BÖLÜM 29: SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ BAHAR
Yazar: zinolay

BÖLÜM 29 : SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ BAHAR Televizyondaki haber sunucusunun sesi odamda yankılanıyordu. Sanki her kelimesi, yıllardır sırtımda taşıdığım yüklerin üstüne bir yenisini daha ekliyordu. “Gizli belgeleri terör örgütlerine sızdırdığı tespit edilen bir askeri personel…” Yutkundum. Gözümde Emre’nin yüzü canlandı. Ne zaman başladı, nasıl bitti bilmiyorum ama bir yerlerde göz göre göre kırılmışız. Bir yerlerde, ben onun yanında dururken, o düşmana sır taşıyacak kadar benden uzaklaşmış. “Askerî kaynaklar, olayın devlet güvenliğini tehlikeye atabilecek boyutta olduğunu belirtti…” Yanımda Yiğit vardı. Sessizce elimi tuttu. Sanki o an, tüm bu karmaşanın içinde bana hâlâ güvenen bir el gerekiyordu da, o bunu çoktan anlamıştı. Dönüp ona baktım. Gözleri kararlıydı. Güçlüydü. Ve ben, o an bir kez daha anladım... Bazı insanlar sizi yaralar. Bazılarıysa o yaraları sarmak için doğar. “Emre.” dedim içimden, ama bu kez hüzünle değildi. Kararlılıkla. “Sen sadece bana değil, bize, time, toprağa, bayrağa ihanet ettin. Ama biz seni unutmadan, seni affetmeden bu dosyayı kapatmayacağız.” Karargâhta yankılanan sessizlik, benim içimde koca bir çığlığa dönüşmüştü. Ben sadece nefes aldım. Derin, ağır ve kararlı bir nefes. “Bitti. Bu defteri kapatıyoruz. Ve bu defterin sonunda adaletin imzası olacak.” Dedim tim de onaylayarak başını salladı. İçeriye bir teğmen girdi. “Umay Komutanım, Albay’ım sizi çağırıyor.” “Tamam, geliyorum hemen,” dedim ve ayağa kalktım. Yavaş yavaş kapıdan çıktım. Komutanımın kapısının önüne geldim ve kapıyı üç kez tıklattım. “Girin,” dedi içeriden tok bir ses. Komutanımın sesi her zaman sakindi ama bu defa içinde biraz daha sertlik vardı. Karşısına geçtiğimde göz göze geldik. Birkaç saniye sustu, sadece beni izledi. “Yüzbaşı Umay Kanat,” dedim hazır olda durarak. Ünvanımı söylerken her zamanki gibi dimdik durdum. “Rahat yüzbaşım. Rahat,” dedi. Rahat pozisyonunu aldım. “Zor günler geçirdiniz. Ama duruşunuzu bozmadınız. Timi bir arada tuttunuz, ihanetin ortasında bile pusulanız bozulmadı. Bu takdiri hak ediyorsunuz.” Ben gözlerimi kaçırmadan sadece başımla selamladım. “Asker sözü verdim komutanım. Ne olursa olsun görevimi yapacaktım.” Yüzünde çok hafif bir tebessüm belirdi. Ardından masasındaki dosyayı bana doğru itti. Üstünde kırmızı bir damga vardı: GİZLİ. “Bu yeni göreviniz. Şimdiye kadar yürüttüğünüz görevlerden daha derin, daha riskli. Bu bir takip ve sızma görevi olacak. Hedef, Emre'nin temas kurduğu yapıyla bağlantılı hücreler. Bu işin kökünü kurutacağız.” Dosyayı elime aldım. Sayfaları yavaşça açarken içimde bir şey kıpırdadı. Bu sadece bir görev değildi. Bu, tüm olanların ardından yeniden ayağa kalkmanın ilk adımıydı. Komutanım konuşmaya devam etti: “Bu operasyon için özel bir ekip kuracağım. Ama başında siz olacaksınız. Seçtiğiniz adamlarla çalışabilirsiniz. Bu artık sizin timinizin sınavı.” Bir anlık sessizlikte başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım. “Hazırız komutanım.” İçimdeki bütün öfkeyi, acıyı, ihaneti... Hepsini görev disiplinine çevirecektim. Çünkü ben bir askerdim önce görevini tamamlar, sonra duygularıyla yüzleşirdim. Komutan başını salladı. “Gidin yüzbaşım. Ve bu sefer sadece düşmanı değil, karanlığı da susturun.” Kapıdan çıkarken içimde yanan şey sadece öfke değildi artık. Bu sefer umut da vardı. Bu defteri gerçekten kapatmak için bir umut tanesi daha… Odama girdim. Kapıyı arkamdan yavaşça kapattım. Herkesin bakışları, uğurlayan sessizliği hâlâ üzerimdeydi. Masaya yürüdüm ve görev dosyasını açtım. Kalın kapaklı dosyanın ilk sayfasında, kırmızı harflerle yazılmış kelimeler gözüme çarptı: GİZLİ OPERASYON – KOD ADI: YILAN İNİ Bölge: Kuzey Irak sınırı – Hassas bölge Hedef: Sınır ötesinden ülkeye silah sevkiyatı yapan terör hücresinin lider kadrosu Görev: Sızma, tespit, imha Tim Lideri: Yüzbaşı Umay Kanat Ek Not: Şehit Er Eylem Gün'ün şehit olduğu bölgede terörist yoğunluğu artmıştır. Dosya elimde titredi. Eylem’in adı orada öylece yazıyordu… boğazım düğümlendi. Demek hâlâ orada… …