BİR HİKAYENİN DAHA SONUNA GELDİK
Yazar: zinolay

Bu hikâyeye ilk başladığımızda, Umay’ın gözlerindeki o deli fişek ışığı ve Yiğit’in sarsılmaz dik duruşunu kağıda dökerken, onları bir gün böyle uğurlayacağımı ben de bilmezdim. Ama bazen hikâyeler kendi kaderini yazar; biz yazarlar sadece o kadere aracılık ederiz. Umay ve Yiğit... Onlar sadece kurgusal birer isim değil, bu toprakların bağrında yatan binlerce isimsiz kahramanın birer yansımasıydı. Onları yazarken her satırda onlarla birlikte nefes aldım, onlarla birlikte üşüdüm ve şimdi onlarla birlikte o derin sessizliğe gömülüyorum. Timin geri kalanına; Tomris’in dirayetine, Cihan’ın sessiz çığlığına, Devrim’in yıkılmaz görünen ama paramparça olan o yüreğine Sametin gevezeliğine, İsmet’in zekasına, Ali’nin dik duruşuna veda etmek en zoru. Onlar yaşamaya devam edecekler; bir kitabın sayfaları arasında değil, bu hikâyeyi okuyan sizlerin kalbinde. Zeynep’in gözyaşında, Eylül’ün hüznünde ve Umay’ın babasının o bitmek bilmeyen evlat özleminde nefes alacaklardı, iki evlat değil üç evlat özlemi vardı ve bu yük ona çok ağır geliyordu ama yaşam devam ediyordu usul usul. Ve Siz sevgili okurlarım; bu yolculukta benimle birlikte ağladığınız, her acıyı iliklerinize kadar hissettiğiniz için teşekkür ederim. Sizin her damla gözyaşınız, Umay ve Yiğit’in mezarına dökülen birer damla su oldu. Bir hikâye, ancak onu hisseden bir yürek bulduğunda ölümsüzleşir. Siz bu hikâyeyi ölümsüz kıldınız. Şimdi kalemi yavaşça masaya bırakıyorum. Karargahın ışıkları sönüyor, telsiz sesleri kesiliyor ve şehitlikteki o rüzgar, isimleri birer fısıltı gibi göğe taşıyor. "Vatan dediler, can verdiler. Sevda dediler, toprağa gömdüler. Ama asla unutulmadılar..." Yüreğinizdeki o sızının hiç eksilmemesi, kahramanların hep hatırlanması dileğiyle. Bu son sayfa, onlara olan son saygı duruşumuz olsun. Her hikaye mutlu sonla bitseydi yeniden başlamak için sebebimiz olmazdı demi ama. Bir hikayenin daha sonuna geldik diğer hikayelerde görüşmek üzere… Hoşça kalın, ama asla unutmayın... SON