BÖLÜM 21 : AŞK, GÖREV VE YARIM KALANLAR
Yazar: zinolay

BÖLÜM 21: AŞK, GÖREV VE YARIM KALANLAR Sabahleyin. Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde. Eliniz beyazken uzatın isterim. Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim. GÜLTEN AKIN Viktor’un Rusça sesi, dinleme cihazından net ve tehditkâr bir şekilde geliyordu: "Tamam, yarın gece kulüpte buluşuyoruz. O zamana kadar elimde her şey olacak." Kayıt cihazını kapattığımda parmaklarımın ucunda bir karıncalanma hissettim. Arabanın içindeki loş ışık, Yiğit’in yüzündeki çizgileri her zamankinden daha derin, bakışlarını ise daha anlamlı kılıyordu. Az önceki o elektrikli, neredeyse romantik havayı bir bıçak gibi kesip atmam gerekiyordu. Gözlerimi onun gözlerine diktim, ciddiyetim sesime de yansımıştı. "Yarın gece onunla aynı ortamda olmamız gerekecek. Ortada bir anlaşma değil, bir düzenek var," dedim. Yiğit, direksiyona yaslanmış, kaşlarını çatıp derin bir nefes aldı. Gecenin omuzlarımıza yüklediği gerginlik, yüzündeki yorgunlukla birleşmişti. "Bunu sabırsızlıkla beklediğinden eminim, Natalya," diye mırıldandı. Sesindeki o hafif kıskançlık ve alay karışımı tonu yakalamamak imkânsızdı. Bu karışık tını, içimdeki o muzip kadını uyandırdı. Göz ucuyla hafifçe gülümseyerek ona baktım. "Ne yani? Komutanım, görev bu gerekirse viktor’a…" Dememle dibime kadar girip konuştu. Omuzlarını dikleştirip “Umay saçmalama istersen ne viktora ne olacak viktora, ne yapacaktınız" dedi. Sesi, beklediğimden çok daha sertti. Bu sertliğin sınırlarını zorlamak, nedenini test etmek istedim. Ona doğru hafifçe eğildim, aramızdaki mesafe azaldıkça arabanın karanlığında sadece nefeslerimizi duyar olmuştuk. “Operasyon için gerekirse, viktora cilve yapmam gerekecek " diye fısıldadım. Bakışlarım, kontrolüm dışında onun dudaklarına kaydı. Yiğit’in eli istemsizce elime dokundu; “ Umay” dedi fısıldar gibi. Sanki aramızda görünmez bir mıknatısın çekim gücü vardı ve biz bu güce direnmeyi çoktan bırakmıştık. Tam dudaklarımız arasındaki o son santimler eriyecekken, telsizden gelen keskin bir ses bizi gerçek dünyaya fırlattı. "Komutanım, acil bir durum var." Yiğit hızla geri çekildi, hayal kırıklığıyla karışık bir öfkeyle direksiyona vurdu. "Siktir! Samet! Ya, ne oldu acaba yine?" diye homurdandı. Telsizi açtı: "Ne var Samet?! Bir saniye bekleyemedin mi?" Samet’in sesi, tüm ciddiyetiyle geliyordu: "Komutanım, hemen toplanma yerine gelmeniz gerekiyor. Operasyon bilgileriyle ilgili önemli bir gelişme var. Yarını bekleyemez." Yiğit’in yüzü ekşidi. Derin bir nefes alıp telsizi kapattı. "Gidiyoruz," dedi kısa ve keskin bir şekilde. Gülümsememi bastıramadım. "Ne oldu? Bir şey mi yarım kaldı, Komutanım?" diye sordum alaycı bir sesle. Yiğit gözlerini kısıp bana baktı, sesi beklenmedik şekilde kararlıydı. "Bunu sonra, bize yakışan bir yerde konuşacağız." Koltuğuma yaslanıp "Sabırsızlıkla bekliyorum," dedim. Ama ikimiz de biliyorduk ki telsiz çağrısı, sadece aramızdaki oyunu değil, hayatlarımızı değiştirecek o büyük fırtınanın ilk rüzgarıydı. O gece biz timle kulüpte ki buluşma yerlerini ayarlamıştık. Ertesi gece kulübe girdiğimizde, her şey askeri bir saat hassasiyetiyle planlanmıştı. Dışarıdan bakıldığında yüksek sosyeteden bir eğlence mekânıydı burası ama içerisi tam bir istihbarat sahasıydı. Ekibimiz her yere dağılmıştı. Samet ve Tomris, garson üniformaları içinde birer hayalet gibi süzülürken; İsmet, DJ kabininde müziği bir kodlama dili gibi kullanıyordu. Kemal ve Eylem ise barın arkasında hem içki hazırlıyor hem de ortamın güvenliğini sağlıyordu. Ben ve Yiğit ise VIP bölümünün "parlayan yıldızları’ydık; üst düzey Rus yatırımcılar Natalya ve Sergei. İçeri girerken Yiğit, hafifçe eğilip kulağıma fısıldadı: "Ne kadar Rus gibi görünüyorsun bilmiyorum ama ben bu takım elbiseyle bayağı karizmatik olmuşum galiba, kadınlar baya bakıyorlar da, Sergei rolüne de tam oturdum bence." Gözlerimi devirdim ama gülümsedim de. "Eğer karakterine uymazsan ve dikkatimi dağıtırsan, seni ilk ben ele veririm, Sergei." Yiğit hafifçe gül…