BÖLÜM 4 : KARANLIK TİMİ HAZIR
Yazar: zinolay

Sıradaki ismim, Astsubay Samet Kara'ydı. Onun eğitim alanına doğru yürürken, Şırnak’ın o sert, hırçın rüzgârı yüzümü yalayıp geçiyordu. Güneş, tepelerin arasından keskin bir ışık demeti yolluyordu ama benim yüzümdeki ifade, çelik gibiydi. Kuracağım bu tim, hatayı kabul etmeyecekti. Tıpkı abimin kanını yerde bırakmama sözüm gibi. Samet, o an zorlu bir komando eğitiminden geçiyordu. Vücudu çamurlu bir parkurda sürünüyor, engelleri aşmaya çalışıyordu. Üzeri baştan aşağı çamur içindeydi; her kası gerilmiş, nefesi düzensizleşmişti ama yüzünde ne bir yorgunluk ne de pes etme emaresi görüyordum. Gözleri, sadece bitiş çizgisini görüyordu. İşte aradığım liderlik ruhunun ilk kıvılcımı buydu: Bu azim. Eğitimi bitirdiğinde, Samet terden sırılsıklam ve çamurdan tanınmaz halde karşıma dikildi. "Samet Kara!" diye seslendim, sesimi tok tuttum. Samet, hızla toparlandı. Asker selamını verirken bile o ciddiyetini koruyordu. "Samet Kara, Kayseri. Emredin, Komutanım!" Bir an durdum. Gözlerimi, onun gözlerindeki kararlılığa odakladım. "Astsubay Kara. Eğer bu zorluğa fiziksel olarak dayanabiliyorsan, zekâna da güveniyor olmalısın. Seni bir baskın senaryosunda izleyeceğim. Timine liderlik etmeni istiyorum. Beş dakikan var. Başla!" Samet, bu beklenmedik emirle sarsıldı ama anında durumu kavradı. Eğitmeninden aldığı emirle, simülasyon odasına girdi. Ben onu izleme ekranından takip ettim. Ekibini organize edişi, riskleri soğukkanlılıkla hesaplayışı ve kriz anında verdiği buz gibi kararlar beni etkilemişti. Hata yapıyordu, evet, ama her hatadan ders çıkarıp hızla adapte oluyordu. Bu, sahadaki en büyük silahtı. Telsizi açtım. "Astsubay Kara. Eğitim bitti." Samet, kapıdan çıktığında onu bekliyordum. "Artık Karanlık Timi'ndesin. On dakikan var. Hazırlan ve Tim Lideri olarak diğerlerini bekle." Samet'in yorgun yüzünde, belli belirsiz, onurlu bir gülümseme parladı. "Emredersiniz, Komutanım!" dedi ve koşarak uzaklaştı. Sıra, Başarılı Er Kemal Kuzgun ve Başarılı Er Eylem Gün’e gelmişti. Onları, yeteneklerini en iyi gösterecekleri, zorlu bir iz sürme ve haberleşme tatbikatında bir araya getirdim. İkisi de gençtiler ama yetenekleri, tecrübelerinin fersah fersah önündeydi. Kemal Kuzgun, bir dağ keçisinin çevikliğiyle o engebeli arazide ilerliyor, en ufak bir dal kırığını, bir ayakkabı izini bile kaçırmıyordu. Esmer teni, güçlü kasları ve sırtındaki teçhizatla adeta arazinin bir parçası olmuştu. Gözümde, keşif ve istihbarat toplama pozisyonuna cuk oturuyordu. Eylem Gün ise, tatbikatın iletişim merkezinde görevliydi. O da benim gibi uzun, siyah saçlarını toplamış, zeki ve kararlı bir kadındı. Gözlerindeki zekâ parıltısı, onun sadece fiziksel güçten ibaret olmadığını gösteriyordu. Gözetleme verilerini analiz etmesi, şifreleri çözüşü ve karmaşık uydu görüntülerini yorumlaması... O, Tim'in beyni olacaktı. Tatbikat biter bitmez ikisini de yanıma çağırdım. "Kemal Kuzgun!" "Kemal Kuzgun, Balıkesir. Emredin, Komutanım!" "Eylem Gün!" "Eylem Gün, Tekirdağ. Emredin, Komutanım!" Ellerimi arkada birleştirdim. Yüzlerindeki ciddiyet, beni daha da motive ediyordu. "Başarılı Erler. Birbirinizin yeteneklerini izlediniz. Kemal, sen iz sürme ve saha bilgisi konusunda kusursuza yakınsın. Eylem, sen de iletişim ve analiz konusunda bir dâhilik sergiledin. Artık bu yeteneklerinizi ayrı ayrı değil, tek bir yumrukta birleştireceksiniz. İkiniz de Karanlık Timi'ne seçildiniz." İkisi de aynı anda, gürleyen bir sesle tekmil verdi: "Emredersiniz, Komutanım!" "Timin toplanma noktası, Karargâh'taki 3 numaralı oda. Hazırlık için sadece bir saatiniz var. Haydi!" Beş asker de görev yerlerine doğru koşarken, ben yavaşça karargâha doğru yürüdüm. Yüzümde, Abimin o masumiyet dolu gülümsemesine benzeyen, ama artık çelikleşmiş bir ifade vardı. "Sözümü tuttum abim..." diye fısıldadım içimden. "Tıpkı sana söz verdiğim gibi, bir asker oldum. Ve şimdi... İntikamımı alacak o gücü topladım." Dosyanın içindeki isim, benim için artık bir görev değil, kalbime kazınmış bir yemin borcuydu. K…