Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 23 :HAYATIN İKİ ACIMASIZLIĞI

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 23: HAYATIN İKİ ACIMASIZLIĞI ​Operasyonun tam ortasındaydık. Etrafımızdaki her şey tekinsizdi. O yüzden çok ama çok dikkatli olmalıydık. ​ O sırada Viktor bana dönerek o melum teklifi yaptı: ​"Natalya, gel, odaya çıkalım. Seninle konuşmam gereken konular var." ​Bir an tereddüt ettim. Bütün vücudum alarm veriyordu. Ama operasyonun başarısı için bu role devam etmeliydim. "Olur, tabii ki," diyerek yanına yürüdüm. ​O an, telsizden Yiğit’in sesi geldi, sesinde sert bir komutan emrinden çok, derin bir endişe vardı: ​"Hayır, Umay! Sakın çıkma! Bir şey yapabilir!" ​Yavaşça Viktor’un arkasından giderken mırıldandım: "Yapmak zorundayım." Benim için görev, her şeyden önce gelirdi. ​Asansöre yöneldik. Kapı açıldığında Viktor, 6. kata bastı. Asansör yavaşça yukarı çıkarken, beni test etmek için önden geçmemi bekledi. Başımı hafifçe onaylar şekilde sallayarak ilerledim. Odayı bilip bilmediğimi görmeye çalışıyordu. Bu yüzden bir an duraksayıp ona döndüm. ​"Viktor, odanın neresi olduğunu söylemedin." ​Bıyık altından gülümsedi. "Öyle mi? Gel o hâlde," diyerek elimden tuttu. Elinin teması, içimde bir tiksinti uyandırdı ama sakin kalmalıydım. ​Dayan kızım, Umay! Vatan için, operasyon için dayan! ​ O sırada telsizden Yiğit’in sesi tekrar yükseldi. Bu seferki, emir değil, içten bir uyarıydı: ​"Umay, dikkatli ol! İçimde kötü bir his var!" ​Odanın önüne geldiğimizde Viktor kartını çıkarıp kapıya tuttu. Kapı açıldı ve beni içeri yönlendirdi. Hızlıca göz gezdirdim: Gösterişli ama soğuk, tek kişilik bir gardiyan hücresi gibiydi. ​"Ee, Viktor, ne konuşacağız?" ​"Acelemiz mi var? Ne kadar sabırsızsın, Natalya! Önce bir şeyler içelim. Ne alırsın?" dedi, sırıtarak. Amacı belliydi. ​"Bir viski olabilir," dedim, gözlerine bakarak. ​Telsizden Yiğit’in kararlı sesi geldi: ​"Ben, Umay’ın yanına çıkıyorum." ​Diğerlerinin "Emredersiniz!" sesi duyuldu. Samet hariç: "Komutanım, gelmemize gerek var mı?" ​Yiğit’in sesi tok ve netti: "HAYIR!" ​Tam Viktor’a seslenecekken odaya panikle bir adam daldı: "Türkler burada!" ​Viktor’un yüzü bir anda gerildi. Susturuculu silahını bana doğrulttu. "Buna kanacağımı düşünmediniz umarım, Natalya… ya da her kimsen! O kadar salak değilim!" ​"Viktor, ne yapıyorsun?!" ​Hızla silahına hamle yapıp arkasındaki adama sıktım. Ardından Viktor’a silahı doğrulttum. "Biz her yerdeyiz, Viktor! Türkleri yenebileceğini mi sandın, asalak herif?!" İki adamı daha vurduktan sonra, sert bir yumruk karnıma indi. Geri savruldum ama hızla toparlanıp Viktor’a karşı atağa geçtim. Onu dizimle ve yumruklarımla yere yığdım. ​Tam üzerime çöküp kollarımı bastırırken, bir anda beni altına alıp belinden 2. Silahını çıkarıp hızla kafama dayadı. Kapı hızla açıldı ve o öfkeli ses duyuldu: ​"Ulan! Sen kimsin de benim sevdiğim kadına yaklaşırsın, lan?!" ​Yiğit, bir kasırga gibi Viktor’u üstümden çekip delice yumruklamaya başladı. "Komutanım, yeter! Komutanım! Yiğit! Yeter! Öldüreceksin adamı!" diye bağırdım. ​"Ölsün şerefsiz! Kimse benim sevdiğim kadına dokunamaz!" diye hırsla bir yumruk daha geçirdi. ​Viktor hareketsiz yatıyordu. Ama Yaşıyordu. ​Yiğit, yanıma yaklaşıp yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Umay’ım, iyi misin?" ​Gözlerim ona kilitlenmişti. O an dilim tutulmuştu. Ama sonra zihnim bir şeye takıldı. "Komutanım, sen az önce ne dedin?" ​ İşte, O an, o güçlü adamın sesi yumuşadı. ​"Vallahi artık dayanamayacağım, Umay! Ben seni seviyorum be kızım! Çok seviyorum! Seni herkesten, her şeyden çok!" ​Sonunda be, aslan parçası! dedim içimden. ​İçimde tarif edemediğim bir sevinç vardı. İlk defa itiraf etmişti. Gözleri dudaklarıma kaydı. Benim de ona… Yavaşça yaklaştık. Alev alev yanan dudaklarımız sonunda çok az da olsa birbirlerine değmişlerdi... ​Kapıdan pat diye bir ses geldi: ​"Komutanım! Oooovvv!" ​Bir anda ittim Yiğit’i. O tarafa bakınca ters dönmüş şekilde duran Samet’i gördüm. Bir anda kızardığımı hissettim. ​"Yaz kızım! Bir kilo çimento!" Sonra kafasını eğip devam etti: "Komutanım, özür dilerim ama siz de burada mı yani…" ​Yiğit, kaşlarını çatarak ona dön…

Bölümün tamamını WritePad'de oku