Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻

Bölüm 1 : ABİME SÖZ VERDİM

Yazar:

Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮  𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 - zinolay kitap kapağı
Asker sözü 𝓜𝓪𝓱ş𝓮𝓻𝓮 𝓚𝓪𝓭𝓪𝓻 kitap kapağı

"Her satırında yeni bir ufkun belirdiği, geçmişin ve geleceğin iç içe geçtiği bir yolculuğa adım atıyoruz hazır mısınız?" BÖLÜM 1: ABİME SÖZ VERDİM ​O sabah, içimde bir bayram coşkusu vardı. Abimin yemin töreni vardı sonra ise başka bir göreve gidecekti. Onu yeniden görecek olmak, kalbimi yerinden oynatıyordu. Hayranlıkla baktığım rütbeli askerlere layık olmak ister gibi, özenle hazırlandım. Annem Sultan, babam Sadık ve ben, sevinçle arabaya bindik. ​"Ah, benim Zafer'im," dedi annem, sesi gururla titreyerek. "Ne kadar da yakışıklı, ne kadar da heybetli olmuş!" ​Hemen yanıtladım: "Ee, kimin abisi olacak o kadar!" ​Hepimiz kahkahalara boğulduk. Gülümsemelerimizle askeri birliğe vardık, yerlerimizi aldık ve o muhteşem anı beklemeye başladık. Askerler, büyük bir ciddiyetle sahneye dizildiler. Nihayet abimi gördüm; heyecanla anneme gösterdim. Askerler, ellerini masaya vurarak, vatanlarına gür bir sesle yemin ettiler. ​Tören bittiğinde abim yanımıza koştu. Ona sımsıkı sarıldık ve bir süre konuştuk. ​"Zafer'im, nasılsın oğlum? Çok zayıflamışsın," dedi annem, oğlunu baştan aşağı süzerek. "Eve gelince en sevdiğin yemeklerle seni besleyeceğim." ​Babam da araya girdi: "E oğlum, durumlar nasıl? Hastalık, sağlık yok değil mi?" ​Abim, içimizi rahatlatan bir gülümsemeyle cevapladı: "Yok yok, iyiyim babacım. Ama bu gece operasyonumuz var. Hemen ardından da izne geliyorum." Annesinin yüzündeki kaygıyı fark edince, elini tuttu: "Merak etme annecim, sana söz veriyorum. Burnum bile kanamayacak." ​Hepimiz gülümsedik. Ama ayrılık vakti gelmişti. Abime sarıldım. Ah, keşke o an bu sarılışın son olacağını bilseydim... Keşke o an, onu bir daha hiç bırakmamacasına sarılsaydım. ​Evimize döndüğümüzde, mutlulukla karışık bir yorgunluk hissettim. Hemen uyumak istedim. Yatağıma uzandım ve karanlık, huzurlu bir uykuya daldım. ​Sabah uyandığımda, dün geceki mutluluğun izleri hâlâ üzerimdeydi. Mutfağa gidip annemi öptüm, kahvaltıya yardım ettim. Babam gelince onu da öptüm. ​"Günaydın babacım," dedim. ​"Günaydın güzel kızım," diye cevapladı. ​Kahvaltı masasına oturduğumuzda, annemin gözleri uzaklara dalmıştı. Babam sordu: ​"Sultanım, hayırdır, yüzün neden bu kadar kederli?" ​"Zafer'im... Bugün operasyona gidecek. İçimde tarifi olmayan, çok kötü bir his var," diye fısıldadı annem. ​"Dün sana söz verdi, unuttun mu?" dedi babam, annemi avutmaya çalışarak. ​"Verdi ama... Ana yüreği işte; içim hiç rahat değil." ​"Sen endişelenme. Hatta git, en güzel yemekleri yapmaya başla. Yarın sabah oğlun kapıda olacak," dedi babam, sesi kararlıydı. ​Tam içimize biraz olsun su serpilmişti ki, kapı çalındı. "Ben bakarım," diyerek koştum. Kapıyı açtığımda, karşımda rütbeli bir komutan, bir binbaşı ve arkada bekleyen bir ambulans vardı. ​Komutan bana baktı: "Kızım, annen baban evde mi?" ​"Evet, evdeler. Bir dakika, Anne, baba, bakar mısınız?" diye seslendim. ​Annem, komutanın üniformasını ve arkadaki aracı görür görmez dondu kaldı. Gözleri doldu, yüzü bembeyaz oldu. Komutan başını usulca eğdi ve o kelimeler, bir mermi gibi havada yankılandı: "Oğlunuz Zafer, gece yaptığımız operasyonda..." ​"Hayır!" diye çığlık attı annem. "Hayır! O bana söz verdi! Gidemezdi! Burnunun bile kanamayacağını söyledi! Yalan söylüyorsunuz!" Hıçkırarak yere yığılıp kaldı. ​Babam, kalbini tuttu. Sanki bir anda nefesi kesilmişti. Onu ilk kez, o an ağlarken gördüm. Bütün gücü erimişti. Ben, annemin yanında, acının ve şaşkınlığın ortasında çaresizce ağlıyordum. Kapının önü, komşularla dolmuştu. Komşumuz Salih abi, balkona, abimin uğruna can verdiği o kutsal Türk bayrağını asıyordu. Gerisi karanlık. Sanırım bayılmıştım. ​Gözümü açtığımda, abimin al bayrağa sarılı tabutu evdeydi. ​"Zafer'im! Hani sözün nerede kaldı oğlum? Neden gittin? Hadi kalk, uyan! Sözünü tut!" diye tabuta sarılıyordu annem. ​Babam ise, içinde kopan fırtınalara rağmen dimdik durmaya çalışan, onuruyla ezilen bir şehit babasıydı. Abimi o gün toprağa verdik. Abimin mezarının başında, titreyen bir sesle yemin ettim: "Merak etme abiciğim, senin ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku