Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 35 : GÖKYÜZÜNDE BULUŞACAKTIK

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 35 : GÖKYÜZÜNDE BULUŞACAKTIK Önce seni Sonra kendimi Bugün de kimliğimi kaybettim Hükümsüzdür AHMET SELÇUK İLKAN ​Yiğit yok. Bu, gökyüzünün yere indiği bir hakikat gibi, her sabah gözlerimi açtığımda yeniden beynime kazınıyor. Derin bir nefes alıyorum; ciğerlerim onun kokusu yerine, soğuk ve acı bir boşlukla doluyor. Ev sessiz. Öyle ki, bu sessizlik bir çığlık gibi duvarlardan yankılanıyor. Sanki bu ev, onun gür sesiyle, onun vurdumduymaz kahkahalarıyla nefes alıyordu. Şimdi, nefesi kesilmiş, donmuş gibi. ​Yatağın sağ yanı, benim için bir Kuzey Kutbu. Soğuk. Her sabah gözlerim bilinçsizce oraya kayıyor, elim uzanıyor… ama bulduğu sadece keten çarşafların soğukluğu ve koca bir yokluk. Belki gelir diye, belki yeniden omzuma dokunur diye, o bilindik rutinini bozmaz diye, gece kapıyı aralık bırakıyorum. Gelmiyor. ​Ama bazen… ​Bazen sesini duyuyorum. Mutfaktan bir fısıltı geliyor: "Kahvaltı hazır, güzel gözlüm." Ya da salondan, kapının eşiğinden sesleniyor: "Hadi hazırlan, geç kalacağız." Bazen de banyodan, diş fırçasının o ritmik sesi geliyor. Çığlık atmamak için dişlerimi sıkıyorum. Mantığım, "Bu bir hayal," diye bağırıyor; kalbim ise "O burada, sadece onu görmelisin," diye fısıldıyor. ​Deliriyor muyum? Bilmiyorum. Ama bazen delilik, bu gerçeklikten daha kabul edilebilir geliyor. ​Bir sabah, kahvaltı hazırlığı yaparken mutfakta onu gördüm. O an, bu bir hayal değil, bir mucize sandım. Kıdemli Yüzbaşı üniformasıyla, sırtı bana dönük duruyordu. Güneşin ilk ışıkları omuzlarına vuruyordu. ​"Yiğit…" dedim. Sesim, rüzgârda titreyen bir yaprak gibiydi. ​Döndü sandım. Gülümsedi, o meşhur, meydan okuyan gülümsemesiyle bana baktı sandım. ​Ama yoktu. Yoktu işte! Sadece ışığın, gölgelerin ve kederimin yarattığı bir yanılsamaydı. Elimdeki ince belli çay bardağı, yere düşüp paramparça oldu. Ses, mutfakta bir bombanın patlaması gibiydi. Korkmadım. Neden korkayım ki? O gün, o bardağın parçalarından daha fazla ben kırılmıştım zaten. ​ Devrim’de neredeyse her gün bir bende bir Cihan’ın yanında. Cihan’ın o deli dolu, vurdumduymaz kahkahası kulaklarda çınlıyor. Ama şimdi… Cihan da sessiz. ​Devrim, onun yanında bir granit heykel gibi duruyor. Her zamanki gibi dimdik, omuzları geride, ama gözlerinde sürekli bir sis var, bir buğu. Sessizce yanında duruyor. Her nefeste Devrim de onunla birlikte nefes alıyor sanki. Devrim, sabırla, aşkla, göreviymiş gibi başında bekliyor. ​Ben ise… ben sadece Yiğit’in hayaline tutunuyorum. Başka hiçbir şeye tutunamıyorum. ​Babam gelmişti ama gönderdim onu çünkü o benim üzüldüğümü gördükçe kalbini tutuyor buna izin vermem. Ama her gün arıyor ve ben ona şunu söylüyorum sadece “​Gururluyum onunla baba, ben iyiyim sen merak etme.” Ama kalbim eksik Hem de çok eksik... Kalbimin yarısı gitti. Geriye kalan yarısıyla nefes almak, bir tür işkence. ​Gece uyuyamıyorum. Uyursam, rüyama geliyor. Yine çölde abim ve annemle, Gözümü açarsam, gidiyor. O yüzden uykudan da korkar oldum. Her ikisi de bir ceza. ​Bir gece rüyamda, yatağın soğuk yanına uzandı. Elini karnıma koydu. Eli sıcak, bakışı derindi. "Korkma," dedi o fısıltıyla. "Ona ben gibi bakacaksın, o da senin gibi güçlü olacak. Benim parçam." ​O an… sadece ağladım. Sonsuz bir huzur ve tarifsiz bir acıyla. ​Cenazede dimdik durdum ya, taş gibi. Herkes fısıldaştı: "Helal olsun, ne güçlü kadın." ​Ama bilmiyorlar. ​Bilmiyorlar ki o gün, toprağın altına sadece Yiğit’i değil, kendimin yarısını, geleceğimin yarısını, Umay’ın umutlarının yarısını gömdüm ben. ​Şimdi karargâhtayım. Yüksek tavanlı, soğuk, askeri bir sessizlik var. Sadece telefonların arada bir çalan tiz sesleri, klavyelerin tuşlarına basan ellerin çıkardığı tıkırtılar duyuluyor. Herkes görevinde; gözler ekrana, kulaklar gelen sinyallerde. ​Ben ise boş boş duvara bakıyorum. Göğsümün altındaki ağırlık, nefes almamı zorlaştırıyor. Sol elim, bilinçsizce yine karnıma gidiyor. O minicik kalbin attığını hissedebiliyor gibiyim. "Babanı yaşatacağım…" diyorum içimden, sessiz bir yeminle. "Onun izini silmeyeceğim." Dedim usulca. Ta…

Bölümün tamamını WritePad'de oku