Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 18: NEFERİN KURTULUŞU

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 18: NEFERİN KURTULUŞU Devrim hastaneye girdiği anda , mesaisi başlamıştı bile , uzun bir savaşın ilk saati gibi başlamıştı. Hastanenin Acil Servisi, yaşamın en kırılgan anlarının kesişim noktasıydı; siren seslerinin kesintisiz yankısı, hızla koşan ayakların sesi ve endişeli fısıltılar, mekânın doğal ritmini oluşturuyordu. Devrim, beyaz önlüğünü sadece bir giysi değil, bir zırh gibi taşıyarak bu karmaşanın ortasında bir denge noktası yaratmaya çalışıyordu. ​Günün ortalarına doğru, o kaçınılmaz an geldi. Genç bir hemşire, yüzünde gergin bir ifadeyle yanına koştu. ​"Doktor Hanım, numara 3 teki hastanın durumu kötüleşiyor, acilen bakmanız lazım yakınlarıda sorun çıkarıyor." dedi, sesi titriyordu. ​Devrim, gözlerini bir anlığına tavana dikti ve yavaşça derin bir nefes aldı. Biliyordu ki, her kriz, doğru bir dokunuşla çözülebilirdi. "Tamam, hemen ilgileniyorum, Hasan beyi hastaya yönlendir yakınları bende." dedi, sesinde ne bir telaş ne de bir korku izi vardı. Beyaz önlüğünün yakalarını düzelterek, tıpkı cepheye yürüyen bir komutan gibi, bekleme salonuna yöneldi. ​Salona girdiğinde manzara, bir curcunadan farksızdı. Üç adam bağırıyor, tartışıyor, etrafa tehdit saçıyordu. Bir tanesi, elindeki dosyayı sinirle yere atmış, karşısındaki hemşireyi sözlü şiddet uyguluyordu. Diğer hastalar, korkuyla sandalyelerine sinmiş, başlarını çevirmişlerdi. ​Devrim, gürültünün tam kalbine doğru yürüdü. Sesi sakin ama tüm salonu susturacak kadar otoriterdi. ​"Burada ne oluyor? Burası hastane. İnsanların şifa bulmaya geldiği, bağırıp çağıracağınız bir alan değil." ​Bağıran adam, hışımla ona döndü. Gözlerinde yorgunluktan ve sinirden kaynaklanan tehlikeli bir parıltı vardı. "Ben saatlerdir bekliyorum! Kimse bize doğru düzgün bakmıyor! Siz nasıl bir yer işletiyorsunuz?" ​Devrim, adamın isyanının altındaki çaresizliği sezdi ama taviz vermedi. ​"Eğer sabırla sıranızı beklerseniz, herkes gibi siz de uygun ve özenli şekilde tedavi alırsınız. Ama bu davranışınız, hem size hem de buradaki diğer hastalara zarar veriyor," dedi. ​Adam, bir adım ileri atarak Devrim'in kişisel alanını ihlal etmeye kalktı. "Sen bana akıl mı veriyorsun? Bana hemen doktor getir yoksa yemin ederim burayı birbirine katarım!" ​İşte o an, Devrim'in mesleki sabrı ile kişisel disiplini çarpıştı. Bakışları çelik gibi sertleşti ama sesi, şaşırtıcı bir biçimde, yumuşak kaldı. "Ben doktorum. Ve burası, şu an itibarıyla, benim alanım. Şimdi oturun, ve bekleyin sıranız geldiğinde durumunuzu baştan değerlendireceğim." ​Adam, tehdidinin işe yaramamasıyla daha da öfkelendi. Kolunu sıvazlayarak Devrim’in üzerine yürüdü. Devrim, bir an bile tereddüt etmedi. Hızla bir adım geri çekildi, omuzlarını ve dengesini korudu. Adamın kolu, Devrim'in yanından geçerken, Devrim refleksle adamın bileğini yakaladı. Hafif ama etkili bir baskıyla, onu kontrol altına aldı. Bu, yılların verdiği dövüş sanatlarının bir yansımasıydı. Yanındaki iki kişi de olaya dahil olmak üzere hamle yaptı. ​ ​Devrim, ikinci kişinin üzerine geldiğini görünce, bir doktorun hastasına davrandığı hızla geri çekildi ve elindeki sandalyeyi hızla aralarına set çekti. ​"Uzak durun! Şu an kendinizi tedavi edebileceğim bir durumdan çıkarıp, polisin ilgilenmesi gereken bir belaya sokuyorsunuz," dedi kararlılıkla. ​Adamlar, bir kadının bu kadar çevik ve kararlı olmasına şaşırarak, daha da hırslı saldırmaya kalktılar. Ancak Devrim, her hareketini hesaplayarak, birini bileğinden tutup vücudunu etkisiz hale getirirken, diğerini omzundan iterek hızla uzaklaştırdı. Üçüncü adam dengesini kaybedip yere düştüğünde, kapıdan güvenlik görevlileri süzüldü. ​"Tam zamanında geldiniz," dedi Devrim, sanki az önceki mücadeleyi o vermemiş gibi sakin bir sesle. "Bu beyefendileri dışarı çıkarın. Ama önce, sakinleşmelerini bekleyin." ​Adamlar güvenlik eşliğinde dışarı çıkarılırken, bekleme salonundaki diğer hastalar Devrim’e minnet dolu bakışlar gönderdi, bazıları çekinerek teşekkür etti. ​Bir hemşire, hayranlıkla Devrim’in yanına geldi. "Doktor Hanım, bu kadar sab…

Bölümün tamamını WritePad'de oku