Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 16 : HAYATIN ACI VE TATLI HALİ

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 16: HAYATIN ACI VE TATLI HALİ ​ ​Nihayet taburcu olma zamanı gelmişti. Hastaneden kurtulmak, ruhumu bile iyileştiriyordu. Yanımda Devrim, Yiğit ve Cihan vardı; bu üç koruyucu, beni eve götürmek için hazırdı. ​Arabaya bineceğimiz sırada Yiğit ,Yaralı Yüzbaşı'sının yanına, yani yanıma arka koltuğa oturmak üzere hamle yaptı. Ama aramızda askeri rütbe vardı o benim komutanımdı mesafeyi ne olursa olsun korumalıydım. Üstelik Devrim'in de rahat etmesi gerekiyordu. ​"Devrim," diye seslendim. "Sen yanıma binsene. Hem ayağına yatarım, daha rahat ederim." ​Devrim, üzerimdeki baskıyı hemen anladı. Gülümseyerek, "Tamam, kuzum sen nasıl istersen," dedi ve yanıma oturdu. ​Yiğit Albay, bir anlık duraksamadan sonra bu kararıma saygı duydu. Mecburen ön koltuğa geçti, Cihan ise direksiyona oturdu. ​Arabada ilerlerken Devrim, kolumu okşadı. "Umay, bugün seni bir güzel duş aldıralım, ne dersin? Bütün hastane kokusunu atman lazım." ​"Nasıl yani, beraber mi?" diye sordum şaşkın bir ifadeyle, kıkırdayarak. ​Devrim kahkaha attı: "Hayır, canım. Beraber değil. Sadece biraz yardım ederim. Özellikle giyinirken, dikişlerini fazla germemeliyiz," dedi, ne kadar dikkatli olduğunu hissettirerek. ​"Tamam, olur," diyerek kabul ettim. Güvenilir ellere teslim olmak güzeldi. ​Eve geldiğimizde Devrim'in yardımıyla duş aldım. Dikişlerime dikkat ederek o ince temizlik hissini tekrar almak, ne büyük lükstü! Duştan sonra, başımda havluyla salona çıktım devrim yiğite döndü ​ "yiğit , eğer müsaitseniz, saçını tarar mısın?, Ben de bu arada bir şeyler hazırlayacağım." Devrimin suratına bakarak " Hayır" derecesinde kafamı salladım ama devrim sırıttı göz kırptı ve mutfağa kaçtı. ​Yiğit, komutanım olsa da, yaralı bir kadın için sunulan bu masum isteği geri çevirmedi. Hafif bir gülümsemeyle tarakla yanıma oturdu. ​Devrim, mutfaktan kafasını çıkardı, "Yemek Ne yapalım? Önerisi olan var mı?" diye sordu. ​Cihan" sen yemek yapabiliyor musun? , zehirleme bizi" Tam devrim ağzını açacaktı ki ben araya daldım" Devrim mantarlı makarnandan yapsana çok uzun süre oldu yemeyeli" Hepsi onaylayan bakışlarla baktılar . Mantarlı makarna kararı oy birliğiyle kabul edildi. O sırada Yiğit, Cihan'a döndü: "Cihan, hadi sen de Devrim'e yardım et. Sen de bir şeyler öğrenmiş olursun."dedi gözleriyle emrini vermişti. ​Cihan, dünyanın en ağır emrini almış gibi suratını astı. "Off, tamam, tamam," diye homurdanarak mutfağa geçti. ​Devrim, tavukları doğrarken Cihan'a döndü. "Cihan Bey, mantarları soyup doğrayabilirsiniz." ​Cihan, "Soymak mı? Nasıl yani?" diye sordu. Yüzündeki ifade, sanki bir mayın tarlasında yol arıyormuş gibiydi. Devrim'in ona karşı sabrı tükeniyordu. ​Devrim, "Bildiğin kabuklarını soyacaksın. Mantarlar yıkanmaz," dedi, sesinde alay vardı. Cihan ," Ya yıka geç işte Devrim" diye homurdandı. Ama devrimin bakışları rica değil gibiydi. ​Cihan, istemeye istemeye mantarları soymaya başladı. Birkaç saniye sonra, mutfaktan bir çığlık yükseldi: "hay ananı, Ah!" ​ Devrim, Hemen döndü. Cihan, elini havluya sarmıştı. Devrim, anında sinirlenmişti: "Cihan, bu nasıl bir beceriksizlik ya? Git otur, senin yardımın zarar sadece." ​Cihan ve Devrim'in tartışmaları, yemek kokularına karışıyordu. Cihan'ın sürekli laf sokmaya çalışması, Devrim'in de her seferinde ona alaycı bir şekilde karşılık vermesi... Yüzümde bir gülümseme belirdi. Aralarındaki bu sert çekişmenin altında, farklı bir kıvılcım olduğunu hissediyordum. ​En sonunda, Devrim makarnayı ve salatayı hazırlamış, masayı kurmaya çalışıyordu. Cihan'a dönerek, "Şu salata kasesini götürsene masaya," dedi. Cihan, yine homurdanarak ama itaat ederek Devrim'in emrini yerine getirdi. ​Bu tartışmaların yükseldiğini fark edince, mutfağa gittim: "Siz neyin kavgasını yapıyorsunuz? Sen yemek hazırladın, Cihan da sana yardım etti, tamam işte. Hadi, masaya geçelim," diyerek araya girdim. ​Devrim derin bir nefes alıp, "Haklısın. Hadi, herkes masaya," dedi. ​Yemek masasına geçtiğimizde atmosfer yumuşamıştı. Cihan, makarnayı tattı ve mırıldandı: "Bu kadar tartışma…

Bölümün tamamını WritePad'de oku