Bölüm 4: İlk Yüzleşme
Yazar: Nur

Ertesi akşam, İstanbul'un Boğaz'a nazır, şehrin gürültüsünden tamamen izole edilmiş devasa bir yalının kapısındaydı Alara. Üzerinde, babasının "Devran Bey'in zevkine uygun" olması için zorla giydirdiği, siyah, vücudunu saran şık bir elbise vardı. Kapı açıldığında karşılaştığı manzara, bir malikâneden ziyade, modern bir kaleyi andırıyordu. Devran, salonda elinde bir kadeh viskiyle, şöminenin başında bekliyordu. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Alara’nın içeri girmesiyle birlikte, adamın bakışları bir tarayıcı gibi kızın üzerinde gezindi. O an Alara, sadece kıyafetlerini değil, ruhunun çıplaklığını bile onun bakışlarında hissetti. "Zamanlama mükemmel," dedi Devran, kadehini masaya bırakarak. Sesi, boş salonda yankılandı. Alara'ya doğru yürüdü, her adımında kızın nefesi biraz daha kesiliyordu. "Bu akşam, sadece evleneceğin adamı değil, hayatının geri kalanını kimin yöneteceği konusunda da bir fikir edineceksin." Alara, ellerini sıkıca yumruk yaptı. "Yönetmek? Ben bir insanım, Devran. Bir satranç taşı değil." Devran durdu. Alara’nın tam önünde, boy farkının yarattığı o baskın gölgesiyle yükseldi. Uzun parmakları, Alara’nın omzuna dokundu; dokunuşu sert ama tuhaf bir şekilde elektrik vericiydi. "Satrançta piyonlar fedadır, Alara. Ama şah, vezirini korur. Sen artık benim vezirimsin." Adamın yüzü, kızın yüzüne öyle yakındı ki, aralarındaki mesafede yoğun bir çekim alanı oluşmuştu. Devran, Alara'nın kulağına doğru eğildi. "Kurallar basit. Soru sormayacaksın, itiraz etmeyeceksin ve her zaman benim olduğun gerçeğini kabulleneceksin." Alara’nın titreyen nefesi, Devran’ın boynuna değdi. Adamın parmakları yavaşça kızın çenesine, oradan boynuna kaydı. Temasın şiddeti, Alara'nın dizlerinin bağını çözmeye yetti. Bu adamın soğukluğu, aslında içindeki o bastırılmış ateşi saklayan bir maskeydi. "Ve," dedi Devran, sesi artık fısıltıdan hallice ve pürüzlüydü. "Bana karşı olan o direncin, yavaş yavaş nasıl kırıldığını izlemek... benim en büyük eğlencem olacak." Alara, Devran’ın gözlerinin derinliklerine baktığında, korkusunun yerini garip bir arzunun aldığını fark edince dehşete düştü. Adam, kızı belinden tutup kendine doğru çektiğinde, aralarındaki son mesafe de yok oldu. Devran’ın elleri kızın sırtında, kıyafetin kumaşı üzerinde kayarken, Alara’nın iradesi o an teslim olmaya çok yakındı. Devran, Alara’nın gözlerini bir an bile ayırmadan, masadaki şampanyayı işaret etti. "Şimdi, bizim için bir kadeh iç. Bu, senin yeni hayatına atacağın ilk adım." Alara, o kadehi alırken, aslında kendi özgürlüğünü içtiğini biliyordu. Devran ise, avının yavaş yavaş kendi ağına düşmesini, bir yırtıcının sabrıyla izliyordu.