Bölüm 1: Soğuk Bir Gölge
Yazar: Nur

İstanbul’un bitmek bilmeyen gri gökyüzü, şehrin üzerine kurşuni bir ağırlıkla çökmüştü. Alara, yirmi yaşının getirdiği o karmaşık duygularla, yoğun ders programından yeni çıkmış, şehrin kalabalığında kendi küçük dünyasını arıyordu. Galata’nın arka sokaklarından birinde, yağmurun ıslattığı kaldırımda yürürken, elindeki şemsiye rüzgârın şiddetiyle ters dönünce kısa süreli bir kaos yaşadı. Tam o sırada, sokağın köşesini dönen koyu renkli, ağır bir sedan araç, su birikintisinin tam yanından geçti. Alara ani bir manevrayla geriye sıçradı ama şemsiyesinden süzülen damlalar üzerine sıçramıştı. Araba sert bir frenle durduğunda, Alara öfkeli bir bakışla başını kaldırdı. Arabanın kapısı açıldı ve içinden biri indi. Adamın boyu, üzerindeki siyah kaşmir paltoyla birleşince onu olduğundan daha heybetli gösteriyordu. 39 yaşının getirdiği o yorgun ama sarsılmaz ifade, yüzündeki hafif sakallarla daha da belirgindi. Rus asıllı olduğu her halinden belli olan o soğuk, keskin yüz hatları ve delici bakışları, Alara’nın bir an için nefesini kesti. "Dikkat," dedi adam. Türkçesi akıcıydı ancak vurgularındaki o hafif, pürüzlü yabancı aksan, sesine tuhaf bir tını katıyordu. Alara şaşkınlıkla geri adım attı, düşürdüğü çantasıyla birlikte yere çöküp dosyalarını toplamaya çalıştı. "Asıl siz dikkat etmeliydiniz! Burası yaya yolu." Adam, Alara’nın yanına doğru bir adım attı. Hareketleri ağır ve kontrollüydü. Yere eğilip kızın saçlarının arasından görünen bir kağıdı aldı. Parmakları, soğuk havada bile sanki bir fırın gibi ısınıyordu. Alara, adamın eline dokunduğunda, vücudunda garip bir elektriklenme hissetti. Adam eldivenlerini çıkarmamıştı, ancak o temasın ağırlığı zihnine kazındı. Devran, kağıdı uzatırken gözlerini bir an bile kızın gözlerinden ayırmadı. "İstanbul'da yollar her zaman tahmin edilemezdir. Tıpkı hayat gibi." Alara, adamın gözlerindeki o derin, ulaşılması imkansız karanlığa baktı. Bu adam, bu sokaklara, bu dünyaya ait değilmiş gibi duruyordu. "Siz kimsiniz?" diye sordu Alara, sesindeki titremeyi engelleyemeyerek. Adam, yüzünde belirsiz bir gülümsemeyle arkasını döndü. Bir an duraksadı, sanki kızın ismini sormayı düşündü ama vazgeçti. "İsimlerin bir önemi yok," dedi soğuk bir tonda. "Şimdilik sadece yabancıyız. Ama inan bana, bu yollar bizi tekrar karşılaştıracak kadar dar." Araba tekrar hareket edip gözden kaybolduğunda, Alara kaldırımın ortasında, yağmurun altında yapayalnız kalmıştı. Kalbi, daha önce hiç hissetmediği bir ritimle göğüs kafesini zorluyordu. Adamın kim olduğunu bilmiyordu, o ise kendisinin kim olduğunu bile sormamıştı. Ancak o buz gibi bakışlar, zihninin derinliklerine bir çivi gibi çakılmıştı. Henüz bilmiyordu ama hayatının o ana kadar çizdiği düz çizgi, bu adamla birlikte geri dönüşü olmayan bir karmaşaya sürüklenmek üzereydi.