta ikisinin de gol atmayacağını hissediyorum.Sen ne hissediyorsun? ”dediğinde iç sesimi dinlemeye çalıştım. İçimdeki ses Ulaş Günay gol atacak diyordu,o yüzden bunu sesli bir şekilde de çekinmeden dile getirdim.Ulaş Günay, ” Gördünüz mü? ” dercesine baktığında gülmeden edemedim.Yerime,Ulaş Günay’ın yanına,oturdum tekrardan. “ Motivasyonum yüzde bin oldu şu an,sayenizde yani.Bu motivasyonun hediyesi olarak ne istersiniz Dilek Hanım? ” “ Yeterki gol atın,heveslerimiz kursağımızda kalmasın.Takım motive olsun. ” dediğimde tebessüm ederek onaylarcasına başını salladı. Bir süre daha oturduktan sonra takım tekrardan sahaya inerek ısınma hareketlerine başladı. Maça bir saatten az bir süre kaldığında stad dolmaya başladı.Rastgele oturduğumuz yerden kalkarak locadaki yerime geçtiğimde yan tarafımda Samet abi,Samet abinin yanında Erkin Bey ve diğer üyeler oturuyordu. Sırayla milli marşlar okundu,hakem düdüğünü çaldı ve maç resmi olarak başlamış oldu.Heyecandan midem bulanıyordu.Gerginlikten ter basmıştı ama bizim çocukların kötü bir iş çıkaracağını da düşünmüyordum.En iyisi olana kadar mücadeleyi asla bırakmazlardı. Ve aslında sonuç ne olursa olsun verilen mücadele en önemlisiydi.Bu her yerde böyleydi.Okulda,işte,maçta ve belki de aşkta. On dakika geçtiğinde,ne karşı takımdan ne de bizden bir atak vardı. Ve bu fazlasıyla can sıkıcıydı.İzleme hevesim kaçmak üzereydi. Bir umut ayağa kalkıp beklerken kırk beşinci dakikaya yaklaştığımızı gördüm.Bir kaç harekete gelen itirazdan dolayı hakem beş dakikalık bir uzatma verdi. Bizim çocuklar gol atmak için atağa geçmemişler…