Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

BÖLÜM 12 : HAYAT SAVAŞI

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

BÖLÜM 12: HAYAT SAVAŞI Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm KAYAHAN (NASIL AYRILACAĞIZ) ŞARKISI ​YİĞİT 'IN GÖZÜNDEN ​Yoğun bakım ünitesinin önündeki o beyaz, soğuk koridorda, sabır artık işkenceye dönüşmüştü. Her geçen saniye, Umay’ın yalnız savaşına biraz daha ortak olduğumu hissediyordum. Camın ardından ona bakarken zihnimde binlerce sahne, binlerce itiraf dolaşıyordu. Benim kontrolüm dışındaki tek yer burasıydı. ​Yanımda bir hareket hissettim. Bir hemşire, yüzünde şefkatli bir ifadeyle bana yaklaştı ve yumuşak bir sesle konuştu: ​"askerinizin, durumu stabil olduğu için yakını olarak birkaç dakikalığına yanına girebilirsiniz. Ama lütfen sakin olun ve fazla konuşmayın. Ona pozitif enerji vermeniz çok önemli." ​Bu izin, kalbimi göğüs kafesimde yerinden fırlatacak kadar güçlü bir duygu seli yarattı. İçimde hem korku, hem de onu yakından görmenin dayanılmaz özlemi vardı. Odanın kapısı açıldığında, yoğun bakımın steril havası, ciğerlerime soğuk bir hançer gibi saplandı. İçerideki sessizlik, makinelerin düzenli, mekanik bip sesleriyle kesiliyordu; bu sesler, Umay'ın yaşam ritmiydi ve o an benim için dünyadaki en değerli müzikti. ​Yatağına yaklaştıkça kalbim daha da hızlandı. Bütün o güçlü, neşeli, hırçın hali şimdi yerini solgun bir yüz ve kablolarla çevrili hareketsiz bir bedene bırakmıştı. Yüzünde, göğsünde bantlar vardı. O güçlü kadın, şimdi bir cam bebek kadar kırılgandı. ​Yatağın kenarına, titreyen bacaklarımla oturdum. Titreyen ellerimle, onun elini o her zaman tetikte olan güçlü elini tuttum. Soğuktu. ​"Umay..." dedim, fısıltıyla. Sesim, bir Albay'ın sesi değil, bir aşığın yalvarışıydı. "Ben buradayım. Söz veriyorum, seni bırakmayacağım. Ne olursa olsun yanındayım, anladın mı? Lütfen bana geri dön. Sensiz ne yaparım, bu dünyayı nasıl yaşarım, bilmiyorum." ​Bir süre yüzüne bakarak sessizce oturdum. Her kelime, içimden kopan bir itiraf, bir yövgarıydı. Benim ona söylemeye cesaret edemediğim her şey, o an bu sessiz odada yankılanıyordu. ​"Hani çok konuşacağımız şeyler vardı? Hani o kahveyi içecektik? Uyan, sana Albaylık yapmayacağım. Sadece seni seveceğim, söz veriyorum." ​Tam o an, elimin içindeki o soğuk elden, hafif bir kasılma hissettim. Gözlerim doldu; bu ufacık, bu anlık işaret bile, ruhuma can suyu olmuştu. O'nun savaşıyordu! ​"Umay, duyuyorsun beni, değil mi? Ben buradayım, hep buradayım..." ​Ama o umut anı, saniyeler içinde kâbusa dönüştü. Monitörlerden gelen tiz, yırtıcı bir alarm sesiyle irkildim. Umay’ın vücudu hafifçe sarsıldı, makinelerin ekranları kırmızı ışıklar saçmaya başladı. Panikle ayağa fırladım, odaya hızla koşarak giren hemşireye döndüm: ​"Ne oluyor? Ne oldu? Lütfen bir şey söyleyin!" ​Hemşire, dehşet verici bir sakinlikle cihazlara baktı, bir düğmeye bastı ama fayda etmedi. Saniyeler içinde doktorlar ve başka hemşireler odayı doldurdu. Birisi, omzuma dokunarak, sert ama nazik bir sesle konuştu: ​"Lütfen dışarı çıkın, Komutanım. iç kanaması var . Onu hemen yeniden ameliyata almamız gerekiyor!" ​"Hayır!" diye bağırdım, kendimi Umay'ın yatağının önünden ayırmadan. "Onun yanında kalmak istiyorum. Ne olur,Onu kurtarın !" ​Bir doktor, yüzünde en ufak bir duygu belirtisi olmadan bana döndü: "Onun için yapabileceğiniz en iyi şey, bizim işimizi yapmamıza izin vermek. Askeriniz şavaşıyor; sizin de güçlü olmanız ve bize güvenmeniz lazım." ​O an, bütün gücüm çekilmiş gibi hissettim. Çaresizliğin en dibindeydim. Çaresizce geri adım atıp, o metal kapının kapanışını izledim. Bu, ikinci kez yaşadığım cehennemdi. ​Koridorun duvarına yaslandım. Nefes almak bile zor geliyordu. Ama bu kez yalnız değildim. Timin tamamı ve Serdar Yarbay koridorda belirmişti. Onlar da kapıdaki o kaosu görmüşlerdi. ​"Yiğit!" diye seslendi Serdar Yarbay, hızla yanıma gelip elini omzuma koydu. Yüzündeki ciddi ifadeye rağmen, gözlerinde içten bir destek vardı. ​"Neler oluyor? Durumu mu kötüleşti?" diye sordu, sesi titremeden ama içindeki endişeyi gizleyemeyerek. ​"Komutanım, durumu kötü. Umay... yeniden am…

Bölümün tamamını WritePad'de oku