BÖLÜM 38 : KALPLERİN OYUNU VE GÖLGE DÜŞEN ANLAR
Yazar: zinolay

BÖLÜM 38: KALPLERİN OYUNU VE GÖLGE DÜŞEN ANLAR “Mutluluk, sahip olduklarımızın kıymetini bilmekle başlar. Küçük anılardaki güzellikleri fark etmek, hayatın gerçek zenginliğidir.” Zeynep’in dönüşü, sanki kararan gökyüzünde aniden beliren bir dolunay gibiydi. Hastane koridorları, onun topuk sesleriyle yeniden canlandı diyordu Devrim; o gri, ilaç kokulu duvarlar bile nefes almaya başladı dedi. İçeri adımını attığı anda Devrim onu fark etti. Devrim, o sert asker kimliğinin altındaki en yumuşak yanıyla Zeynep’e doğru koştu. İki kadın, hayatın tüm yükünü bir kenara bırakıp sımsıkı sarıldılar birbirlerine. Zeynep’in omuzlarındaki o koca dünya, Devrim’in kollarında biraz olsun hafiflemişti. “Zeynep... Döndün ya... İyi ki döndün,” dedi Devrim, sesi titreyerek. Zeynep hafifçe gülümsedi, gözlerinden bir damla yaş süzüldü ama hemen sildi. “Evet,” dedi fısıltıyla. “Artık buradayım. Kalbimin olduğu yerdeyim.” O akşam, Zeynep bizim eve gelirken içi kıpır kıpırdı. Kapıyı açtığımda karşılaştığım o manzara ruhuma şifa gibiydi. Kızlar (Tomris, Devrim, Zeynep) ve badigart niyetinde yanında duran Cihan ve Kemal hemen etrafını sardılar. Kahkahalar, sarılmalar derken kendimizi salondaki minderlerin üzerinde, sıcak bir çayın buğusunda bulduk. Zeynep’in gözleri parlıyordu. Heyecanla ellerini birleştirdi: “Kemal ilan etti!” dedi, sesi odayı bir müzik gibi doldurdu. “Biliyorsunuz, o kadar gurur yaptık, o kadar zor zamanlardan geçtik... Ama havaalanındaki o an... Herkesin içinde diz çökmesi... İnanın, kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Kendimi bir masalın içinde sandım.” Gözlerim dolu dolu dinliyordum onu. Hemen arkamızda, mutfak girişinde Cihan, Kemal ve Yiğit sessizce durmuş bizi izliyorlardı. Kemal, Zeynep’in bu heyecanlı halini gördükçe utancından boynunu büküyor, hafifçe kızarıyordu. Cihan, Kemal’in omzuna dostça bir yumruk attı: “İyi yapmışsın lan. Bu kız için değer. Zeynepten Allah razı olsun, senin gibi bir odunu adam etti.” Kemal, gözlerini Zeynep’ten ayırmadan fısıldadı: “ya şimdi bir şey diyeceğim ayıp olucak.” Yiğit, omuzlarını dikleştirip yanıma geldi. Elini omuzuma koydu: “Böyle güzel haberler, savaşın ve barut kokusunun içinde bize nefes oluyor. Hepimize güç veriyor,” dedi. Zeynep’in elini tuttum. “İyi ki varsın Zeynep. Hep birlikteyiz artık. Kırılan her şeyi beraber onaracağız.” Gecenin ilerleyen saatlerinde mutfağa doluştuk. Devrim, Zeynep, Tomris ve ben; sanki operasyon planlıyormuşuz gibi bir ciddiyetle mısır patlatmaya başladık. Ama ciddiyetimiz, tencereden gelen ilk pat sesiyle dağıldı. “Biraz daha tuz atalım!” diye bağırdı Zeynep. “Yağını az koydun Devrim, yakacaksın mısırları!” diye takıldım. Salona geçip film seçme telaşına düştük. Sonunda herkesin hemfikir olduğu duygusal bir dram seçtik. Işıkları kapattık. Kemal, çekinerek Zeynep’in yanına oturdu. Parmakları yavaşça Zeynep’in eline kenetlendiğinde, Zeynep’in yüzündeki o huzur dolu gülümsemeyi gördüm. Cihan ise her zamanki mesafeli tavrıyla Devrim’in yanındaydı. Bir ara Cihan elini usulca Devrim’in omzuna attı. Devrim, normalde olsa "Ne yapıyorsun lan ?" diye çıkışırdı ama bu kez sessizce başını Cihan’ın omzuna yasladı. Yiğit ise… Benim kucağımda yatıyordu. Saçları parmaklarımın arasından dalga dalga geçiyordu. Onun o sert, savaşçı yüzünün uykulu ve huzurlu hali benim en büyük zaferimdi. Film bir süre sonra Zeynep için ağır gelmeye başladı. “Ayy şiştim!” diyerek doğruldu. “Hadi oyun oynayalım, kafamız dağılsın. Tabu oynayalım!” Tam o sırada kapı çalındı ve içeriye elinde bir poşet tatlıyla Samet, Eylül, İsmet ve Ali daldı. Tüm tim buradaydı. “Selamün aleyküm millet! Duyduğuma göre Kemal diz çökmüş, dedim gideyim de şu Kemal’in diz kapaklarına bir pansuman yapayım, çok aşınmıştır!” Herkes bir ağızdan gülmeye başladı. Samet, ortama girdiği an neşe de beraberinde geliyordu. “geçin oturun, Tabu oynuyoruz,” dedim. Samet hemen Kemal’in karşısına geçti yanına Eylül’ü çekerek: “Ben Kemal’le aynı takım olmam, adam aşk sarhoşu, şimdi silah desem 'Zeynep’in kirpiği' fala…