2.Bölüm
Yazar: S.Nightfall

Bu bölüm biraz karmaşık düzenledim ama galiba kaydetmemiş veya kendi kendine silmiş daha sonra düzenleyeceğim. İyi okumalar! “Neden hesabıma bakıyordun?” Annemler bizi başlarından def etmişlerde, bizde mahalle arasında yürüyüş yapmaya karar vermiştik. Oysa bu ana kadar her şey güzeldi kimse konuşmuyordu, fakat bir tokat atar gibi bu soruyu sorunca öyle apışıp kalmıştım tabi. Hemen bir yalan düşündüm ama hiç yalan söyleyebilen biri değildim, yine de kendimi zorlayarakda olsa masum bir yalan söyleyebilmiştim. “Keşfette öyle dolanıyordum karşıma çıktı, motor ile ilgili olunca da beğendim işte. Sonra senin olduğunu anlayınca geri çektim.” sesim her zaman ki gibi kısık özgüvensiz çıkıyordu. “Bir beğeniyi hak etmiyor muyum?” sesi şakacı ve eğlenir gibi çıkmıştı, yani alınmamıştı öyle değil mi? Yine de yanlış anlaşıldığım için kendimi temize çekmem gerekiyordu. Sesimde yanlış anlaşılmanın verdiği duygular harmanlandı ve ardından şöyle bir açıklama yaptım; “Hayır şimdi benim senin bir fotoğrafını beğendiğimi görürsen yanlış anlarsın diye. Zaten sen olduğunu anlayınca hemen çektim, ama yine de yanlış anlaşıldım galiba. ” başımı suçlu çocuklar gibi önüme eğmiştim ve dudaklarımı dişlemeye başlamıştım bile. İşte bu yüzden de içime kapanık duruyordum, insanlar sanki her dediğim lafı ciddiye alıp alınıyordu. Bu yüzden de hiçbir yerde bana soru sorulmadıkça konuşmuyordum. O da benim kendimi suçlu hissettiğimi anlamış olucak beni yatıştırmaya çalıştı, doğrusu başarılı oldu da. “ Hayır seni yanlış anlamadım, sadece ortamı yumuşatmaya çalıştım. Sen biraz gergin görünüyordun.” Bir şey demeden sokakta yürümeye devam ettim. Muhabbet açmak ister gibi yeniden konuştu; “Duyduğuma göre tenis oynamak istiyormuşsun bunun, için çok hevesliymişsin. ” Kim, ben mi hevesliymişim ? Kim dediyse bunu büyük yalan atmıştı, bırakın tenis oynamak için hevesli olmayı üç gün su içmesem ve önüme bir bardak su koysalar onun için bile heveslenmezdim. Ama şuan bunu bozamazdım bu yüzden yüzüme sahte heyecanlı bir ifade yerleştirdim. “ Evet çok istiyorum ama iyi bir hoca bulamadım, bu yüzden de son zamanlarda hevesim kaçtı. ” cümlenin sonuna doğru sesimde biraz hayal kırıklığı vardı. Galiba iyi bir oyuncu olmalıydım ki o bu numaramı yedi ama bana yaptığı teklif ile köşeye sıkışmıştım. “ Evet şuan ki antrönörler fazla iyi değil. İstersen sana ben öğretebilirim, hem ben bu tenis eğitimini yurt dışında Jannik sinnier’e tenisi öğreten kişiden aldım. ” sesinde ciddiyet vardı ama bir yandan şakacı bir tavrıda vardı, anlayamıyordum ben bu adamı! Zaten amacım tenisi öğrenmekte. Kurstaki hocaya da gitsem öğrenecektim, Yaman ile gitsemde içimde küçük bir heves dahi yoktu, sadece ailemin dilinden kurtulmak için öğrenecektim bu yüzden onayladım. “ Tamam olur hem Jannik ‘e tenisi öğreten antrenörden, tenisi eğitimi alan birinden öğrenmek daha iyi olur. ” ona takılmak ister gibi sesim alaycı çıkmıştı. Ve şunuda söyleyeyim Jannik kim bilmiyorum, adam önemli biri miydi onuda bilmiyordum. Ya çok önemli biriyse ve ben şu an hapse atılırsam! Kabul ediyorum çok paronayağım. Yaman sadece sağ dudağı ile çarpık şekilde gülümsemek ile yetindi. “O zaman yarın başlayalım. ” “Olur sana telefon numaramı vereyim, saati sonra belirleriz. ” Ona telefon numaramı verdikten sonra artık eve doğru yürümeye başladık. Giderken biraz sohbet ettik fakat benim çekingen tavrım yüzünden muhabbet fazla ilerlemeden yeniden sesizliğe gömülüyordu. *** Yemek masasının çevresine oturmuş babamla önümüze gelecek yemeği beklerken annem içerde yemekleri hazırlıyordu. “Yaman ile konuştunuz mu?” dedi babam merakla, oradayken Özgür amcayla konuşmaya o kadar dalmışlardıki, bizim tenis işi sadece bir altbaşlık olarak görünmüştü. Sonra yeniden eski konuşmalara, sadece isminin Nesrin olduğunu bildiğim kadın hakkında, siyaset ve ülkenin durumu hakkında konuşmaya devam etmişlerdi. “Evet yarın başlıyacağız, telefon numaramı verdim yazacak bana. ” Babam yine kıskanç şekilde homurdandı “İnstagramını verseydin, telefon numaranı niye ver…