Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 6: KURŞUN VE KAOS

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 6: KURŞUN VE KAOS ​Komutanımın sesi, havada yankılanan bir emir gibiydi. Helikopter, denilen on dakikanın sonunda, toz ve rüzgar fırtınasıyla birlikte üzerimizde belirdi. Pervane, gökyüzünü yırtıyordu. Eylem'in durumu kritikti. Yüzü bembeyazdı, dudakları kurumuştu ve bilincini kaybetmek üzereydi. Kurşunun hâlâ içeride olduğunu biliyordum. ​Hızla Eylem'i sedyeye yerleştirdik. Ardından sırasıyla biz, sonra da ele geçirdiğimiz Serdar Demirci'yi ("Batak") helikoptere aldık. Eylem'in yanına diz çöktüm. Kan, sargı bezini ıslatmış, kumaşın rengini koyu bir kırmızıya boyamıştı. ​Pilota doğru eğildim: "Hemen en yakın tam teşekküllü askeri hastaneye! Bir saniye bile kaybetme!" ​"Emredersiniz, Komutanım!" ​Tomris'e döndüm: "Tomris, karargâhı ara. Durumu, Eylem'in yaralandığını ve Batak'ın ele geçirildiğini komutan'a ilet. Detayları karargâha varınca vereceğimizi söyle." ​"Emredersiniz, Komutanım!" ​Eylem'in omzuna baskı yaparken, yüzüne yaklaştım. Gözleri kapalıydı. Samet, hemen nabzını kontrol etti. ​"Komutanım," dedi, sesi çatlıyordu. "Nabzı yavaşlıyor. Çabuk olmalıyız!" ​Pilota yeniden seslendim, sesimdeki panik gizlenemiyordu: "Ne kadar kaldı? Tam süre ver bana!" ​"İki dakika, Komutanım! İniş pistine yaklaşıyoruz!" ​"Anlaşıldı. Hazır olun!" ​İsmet'in yüzündeki ifade, kalbime bir sızı bıraktı. Bomba imha ederkenki soğukkanlılığı gitmiş, yerine saf bir panik gelmişti. Çünkü eylemi okuldan beri tanıyordu ve eylem en yakın arkadaşıydı . Eylem'e yaklaştı, yüzünü onun eline dayadı ve sessizce yalvardı: "Dayan Eylem... Ne olur dayan kardeşim. İki dakika bile kalmadı, geldik bile." O sert üniformaların altında atan, birbirine bağlı kalplerin varlığını bir kez daha derinden hissettim. ​Helikopterin sarsıntılı inişiyle yerimize sabitlendik. Eylem'i hızla acil servisin kapısından içeri taşıdık. ​Koşarak gelen acil doktoru, adeta bir komutan gibi emirler yağdırıyordu: "Ameliyathane hemen hazırlansın! Kurşun içeride!" ​"Hazır, Hocam!" ​"Hadi, ameliyata alıyoruz!" ​O parlak, otomatik kapının önüne kadar eşlik edebildik. Kapı kapandığında, hepimiz o soğuk koridorda, çaresizliğin ortasında kaldık. ​Bekleyişin yarattığı dayanılmaz gerilim, koridorun ilerisinden gelen gürültüyle bölündü. Bir adam, öfkeden deliye dönmüş bir halde, bir doktora bağırıyordu. Sesi, hastane sessizliğine bıçak gibi saplanıyordu. ​"Benim abim iki saattir ameliyatta! Kimse bilgi vermiyor! Yeter lan! Nerede abim, ne yaptınız abime?" ​Doktor, yorgun ve temkinli bir sesle sakinleştirmeye çalışıyordu: "Beyefendi, lütfen sakin olun. Abiniz çoklu kurşun yarasıyla geldi. Hayati tehlikesi devam ediyor ve ameliyat hâlâ sürüyor. Ayrıca polislere bilgi verildi ifadeniz için geliyorlar" Adam tekrar bağırmaya başladı hemde bu sefer daha şiddetli : “Ne polisi lan sen kime sordun da polisi aradın bana bak kadın seni burada öldürürüm kimse de bir şey yapamaz.” ​Adamın gözlerinde mantık kırıntısı kalmamıştı. Ona doğru yavaş adımlarla ilerlerken, bastırdığım tüm acı ve öfkenin yükseldiğini hissettim. Birden, cebinden çıkardığı sustalı bıçağı doktorun boğazına dayadı. Bıçağın parlamasıyla midem kasıldı. Abimin ölüm haberi, annemin bayılması... O günkü çaresizliğim, bu anla birleşti. Bir daha asla bir masumun zarar görmesine izin vermeyecektim. ​Arkasından hızla yaklaştım. Bir an bile düşünmedim. Bıçağı tutan bileğini yakaladım ve sert, kemik kıran bir darbeyle elini açtım. Bıçağın mermer zeminde çıkardığı keskin şangırtı ortalığı ayağa kaldırdı. Adam, öfkeyle yüzüme döndü. Gözleri kan çanağıydı. Bana doğru yumruğunu savuracağı sırada, kafamı bir milimetre ile kaçırdım ve tüm gücümle çenesine bir yumruk indirdim. Vücudu, arkasındaki camlı bölmeye çarparak yere yığıldı. ​Tüm sinirimle, hastanenin koridorunda yankılanan bir sesle bağırdım: ​"Yeter be! Sen kimsin ki, burada hayat kurtarmaya çalışan birine el kaldırıyorsun! O doktor lan senin abini kurtarmak için içeride kan ter içinde çalışıyorlar. Senin gibilere bir şans veriyorlar ve sen onu tehdit ediyorsun! Ne sanıyorsun lan sen kendini,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku