Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 5 : TİMLE İLK OPERASYON

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 5: TİMLE İLK OPERASYON Hava üssündeki gürültü, heyecanımızı bastırmaya yetmiyordu. Karanlık Timi hazırdı. Hepsinin yüzünde, ciddiyetten ödün vermeyen, kararlı bir ifade vardı. Helikopterin pervanesi, havayı yırtarcasına dönmeye başlamıştı. ​"Hazır olun arkadaşlar!" diye seslendim. ​Sırayla, teçhizatlarımızı kontrol ederek helikopterin karanlık gövdesine tırmandık. Motorun homurtusu kulaklarımı sağır ederken, cebimden, Yiğit Albay'ın bana verdiği fotoğrafı çıkardım. Serdar Demirci’nin o donuk, sinsi bakışlı fotoğrafı. ​"Bakın arkadaşlar," dedim, sesimi helikopterin gürültüsünü aşarak duyurmaya çalışıyordum. Fotoğrafı bir anlığına hepsinin görmesini sağladım. "Bu fotoğrafı kafanıza kazıyın. Bu adamı sağ salim ele geçirmemiz lazım. Hiçbir şekilde yara almayacak, çünkü bu adamın tasmasını tutanlar var. Anlaşıldı mı?" ​Hepsi birden gürledi: "Emredersiniz, Komutanım!" O sesin uyumu, içime güven doldurdu. ​Helikopteri süren pilot, kaskından bana seslendi: ​"Yüzbaşı, on beş dakika sonra koordinatlara göre atlayış yapacağız." ​"Anlaşıldı. Samet, herkesi kontrol et. Hazırlanın arkadaşlar!" ​"Emredersiniz, Komutanım!" diye yanıtladı Samet Kara. ​Dakikalar, gerilimle ağırlaştı. Hedef bölgeye yaklaştıkça helikopterin kapısı açıldı. Aşağıdaki dünya, yıldız ışığı altında karanlık ve ürkütücü görünüyordu. Buz gibi, keskin bir hava akımı içeri doldu. ​"Sıra sizde, Karanlık Timi! Hadi!" ​Önce Samet, bir kaplan çevikliğiyle karanlığa süzüldü. Ardından Kemal, İsmet ve Eylem, birbiri ardına boşluğa atladılar. Her biri, gökyüzünde birer nokta olup kayboldu. En sonda ben, Umay Kanat atladım. ​Hava aşırı derecede soğuktu ve rüzgâr, paraşütümü savurmak için uğraşıyordu. Bu, inişi zorlaştırıyordu; iniş noktasını kaçırma riski yüksekti. Ancak ben, rüzgârın gücüne karşı direndim, kontrolü elimde tutarak hedeflenen noktanın yakınına inmeyi başardım. Ayaklarım yere değer değmez, hemen paraşütümü topladım. Herkes, profesyonel bir hızla paraşütlerini kamuflaj çantalarına doldurdu. ​Karanlıkta bir araya geldik. Gözlerimiz, gece görüş dürbünleriyle çevreyi tarıyordu. Hızla, ama her adımı hesaplayarak ilerliyorduk. ​"İsmet," diye işaret ettim. "Kaç kilometremiz kaldı?" ​İsmet, elindeki GPS cihazına baktı. "Bir kilometre, Komutanım. Bu yolu takip edersek, en fazla on dakikaya hedefin kapısında oluruz." ​"Anlaşıldı. Hadi arkadaşlar, sessizce devam!" ​Yolun geri kalanı, sessiz bir dans gibiydi. Ayaklarımız toprağa bile ses çıkarmadan basıyordu. ​Nihayet, Şırnak'ın o izbe vadisindeki malikâne görüş alanımıza girdi. Büyük, karanlık bir gölge gibi araziye çökmüştü. Hemen timi durdurdum. ​"Tomris," diye fısıldadım telsize. "En iyi ve güvenli yeri seçmeni istiyorum senden. Asıl görev sende. Hata kabul etmiyoruz." ​Tomris, sesi titremezdi: "Anlaşıldı, Komutanım. Yamaçtaki eski kuleyi alıyorum. Kusursuz görüş açısı." ​"Eylem ve İsmet, sıra sizde. Sessiz sızma. İlk başta kapıdaki iki adamı sessizce etkisiz hale getireceksiniz. Sessiz olmazsak, burada olduğumuzu fark ederler ve adamı kaçırırlar. Bu yüzden dikkatli olacağız. Anlaşıldı mı?" ​"Emredersiniz, Komutanım," diye yanıtladılar. ​Eylem ve İsmet, birer hayalet gibi yavaş adımlarla ilerlediler. Nefesimi tutarak onları izledim. Kapıdaki iki nöbetçi, bir anlık gafletle yan yana duruyorlardı. Hızla, kusursuz bir koordinasyonla ikisi de yere yığıldı. Ses yoktu. ​Tam o sırada, içeriden bir kapı açıldı ve bir adam dışarı çıktı. Gözleri henüz karanlığa alışmamıştı. Tam bağırmaya hazırlanıyordu ki, thump sesi duyuldu. Adam, olduğu yere yıığıldı. Tomris, kulesinden attığı susturuculu atışla adamı etkisiz hale getirmişti. ​Ancak artık çok geçti. O kısa süreli boğuşma ve atış sesi, içeridekilerin dikkatini çekmişti. İçeride bir kıpırdanma, ayak sesleri ve panik vardı. ​Hemen telsizle konuştum. Sesimde gerginlik vardı: "Eylem, İsmet! Bulabildiğiniz en güvenli yerleri seçin. Samet ve Kemal, cepheye destek! Hadi arkadaşlar, başlıyoruz!" ​"Emredersiniz, Komutanım!" ​İçeridekiler otomatik silahlarla ateşe başlamıştı. Kurşunlar,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku