BÖLÜM 14: İKİNCİ HAYAT
Yazar: zinolay

BÖLÜM 14: İKİNCİ HAYAT Gözlerimi yeniden açmamın üzerinden çok geçmemişti. Yoğun bakımdaki o anlık sarsıntı ve hemen ardından gelen ameliyat telaşı... Yaşadıklarım, bedenimi çelikten ipliğe çevirmişti. Doktorların izniyle, yavaş yavaş odada yürümeye çalışıyordum. Yanımda hem Yiğit hem de kuzenim Devrim vardı; iki kaba gücün ortasında, ayakta durmaya çalışıyordum. "Bırakın," dedim onlara, azimle kolumu çekerek. "Tek başıma yürüyeceğim. Tedavinin yarısı iradedir." Yiğit, endişeyle bir adım geriledi ama gözleri üzerimdeydi. Devrim ise hemen koluma girmek için hamle yapıyordu ki, kapı açıldı. İsmet içeri girdi. "Geçmiş olsun Komutanım, nasılsınız?" diye sordu, sesi samimiyetle doluydu. Başımı sallayarak, "İyiyim, ismet sağ ol. Sizin sayenizde," dedim. Ancak ismetl'in gözleri birden Devrim'e kaydı. o kesin bakış, bir anda alık alık bakan, aklı uçmuş bir hayranlığa dönüşmüştü. Yiğit, hemen durumu fark etti. "Noldu ismet?" diye sordu, sesinde neşe ile sertlik arasında gidip gelen bir ton vardı. ismet, gözlerini zorla Devrim'den çekerek, toparlandı. "Komutanım, operasyon bilgisi geldi." Ama o bilgiyi verirken bile gözleri istemsizce Devrim'e kayıyordu. O an içimden güldüm. Benim timimdeki bu adam bir kadının bakışlarıyla eriyordu. Yiğit sert bir şekilde, "ismet, gözlerin kaymasın, buraya odaklan!" diye uyardı. ismet, hemen ciddileşti ve bilgiyi hızlıca aktardı. Bilgisi biter bitmez, hızla Devrim'e doğru yaklaştı. Yüzünde, bir askere yakışmayacak kadar çekingen bir ifade vardı. "Merhaba, ben ismet," dedi. Devrim, profesyonelliğini koruyarak elini uzattı. "Ben de Devrim, memnun oldum." Fakat ismet'in eli, Devrim'in elini bırakmıyordu. Devrim çekmeye çalışınca, ismet gözlerini hızla yiğite çevirdi. İşte orada, komutanına saygıyla bakmaya çalışıyordu ama bütün dikkati Devrim'deydi. O an, Cihan yerinden fırladı. Sanki bir tehdit görmüş gibi ismet'in yanına yöneldi ve elini uzatarak, "Merhaba, İsmet ben de Cihan," dedi. ismet, şaşkınlıkla Cihan'ın elini sıktı. "Ben de ismet, memnun oldum." Cihan, ismetin elini o kadar sert sıkıyordu ki, ismet'in yüz renki kırmızıya çalıyordu. Cihan, resmen bölge işaretliyordu. Gözlerinde hâlâ o sinirli, meydan okuyan bakış vardı. İki horozun dövüşü başlamıştı bile. Sonrasında Yiğit ile ismet, operasyon için odadan çıkmaya hazırlanıyordu. "Bana haber verin!" diye seslendim arkalarından. Cihan, hemen fırsatı yakaladı. "Ben de geliyorum," dedi. Ama Yiğit araya girdi: "Resmi olarak başlamadın daha, Cihan. Yasak biliyorsun. Bu yüzden burada kal, hem Umay'a yardım edersin." Bu, hem Cihan'ı tutmak hem de beni korumak için mükemmel bir bahaneydi. Cihan mecburen kabul etti ve "Tamam," dedi, ama gözleri Devrim'e bir anlık hırsla kaydı. Cihan, odada koltuğa oturmuş, telefonuyla ilgileniyordu ama dikkati sürekli benden çok, Devrim'deydi. "Devrim," dedim. "Hayır mı? Sanki ismet'le aranızda bir elektriklenme olmuş gibi." Devrim rahat bir şekilde, "Hayır, Umay. Yeni tanıştık, olmaz, saçmalama, en fazla arkadaş oluruz," diye yanıtladı. "Olur, olur," diye takıldım, biraz daha ısrarcı şekilde. "İleride olur. Gördün, çocuk sana nasıl bakıyordu." Cihan, bir anlık Devrim’e bakarak, gözlerini hemen telefonuna çevirdi. Bakışlarının Devrim'e kaydığını fark etmiştim, ama Cihan, bu durumu fark etmemişim gibi yapıyordu. Bir süre sonra dayanamadım. "Maşallah muhabbetinize de doyum olmuyor," dedim, ikisine de takılarak. Cihan telefonuyla oynamaya devam ederken, ona döndüm. "E Cihan, sen ne operasyonundan döndün? Nasıl geçti?" Cihan, biraz daha rahatlayarak, telefonunu cebine koydu ve bana döndü. "Sınır dışı operasyonu, pek önemli değil," dedi, sesinde bir soğukluk vardı ama gözlerinde de bir şeyler saklıydı. "Her zamanki gibi, işler karışıktı ama bir şekilde atlattık." Cihan'ın ifadesindeki değişikliği fark ettim. Cihan, duygularını saklayan bir adamdı, ama gözleri yalan söylemiyordu. Konuyu değiştirmek istedim. "Devrim," dedim, içindeki merakı artırmak için. "Sen önceki ilişkin nasıldı vardı sanırım ? De…