Bölüm 8: Yangının Kıyısında
Yazar: Nur

Devran, Alara'nın meydan okuyan duruşuna karşı sessizliğini bozduğunda, odadaki hava adeta ağırlaştı. İkisi arasındaki mesafe, artık sadece bir boşluk değil, ikisini de içine çeken bir girdaptı. Devran, yavaşça Alara’nın önünde durdu; kehribar rengi gözleri, Alara’nın üzerinde yoğun bir baskı oluşturuyordu. "Oyunun nasıl biteceğini bilmek istiyorsun, öyle mi?" dedi Devran, sesi artık bir fısıltıdan farksızdı. Elini, Alara'nın yüzüne doğru uzattı; ancak bu kez dokunuşu bir hakimiyet arayışı değil, karşı konulamaz bir çekimin dışavurumuydu. Parmakları, Alara'nın çenesini hafifçe kavrayıp başını yukarı kaldırmasını sağladığında, Alara nefesini tuttu. Alara'nın kalbi, göğüs kafesinde bir kuş gibi çırpınıyordu. Korkunun yerini, daha önce hiç tatmadığı, yasak ve baş döndürücü bir duygu almıştı. Devran, Alara’nın gözlerinde kendi yansımasını gördüğünde, aralarındaki o "ince çizgi" tamamen silinmişti. Devran, aradaki mesafeyi neredeyse yok ederek fısıldadı: "Oyunun sonu... ateşin kendi kendini yok etmesiyle başlar, Alara." Alara, adamın ona yayılan o keskin ve tanıdık kokusuna teslim olurken, kaçmanın artık bir seçenek olmadığını biliyordu. Devran’ın dudakları Alara’nın kulağına yaklaştığında, sadece ikisinin bildiği o tehlikeli yakınlık, tüm odadaki sessizliği yırtıp atacak bir şiddetle alevlendi. O gece, yalının duvarları arasında sadece fırtınanın değil, uzun zamandır biriken arzunun ve teslimiyetin de sesi yankılanıyordu. Artık ne avcı ne de av vardı; sadece birbirine hapsolmuş iki yabancının, kendi yarattıkları bu karanlık evrende buldukları o tek gerçek an vardı.