Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 22: KAN VE İRADE

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 22: KAN VE İRADE Neler yapmadık Şu vatan için! Kimimiz öldük; Kimimiz nutuk söyledik. ORHAN VELİ KANIK ​Samet: Arka oda ​Zifiri karanlık arka odada, Samet bir sandalyeye sıkıca bağlanmıştı. Ellerini sıkan ipler bileklerini acıtıyor, yüzüne yediği yumrukların zonklaması ve ağzının kenarından akan kanın metalik tadı, içinde bulunduğu tehlikeyi kanıtlıyordu. Karşısında üç düşman dikiliyordu; soğuk bakışlı liderleri sorguyu yönetiyor, diğer ikisi tehditkâr bir gölge gibi etrafını çevreliyordu. ​Lider, alaycı ve baskın bir tonda Samet’e yaklaştı. "Kime çalışıyorsun lan? Söyle, yoksa... Türkler'e mi çalışıyorsun?" ​Samet, morarmış yüzüne rağmen başını kaldırdı. Sesi nefesiyle kontrol edilmişti. "Hayır, ben basit bir garsonum. Merak ettim o kadar." ​Adam kahkaha attı. "Merak? Türk müsün lan yoksa? Türkler meraklıdır derler." ​Samet, gözlerini kısıp ona meydan okuyan bir bakış attı. "Türk olsam ne olacak? Diyelim ki Türk’üm. Ne yapacaksın?" ​Bu meydan okuma, liderin sabrını taşırdı. Sametin yakasından tuttu “ lan bana bak Türk bozuntusu senin ecda…” lider cümlesini bitiremedi. ​Samet, bileklerindeki ipleri saniyelerdir gevşettiği kritik noktada aniden kurtuldu ve hızla ileri doğru hamle yaparak sağ kroşeyi liderin suratına geçirdi. Adam geriye doğru sendelerken, diğer ikisi şaşkınlıkla donup kaldı. ​Önündeki adama sert bir tekme attı; darbenin etkisiyle adam duvara çarptı. Diğeri elini beline attı ama Samet daha hızlıydı. Sandalyeyi yerden kapıp demir ayağını sertçe bacaklarına vurdu. Adam dizlerinin üzerine çökünce, Samet üzerine çullanarak peş peşe yumruklar savurdu. ​Arkasındaki lider toparlanmaya çalışırken, Samet çevik bir hareketle sırtını döndü ve dizini liderin suratına isabet ettirdi. Kırılan burundan kanlar zemine damlarken, lider yere yığıldı. ​Yerdeki tabancayı kaptı ve bilinci kapanmak üzere olan liderin suratına doğrulttu. Lider dehşetle inledi: "Lütfen..." ​Samet, silahın dipçiğini liderin ensesine indirdi. Adam yere yığıldı, bilinci kapanmıştı. ​Hepsinin hareketsiz yattığından emin olduktan sonra, adamların cebinden aldığı anahtarla hepsini yan odaya kilitledi. Yüzündeki morlukları, dudağındaki kanı umursamadan, kapıyı hafifçe araladı. Dışarıdaki tehlikeyi gözetleyerek, boksör garson adımlarıyla kulüp salonuna geri döndü. ​Tam o sırada Yiğit'le göz göze geldi. Yiğit'in yüzündeki endişe, Samet'in yüzündeki durumu görünce daha da belirginleşti. ​"İyi misin, Samet?" diye sordu Yiğit, sesi endişeyle karışıktı. ​Samet, acısına rağmen gülümsedi. "İyiyim, komutanım. Ama onlar iyi olmayabilir." ​Yiğit, yüzünü süzdü ve hafifçe gülümsedi. "Siktir et onları. Yan odaya kilitledin, değil mi?" ​"Etkisizler," dedi Samet rahatça. ​Bu iş daha yeni başlıyordu. ​Kulübün içinde ritim her geçen saniye hızlanıyordu. içeride ki ışıklar bir yanıp bir sönüyor, ortam daha da kalabalıklaşıyordu. Ama benim dikkatim sadece bir noktadaydı: Viktor ve adamları. Gözlerim onların en ufak hareketlerini bile kaçırmamaya çalışırken, elimde tuttuğum içki bardağı sadece bir aksesuar olmaktan öteye geçmiyordu. ​Telsizden Yiğite sordum “Samet iyi mi.” ​Yiğit, hafifçe başını eğerek alçak sesle cevap verdi: "Samet iyi. Ama biraz hırpalanmış. Onları etkisiz hale getirmiş ve kilitlemiş." ​Sesim biraz rahatlamıştı ama hâlâ temkinliydim. ​Etrafı hızlıca gözden geçirdim. Kemal ve Eylem barın arkasında çalışıyor, aramızda fark ettirmeden bakış alışverişi yapıyorduk. ​Yiğit, barın köşesine doğru başıyla işaret etti. "Umay, fazla dikkat çekmeden otur çok gerginsin“ ​ Gözlerimi her an çevrede gezdiriyordum. Barın biraz ilerisinde birkaç adamın bana dikkatlice baktığını fark ettim. Huzursuz edici bakışları sırtımda hissediyordum. ​Tam o sırada Kemal yanımıza yaklaştı. Elinde bir bardak vardı, sessizce eğilip fısıldadı: "Komutanım, şu an fazla dikkat çekmiyorsunuz ama fazla ortada dolanmayın. Birkaç adam sizinle ilgili konuşuyordu." ​Gözlerimi kısmıştım. "Kimler?" ​Kemal, bardağı bana uzatırmış gibi yaparak hafifçe başını ilerideki masaya çevirdi. "Şu köşedeki uzun…

Bölümün tamamını WritePad'de oku