Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 28: SAKLANAN GERÇEK, SIZAN KAN

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 28: SAKLANAN GERÇEK, SIZAN KAN “Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın Sen benim adını koyamadığımdın Senin adın kavuşmak olsun SABAHATTİN ALİ Sabah tim ve devrim hepsiyle dışarıda, sahilde buluşmuştuk. Hep birlikte oturduk. Yiğitle aramızdaki olanları anlattık. Her biri ayrı bir aile parçası gibi, karşıladı. Tomris, Kemal, Ali, İsmet… Hatta Cihan ve Devrim bile didişirken tebessüm ettirdi bana. Bu tim… Zor zamanlarda canımı emanet ettiğim insanlar, şimdi kalbimin en önemli anına tanıklık ediyordu. Evlenme teklifime. Deniz, akşamüstü güneşiyle alev alev yanıyordu. Ayaklarımız kumda, sırtımız rüzgâra dönüktü. Ben, Yiğit’in hemen yanında duruyordum. Parmakları, benimkine kenetlenmişti. ​Yiğit, birden elimi bıraktı. Yüzü, denizin yansıması kadar parlak, gözleri ise benim bildiğim o kararlılıkla doluydu. Ne yapacağını anlamak için tam ona dönecekken, sesinin netliği beni durdurdu. ​— “Hepiniz buradayken konuşmak istedim,” dedi. Sesi, ne rüzgârda kaybolacak kadar kısık ne de karargâhtaki gibi emir veren bir tondaydı. Kalpten geliyordu. ​Tüm timin bakışları bize çevrildi. Gözüm, her zamanki gibi sessiz ve vakur duran Kemal'e takıldı. O an, bu anın ne kadar önemli olduğunu anladım. ​Yiğit, yavaşça bana döndü. Gözleri, sadece beni görüyordu. ​— “Umay’ım,” diye başladı. O kadar içten söyledi ki adımı, içimde ne kadar buz varsa eridi. ​— “Ben bu hayatı seçtiğimde, bir askerin yalnızlığına da söz verdim. Kan, barut, görev... Bunlardan başka bir şeye yer yok sanıyordum. Ama sen geldin. Sen, o fırtınanın ortasında bile sakin kalabilen, o yaralı güvercin kanatlarıyla bile göğe meydan okuyan kadın, benim hayatımın tek mevzisi oldun.” ​Gözlerim dolmaya başlamıştı. Titreyen sesini duyuyordum. ​— “Herkesin gözü önünde, bu timin, yani ailemin şahitliğinde sana bir söz vermek istiyorum. Benimle birlikte, sadece güzel günlere değil, gelebilecek her fırtınaya, her hainliğe, her zorluğa da evet der misin?” ​Yavaşça önümde diz çöktü. Kumsaldaki nemli kum, dizliğine değdi ama o umursamadı. Elinde, ilk aldığımız o yüzük değil, daha sade, daha bizim gibi, çelikten bir yüzük parlıyordu. ​— “Sana söz veriyorum Umay Kanat. Benim yanımda, ne geçmişin gölgesi ne de gelecek korkusu sana dokunabilecek. Ben, senin siperinim. Sende benim sığınağımsın. Seni, seni yaşatan acılarınla, seni sen yapan öfkenle, ama en çok da içindeki o paha biçilmez cesaretle seviyorum.” ​Gözleri, dolan gözlerime kilitlendi. Kelimeleri, havada asılı kaldı. ​— “Benimle evlenir misin? Bu dünyada, bütün zorluklara karşı kuracağımız en sağlam kalem olur musun?” ​Artık ağlıyordum. Hıçkırıklarım, denizin sesine karıştı. Aklımdan Emre’nin ihaneti, ağabeyimin acısı geçti. Ama Yiğit’in sesi, hepsini bastırdı. ​— “Evet!” dedim. Sesim titredi ama kararlıydı. “Evet, evlenirim!” ​Yiğit’in yüzünde, hayatımda gördüğüm en saf, en parlak gülümseme belirdi. Ayağa kalktı, yüzüğü parmağıma taktı. Yüzük, parmağıma tam oturdu. Çelikti, tıpkı bizim gibi; kırılmaz, bükülmezdi. ​O an beni kollarına aldı ve sıkıca sardı. Sanki tüm tim, tüm dünya, tüm geçmişimiz o kucaklaşmada çözülüp tekrar kuruluyordu. ​Arkamızdan gelen sesleri duydum. ​Tomris’in ıslık sesini, Devrim’in şen kahkahasını, Cihan’ın nadir çıkan "Hayırlı olsun be" fısıltısını... Ali ve İsmet omuz omuza Yiğit’e vurup tebrik ediyorlardı. ​Gözlerim, yine Kemal’e kaydı. Yüzünde ilk kez, o mesafeli ifadenin yerine, içten, gururlu bir tebessüm vardı. Başını hafifçe salladı, bir nevi onay verir gibi. ​O kumsalda, deniz ve gökyüzü şahitliğinde, askeri yeminimizden sonraki en önemli yeminimizi etmiştik. Artık sadece nişanlı değil, hayat arkadaşıydık. İhanet ve kederin gölgesinde bile aşk, dimdik ayakta duruyordu. ​Yiğit elimi sıkıca tutarken gözüm Kemal’e kaydı. Sessizdi. Her zamanki gibi biraz uzak, ama bir o kadar da içten. Birkaç saniye bakıştık. Sonra sesi duyuldu: ​“ Evet eylem gitti. Yanında kalbimi de götürdü. Ama hayat devam ediyor ,size kızamıyorum. Çünkü yiğit komutanımın gözlerind…

Bölümün tamamını WritePad'de oku